3 Eylül 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR



 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Selim'e güveniyoruz

Togay Bayatlı


       Judo aslında Orta Asya'da yapılan tarihi "aba güreşinin" her yönden bir kopyası. Ancak Dünya'ya bu sporu judo adıyla Japonlar'ın tanıttığını da kabul etmeliyiz. Buna rağmen yine de judo bir bakıma bizim ata güreşimiz sayılır.
       Türkiye, judoda ilk madalyayı 1992 Barcelona'da kazandı. 48 kiloda Hülya Şenyurt, bronz alırken, aynı zamanda ülkemizin madalya kazanan ilk bayan sporcusu oldu. Judoda erkeklerde Selim Tataroğlu ve Hüseyin Özkan, bayanlarda ise Neşe Şensoy olimpiyat elemelerinden başarıyla geçerek ülkemizi temsil etmeye hak kazandılar. 100 kiloda yarışan Selim Tataroğlu, 1997 Avrupa Şampiyonu. Aynı yıl Akdeniz Oyunları birincisi. 1998'de Avrupa şampiyonluğunu kazandıktan sonra 1999 Dünya Şampiyonası'nda bir şanssızlık eseri ikinci oldu. Tataroğlu'ndan Türkiye kesinlikle madalya bekliyor. 66 kiloda müsabaka yapacak Hüseyin Özkan ise 1997 Avrupa şampiyonu, 1999 Avrupa üçüncüsü ve 1999 Dünya ikincisi. Hüseyin Özkan, kilosunda favori ve madalya şansı ise çok yüksek. Bayanlarda Neşe Şensoy'un kura şansına göre madalya kazanması mümkün olabilir.
       Judo, Türkiye'de önümüzdeki 10 yıl için güreşe madalya olarak yetişebilecek ve alternatif yaratabilecek bir spor dalı olarak göze çarpıyor.

© 2000 Milliyet