|
|
Başka Helsinki yok Siyaset Kürsüsü
Bülent Akarcalı ANAP Milletvekili
Yaklaşık on aylık bir hareketsizlikten sonra Mesut Yılmaz'ın AB'den sorumlu Başbakan Yardımcısı olmasıyla AB konularında bir canlılık başladı. Volkan Vural'ın başkanlığında AB Genel Sekreterliği işler hale getirilir oldu. Başbakan yayımladığı bir genelgeyle herkesi göreve çağırdı. Dışişleri Müsteşarı Loğoğlu bugünlerde Brüksel'e gidiyor, İsmail Cem, New York Birleşmiş Milletler toplantısı dönüşü Brüksel'de yapacağı temaslarla hazırlanmakta olan İlerleme Raporu'nu müspet yönde etkilemeye çalışacak.
Bu iyi gelişmeler yanında AB'nin "tam üyeliğe hazırlanmada somut, elle tutulur, diğer aday ülkelerin yaptıklarıyla kıyaslanabilecek neler yapıyor ve hazırlıyorsunuz?" sorusuna maalesef şu anda verecek cevabımız pek yok. Varsa da verilmiş olan yanıttan Brüksel'deki bize en yakın çevrelerin dahi tatmin olmadıklarına bizzat tanık oldum. Bunu fırsat bilen Yunanistan canımızı iyice sıkacak gelişmeler için kolları sıvıyor. Önümüzdeki aylarda AB içinde Türkiye'yi ilgilendiren konularda yapılacak oylamalarda sürprizlere hazırlıklı olmamızda yarar var.
Bosna - Hersek'te Sırplara karşı tavırlarıyla hatırlanan Fransız emekli generali, şimdiki Avrupa Parlamentosu üyesi Morillon'un Türkiye Raporu eylül sonunda Avrupa Parlamentosu'na sunulup tartışmaya açılacak. Helsinki zirvesinden bu yana hiç somut adım atmadığımız için Morillon bütün iyi niyetine rağmen raporuna Türkiye lehine koyabilecek malzeme bulmada zorlanıyor. Hükümetimizin şu günlerde TBMM'ye bir sosyal - siyasi reform paketini sevk eder olması dahi yeterli görünebilecek. Avrupa Parlamentosu'nda sayıları az ama etkileri hala var olan komünistler, MEDA (Akdeniz İşbirliği) programı raporuna aleyhimize bir madde ekletmeyi başardılar. 15 Ağustos Kuzey Irak sınır ötesi harekatını gerekçe göstererek MEDA'dan Türkiye'nin yararlanmasını engellemeye çalıştılar.
AB Konseyi önerisi olarak Türkiye'ye verilecek 135 milyon Ekü'lük yardımın Avrupa Parlamentosu'nda onaylanmasında sıkıntımız olacak. AB Komisyonu, Türkiye İlerleme Raporu'nu ekim başında yayımlayacak. Bu rapor herhangi bir oylamaya tabi değil. Ancak yine Komisyon'un hazırlayacağı "Katılım Ortaklığı" ve "Çerçeve Yönetmelik" belgeleri Konsey'de onaylanacak. Birincisi "nitelikli çoğunluk" denilen üçte iki oyla diğeri ise ittifakla oylanacak, yani Yunanistan veto kullanmak isterse birinci oylamada olmasa da ikincisinde kullanabilecek. Fakat sevgili komşumuz bize karşı oynadığı oyunlardan hala uslanmadığı için her iki oylamanın "eş zamanlı" yapılmasını sağladı. Böylece birinci oylamayı da denetimi altına alıyor. Bilindiği gibi Katılım Ortaklığı Belgesi AB'nin Türkiye'ye yönelik kısa ve orta vadeli hedeflerini içerecek. Türkiye de bu hedefleri dikkate alarak yıl sonuna kadar kendi "ulusal programını" hazırlayacak.
Çerçeve yönetmelik ise AB'nin Türkiye'ye sağlamakla yükümlü olduğu yardımların hukuki zeminini oluşturacak. Yunanistan aleyhte oy kullanırsa, ki buna hazırlanıyor, mali yardım yine başka bir bahara kalacak.
Terör elebaşına ve teröre uzun süredir devlet bazında tam ve direkt destek veren Yunanistan'ı geçen yıl suçüstü yakalamıştık. Hükümetiyle, Dışişleri Bakanlığı, elçileri ve diplomatlarıyla boğazına kadar teröre bulaştığını tespit etmiştik. Bütün dünyaya da bu durumu teşhir ederek Yunanistan üzerinde ciddi baskı kurabilecek iken Yorgo Papandreu - İsmail Cem arkadaşlığına bu fırsatı heba ettik. Geçmişte de General Roger adında bir arkadaş uğruna elimizdeki en önemli kozu (NATO'ya geri dönüşünü) yine Yunanistan'a teslim etmiştik. Önümüzdeki aylarda bu dostluğun işe yarayıp yaramadığını göreceğiz. Dilerim yanılan ben olurum, zira Yunanistan bu kez de bizi AB dışında tutmayı başarırsa ne yazık ki başka Helsinki olmayacak!
Not: Kolay anlaşılması amacıyla AB Komisyonu'nu AB bürokrasisine, AB Konseyi'ni AB hükümetine benzetebiliriz.
|
|