|
|
Kebapçıda izlemek gerekirdi
Erbakan Hoca’nın kızı Elif ile Kanal 7’nin vitrini Ahmet Hakan evlenecek diye bir haber yer aldı Star gazetesinde. Ahmet Hakan, "kesinlikle böyle bir şey yok" diyor. Elif Hanım’ı hiç tanımadığını söylüyor. Ahmet Hakan, haberi yapan muhabir arkadaşı aramış, kendisi "Hoca’ya yakın kaynaklardan" bu haberi aldığını söylemiş. Haberin albenisi var. Böyle kulaklara su kaçırılan haberler her muhabir gibi benim için de çekici olmuştur. Sanırım arkadışımız da bu haberi alır almaz yazıişlerine koşmuştur. Düşünün, birden imzan çıkacak. Bilirim bu duyguyu. Öyle basın etiği filan gibi lafları da söylemek şimdi yalan olur. Çünkü her muhabir böyle durumlarla karşılaşmıştır. Peki, bir eksik var. Ahmet Hakan aranmamış. Aransa da "evet evleniyorum" demezdi zaten. Ama "kesinlikle böyle bir durum yok, kendisi ile hiç karşılaşmadım" dedi. Ahmet Hakan şimdi kendi imaj derdinde. Çünkü hep oturaklı, ciddi işlerden bahseden birinin, İslami cenahtan bir magazin ile sarsılması söz konusu. Şimdi çıksa konuşsa bir türlü, konuşmasa sussa bir türlü. Biraz sansasyon tozundan da yutmak gerekiyor. Bir ders olarak görülebilir Ahmet Hakan için.
USA Open yılın son büyük tenis turnuvası. Bizim TRT, arşivden Wimbledon maçlarını gösteriyor Peki neden atladılar bunu?
Cuma akşamı İbo’nun şovu vardı. "Uzaylı Mustafa" ile anlaşılan muhabbetleri pek bir koyu. Ama onları kebapçıda masa başında izlemek gerekirdi anlaşılan. Kendi frekanslarında ve sadece kendilerinin anlayabileceği espriler yapıp durdular. Bu arada "post - modern Yunus Emre" olarak lanse edilen Uğur Işılak, ona yüklenen misyonun ağınlığı altında vakur, delikanlı, hiç gülmeyen bir imaj ile oturdu. Bir tarafta absürd, diğer tarafta radikal bir havanın ortasında, azıcık ucundan açmış sarı saçlı (kesinlikle boyalı) bir şarkıcı hanım. İşte çok uzun bir süre bu dörtlü, etraftaki otel müşterilerinin de arada sırada katılımlarıyla beyinlerimizi işgal ettiler. Şimdi oturup sormak lazım: Baba, siz ne yaptınız da biz bu kadar güldük?
|
|
|