|
|
Bürokratlar emek kesimini yok sayıyor AÇIK KOYU SOHBETLER / EYLEM TÜRK
Enflasyonu indirmek için toplumsal mutabakata ihtiyaç olduğunu söyleyen DİSK eski Başkanı ve DSP İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak, hükümetin ekonomik programı tek taraflı olarak gündeme getirdiğini belirtti.
Toplumsal uzlaşmada bu anlamda geç kalındığını vurgulayan Budak, "Örgütlerin görüşleri alınıyor. Sonuç olarak yine hükümetin söylediği oluyor. Yani görüşlere çok önem verilmiyor" dedi.
"En duyarlı siyasetçi Bülent Ecevit olmasına rağmen, bürokratlar programı hazırlarken emek kesimini yok sayıyor" diyen Budak, ortaya çıkan manzaranın bir mutabakatın olmadığını gösterdiğini, bu nedenle Ekonomik Sosyal Konsey'in kurumlaşması gerektiğini belirtti.
Enflasyonla mücadele programı emek kesimini sizce ne yönde etkiledi?
Ekonomik, sosyal dengeleri kurmak isteyen hiçbir hükümet herhangi bir kesimi karşısına almak istemez. Doğrusu da budur. Ama enflasyonun indirilmesi ile ilgili politika uygulayan ülkelerde, özellikle de bunun sıkıntısı çalışan ve dar gelirli kesimlere mal olmuştur. Dünyanın her yerinde dar gelirli çalışanların satın alma gücü bu tip programlar uygulanırken düşmüştür.
Kalıcı olarak enflasyonu yenmenin yolu, yeniden bir şeyi keşfettirmeyi gerektirecek bir olay değil. Toplumun birlikteliğini sağlamak gerekiyor. İsrail ve Güney Amerika ülkelerinin bir kısmı bunu böyle yendi.
İsrail ve Brezilya asgari ücreti enflasyonun üstünde artırdılar. Emek kesimi açısından geliri düşük olanlara, daha yüksek bir zam yaptılar. Düşük gelirliyi desteklediler.
En düşük geliri hep desteklediler tabiki. Bunu desteklemediğiniz zaman en geniş kesimi de onlar oluşturduğu için Türkiye gibi gelişmiş ülkelerde ses yükseliyor. Şimdi Türkiye'de kimin tepkisi var buna karşı? Sayısı bir milyonu bulmayan sendikalı kesimin tepkisi var. Sanayicilerin bir ölçüde tepkisi var, karlarının azalmasından dolayı. Diğer kesimin yaşam standartlarının daralmasından dolayı tepkisi var. Emek kesimi ile hükümetin arasında bu programın uygulanması sırasında kavgaların çıkması çok doğaldır. Önemli olan bu kavgaları azaltabilecek yeni mekanizmaları devreye sokmaktır.
Başbakan Bülent Ecevit, tartışmaları önlemek amacıyla toplumsal uzlaşma arayışı başlattı. Sizce bu doğru bir yol mu?
Başbakan'ın uzlaşma arayışı çok doğal ama bunu sürekli kılmak için kurumsal bir yapı kazandırılmalı. Ekonomik ve sosyal konsey yakında meclise geliyor, orda herkes üstüne düşeni yapmalı. Ayrıca ekonomik sosyal konsey hükümetlerin ekonomik programlarda sıkıştıklarında sığınacakları yapı olmaktan çıkmalı, bir kuruma dönüşmeli bunun gündemi beraberce saptanmalı.
MHP'nin sosyal boyut öne çıkmalı görüşünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
MHP, ekonomik programın sosyal boyutunu öne çıkaracağız dedi, bunu öncelikle söylemesi gereken DSP'ydi. Dolayısıyla hükümetin uygulanan ekonomik programın sosyal boyutunun olmadığını artık kabullenmesi gerek. Tüm kesimlerle yeniden bir araya gelerek ciddi bir biçimde değişimlere yön vermek sorumluluğu vardır. Nitekim sadece para politikalarıyla enflasyonun inmeyeceği bir çok tecrübeyle belli. Dolayısıyla işsizlik, satınalma gücünün düşmesi ile ilgili, toplu sözleşmelere yapılan müdahale ve telkinler hükümetle emek kesimi arasındaki tartışmaları bu yıl özellikle bu yeni yasama döneminde biraz daha ciddi bir biçimde büyütecektir.
Memur kararnamesi Meclisten kolay geçmez
Memurların işten çıkarılmasını kolaylaştıran Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK), hükümet ile Cumhurbaşkanı Sezer arasında başlattığı tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi KHK'nin üstü ve altı diye nitelendirebileceğimiz iki boyutu var. Üstünde gözüken irtica ve bölücülük. Bölücülük de, irtica da Türkiye için bir tehlikedir. İrticanın daha büyük bir tehlike olduğunu hepimiz daha iyi biliyoruz. Ancak dayaklar yiyen, sürünmeyi göze alan memur bir saat Kızılay meydanında toplanırsa ona da uygulama geliyor. Ekonomiyide bu hale getiren memur, çalışanlar değil, ekonomiyi de bu hale getiren siyasettir. Dolayısıyla memur buna tepki gösterdiğinde KHK'nin ceza uygulamasıyla karşı karşıya kalıyor. Demek KHK'nın ceza boyutuna yalnız irtica açısından değil, çalışanlara, hak arayanlara sivil isyan hakkı, sivil direnme hakkına karşı uygulanan bir müeyyide olduğunu da düşüneceğiz.
KHK'nin yasalaşmasına nasıl bir tavır göstereceksiniz?
KHK'nin meclise gelmesi, meclisten geçmesi hükümetin düşündüğü kadar rahat olmayabilir. İrtica ve bölücülük konusunda bir uygulama yapılmalıdır, hatta mevcut yasalara göre yapılabilir. Hakkını arayan memura, emekçiye dokunulmaması koşuluyla elbette ki buna destek vermek bizim için görevdir. Ama bunu da içeren bir biçimde, ekonomik politikaların karşısında direnme hakkını kırmak içinse, bu çağdaş bir devletin, AB'ye aday bir devletin tercihi olmaz. Ben böyle bir şeye şiddetle karşı çıkarım, elimden gelen her şeyi yaparım, kulis ve lobi de yaparım.
|
|
|