|
|
Çağdaş Türkiye'nin çağdaş kızları "Eşler ancak birlikte evlat edinebilirler, evli olmayanlar birlikte evlat edinemezler. Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir. Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir." Medeni Kanun Tasarısı Madde 306
Güzel şeyler de oluyor ve o güzel şeyleri cƒnı gönülden desteklememiz şart.
Muhteşem bir işbirliği... Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Turkcell daha çok doğu ve güney doğu illerini kapsayan 27 ilin kırsal kesimindeki 5.000 kız öğrenciyi okutuyor.
Bunu duyduğumda çok heyecanlandım. Son zamanların en anlamlı, en olağanüstü projesi bu.
Kalkınmada öncelikli yörelerde, olanaksızlıklar sebebiyle eğitimine devam edemeyen 5.000 kız öğrenciye yılda 100 milyon lira karşılıksız burs verilecek. Projenin adı "Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları". Amaç, eğitimli ve nitelikli insan kaynağının artmasına katkıda bulunmak, dünyayla rekabette ülkemizi daha da güçlendirmek.
Bu yıldan itibaren, Ağrı, Ardahan, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Bilecik, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Elazığ, Erzurum, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Karaman, Kars, Malatya, Mardin, Muş, Niğde, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van illerindeki okumak isteyen kızlar, okuyacaklar... Evet OKUYACAKLAR... Oralara gidip de o küçük kızları gördüyseniz, onların gözlerinin içine bakmış, onlarla konuşmuşsanız, bu projenin ne kadar harika olduğunu daha da iyi bilirsiniz.
Aile planlaması da öğrenecekler
Burs alacak öğrencilerden, annelerini aile planlaması uygulamalarına kayıt ettirmeleri ve kendilerine her yıl gönderilecek kitapları okuyarak özetini çıkartmaları istenecek. Öğrenciler ayrıca, yaz aylarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenecek on günlük "Halk Sağlığı ve Aile Planlaması" kurslarına da katılacak. Tümüyle, dört dörtlük düşünülmüş bir proje.
Belki "neden sadece kız çocukları" diye soranlar olacaktır. Ama bunun cevabı çok açık... Çünkü bizim ülkemizde özellikle eğitimde fırsat eşitliği yok. Aileler çok çocuk doğuruyor ve imkansızlıklar yüzünden önce erkek çocukları okutuyorlar. İmkansızlıklık ötesinde daha vahim olan şey ise, kız çocuklara "nasıl olsa evlenecek, okumasına gerek yok" gözüyle bakıyorlar. Daha ondördünde, çocuklarını satarcasına evlendiriyorlar. Bundan da daha korkuncu, aileler kız çocuklarını "komşum ne der, ayıp" diye okula yollamıyorlar... İşte bu nedenlerle ÇYDD ile Turkcell'n bu projesinde "kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlanarak, meslek sahibi, ufku açık bireyler haline getirilmeleri" amaçlanıyor.
Bu şahane projenin sahipleri, "5.000 kız öğrenci, 5.000 aile ve 25.000 kişinin doğrudan, milyonlarca insanın ise dolaylı olarak yarralanacağı projeyle çağdaş yaşama doğru bir adım daha atılacak. Proje, alanlarında öncü iki kuruluşun güçbirliği yapması ve uzmanlıklarını ortak bir amaç için seferber etmeleri açısından da önem taşıyor" diyorlar.
Yılda yalnızca 100 milyon lira. Aslında herkes böyle bir şeye önayak olabilir. Bir tek çocuğu bile hayata katabilir.
Yazıyı yazarken, kendimi fark ettim, mutluyum, gülüyorum. 5.000 kız güldür güldür geliyor...
ÇYDD'ne, Turkcell'e ve tabii bu birleşmeye ön ayak olan o güzel insanlara yürek dolusu tebrikler...
Sevgilim ne güzel horluyor
Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Şefi Prof. Dr. Mehmet Ömür, "horlama belirtisi gösteren uykuda solunum bozuklukları" diye bir dosya hazırlamış... Bu dosya bizim 2000'de dün yayınlandı. Biraz hatırlatayım: "Uykuda nefesin 10 saniye ve daha fazla kesilmesi apnedir. Uykuda nefes kesilmelerinin sayısı saatte beşin üstüne çıkarsa, tıkayıcı tipte uyku apnesi sendromundan bahsedilir. Uykuda nefesin kısmi kesilmesi, horlama olarak ortaya çıkarken, tamamen kesilmesi apne'ye neden olur. Tek başına horlama sosyal bir şikayettir ve tedavisi de sosyaldir. Yorgun olan, alkol içen insanlar horlayabilirler. "
Horlamanın bir nedeninin de "öldürücü apne" olduğunu bilseydim, yanımda horlayan bir erkek varken, rahatsız olmanın dışında korkudan kalp krizi de geçirebilirdim herhalde. İyi ki bunu bilmiyordum. Yoksa adam kükrer gibi her horladığında, "eyvah gidiyor" diye benim de ödüm patlayacaktı. Ve belki de bunu öğrenen kadınların şimdi ödü patlamaya başlayacak...
Neyse madem ki horlama sosyal bir durum, biz de sosyal olarak bakalım konuya o zaman. Sürekli ve şiddetli horlayan bir erkeğin yanında uyumak zorunluluğu...
Bence korkunç bir şey. Hele uykusu hafif bir insansanız ve yanınızdaki kişi uyuduğu zaman gök gürültüsü gibi horluyorsa, ne yapmak gerekir?
Radikal bir çözüm, odaları ayırmak. Aslında evleri ayırmak gerekir ama, bu önerim "ekonomik durum müsait değil" diyerek kabul görmeyecektir biliyorum! Aslında "fazla odamız yok" da denebilir ama o zaman yapacak bir şey yok zaten.
Çok fena horluyorlar...
Kendi deneyimlerim ve kadınlarla sohbetlerimden biliyorum ki, içki içen, şişman olan, aşırı yorulan erkekler mutlaka horluyorlar. Özellikle de sırt üstü yattıkları zaman çok horluyorlar. Bu durumda kadınlar geceleri hep uyanık kalıyor ya da derin bir uykudan yoksun kalıyorlar. Yanındaki erkek horlarken bir kadının yaptığı hareket önce şu: Koluyla yavaşça dürtmek... Bu işe yaramazsa, hızlıca dürtmek, bu da yaramazsa, ayağı ile bu dürtüklemeleri tekrarlamak. Alkol derecesi, yorgunluk, uyku derinliği ve erkeğin cüssesi gibi faktörlerin "ağır" olduğu zamanlarda erkek nuh diyor peygamber demiyor; şöyle bir kıpırdayıp, yine uykusuna ve kükremesine devam ediyor. Bazıları tekmelere hemen cevap veriyorsa da, 10 - 15 dakika sonra yine horlamaya başlıyor.
Erkekler genellikle sırt üstü yatarken horluyor. İri yarı bir erkeği yan yatar hale getirmek ise gerçekten yorucu bir savaş. Kadın erkeği yan çevirmeyi başarsa bile, adam inatla yine sırt üstü pozisyonunu alıp, horlamaya başlıyor.
Ve o kadın o durumda çaresiz, bezgin ve mutsuzdur ve teslim olmuş durumdadır ve artık yapacağı hiçbir şey yoktur.
Aşk sağır olamıyor
Hani aşkın o yoğun dönemlerinde "ah canım ne de güzel horluyor" deseniz de, her gece aynı yatakta uyuma fasılları başladığında, aşk pek "sağır" olamıyor.
Apnesi olan erkek tedavi edilmeli, tamam da, "sosyal horlama"sı olan erkeğin yanındaki kadını kim tedavi edecek?
E tamam, bu erkeğin bir suçu değil. "İçmesin kardeşim, şişmanlamasın" diyebiliriz, ki bu biraz gaddarlık olur. O zaman yapılacak şey şu: Bize verilen kuralları hiç sorgulamadan kabul etmemek... Yani karı ve koca ille de ömür boyu aynı yatakta yatıp, birbirinin horlamasını, hapşırığını, pırtını, yorganı üstüne çekmesini filan yaşayacak diye bir kanun yok. Arada bir ayrı yataklarda uyuyup, deliksiz sağlam bir uyku çektikten sonra, birbirlerini özlemiş olarak tekrar mutlu yataklarına dönebilirler.
Kadın-erkek ilişkilerinde bazı kuralları insanlar kendi özel durumlarına göre, kendileri yaratmalı.
(Kadınlar horlamaz mı? Tabii ki horlar... O zaman da bu yazı, aslanlar gibi horlayan kadınların eşleri için yazılmış olur, ne fark eder ki?)
Yazara E-Posta: dasena@milliyet.com.tr
|
|