15 Eylül 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Söz depremzede çocukların

Depremzede çocukların çektikleri fotoğraflar albüm haline geldi.

Özcan YURDALAN


ent.jpg        17 Ağustos depreminin birinci yılında bir fotoğraf albümü yayınlandı. Ancak bu albüm, şimdiye kadar bildiğimiz fotoğraf albümlerinden biraz farklıydı. İzmit Bekirpaşa Belediyesi'nin Eski Cephanelik Çadırkenti'nde depremden sonra Dayanışma Gönüllüleri ile Enfants du Monde'un başlattığı, "Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi"nde fotoğraf çekmeyi, film yıkamayı, kart basmayı öğrenen çocuklar, yaşadıkları çadırkentteki hayatı belgelediler ve bir albüm haline getirdiler. Bu albümün oluşum süreci ve atölyenin bundan sonraki çalışmaları konusunda, bu çalışmada başı çeken fotoğraf sanatçısı, rehber ve yazar Özcan Yurdalan depremzede çocukların fotoğraf çekme serüvenini yazdı.

       Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi, 17 Ağustos depreminden sonra, Dayanışma Gönüllüleri'nin başlattığı travma giderme, psikolojik yardım ve animasyon programları içinde yer aldı. Deprem bölgesindeki kurtarma ve acil yardım çalışmaları bitmişti. Çadırkentlerin kuruluşuna katılan Dayanışma Gönüllüleri, barınma ve beslenme sorunları olabildiğince çözülmüş depremzede çocuklar için resim, heykel, müzik, tiyatro spor ve fotoğraf atölyeleri kurdu. Hayat bir başka biçimde ve herşeye rağmen sürüyordu...
       İzmit Eski Cephanelik Çadırkenti'ndeki Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi'nin amacı, sözü çocuklara vermekti. Çocukların fotoğrafı bir ifade aracı olarak kullanması için yeterli teknik bilgi aktarılacak, bir fikri, bir olayı, bir tanıklığı görüntülerle anlatabilecek düzeye gelmeleri hedeflenecekti. Bu amaçla bir karanlıkoda kuruldu, bağışlarla teknik ekipman sağlandı, makinalar, filmler banyolar hazır edildi ve çalışmalar başladı. Karanlıkoda üç ay boyunca her gün ve günde ortalama on saat açık kaldı.
       Atölye, 8 - 17 yaş grubundaki 118 çocuğu bir araya getirdi. Ancak çalışmalara katılan çocukların tümü programı tamamlayamadı. Çadır kentten taşınmalar, "okul"arın açılması veya ilgi alanlarının içinde olmaması nedeniyle atölyeden ayrılanlar oldu. Ancak elli çocuk çalışmaları sonuna kadar sürdürdü.
       Bu çocuklar, siyahbeyaz karanlıkoda tekniğinin, film yıkamanın, kontak baskı ve özgün baskı yapmanın temel kurallarını öğrendiler. Ancak atölye çalışması sadece fotoğraf tekniğiyle sınırlı kalmadı. Çalışmalar sırasında, "belgesel fotoğraf" ve "bir fikrin, fotoğraf diliyle ifadesi" tartışıldı. Çocuklar bu konularda metinler yazdılar.
       Temel fotoğrafçılık bilgilerini alan çocuklar, kendilerine bir foto röportaj konusu seçerek, depremden sonra çadırkentteki hayatı belgelediler. Deprem bölgesinde geçen günlerini fotograflarıyla anlattılar.
       Düzenledikleri sergi, yurt içinde ve yurt dışında on üç kez açıldı. "www.photographerchildren.org" adresiyle açılan web sayfasını 20 bine yakın kişi ziyaret etti. Nihayet bu ay içinde çocukların çektikleri fotograflardan ve atölye belgeselinden oluşan albüm yayınlandı.
       Bu atölye, hem içinde bulunduğu özgül koşullar, hem katılımcı sayısı, hem de felsefesi ve çalışma yöntemi ve ortaya çıkan ürünlerin estetik düzeyi, anlatım yetkinliği dikkate alındığında, tüm aşamaları çocuklarla birlikte gerçekleştirilen, dünyadaki belki de ilk belgesel fotoğraf çalışmasıydı.

       Yaşam yeniden başlıyor
       1999'un Ağustos sonlarında, İzmit Bekirpaşa Belediyesi'nin Eski Cephanelik Çadırkenti'nde yaşam yeniden kurulurken, çocuklar, ilk önce çadırların iplerine takılmadan koşturmayı öğrendi. Yeni yaşama ilk ve en kolay uyum sağlayan onlar oldu. Çok geçmeden, hayal bile edemeyecekleri genişlikte bir özgürlük alanı yaratıverdiler kendilerine... Top oynayacakları, resim yapacakları, tiyatro çalışacakları, kitap okuyacakları, müzik yapacakları, fotoğraf çekecekleri faaliyet alanları açılmıştı.
       Bu koşullarda "Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi" ile belgesel fotograf çalışması başlamış oldu. Atölye çalışmaları boyunca yaşadığımız süreç ve ortaya çıkan sonuçlar herkes için şaşırtıcı oldu. Çocuklar, fotoğrafın dilini sanki ezelden beri biliyormuş gibi, bütün doğallıkları ve sınır tanımayan yaratıcılıklarıyla "görmeyi" ve "göstermeyi" becerdiler. Çektikleri yüz kasete yakın siyah - beyaz film, açtıkları 80 fotoğraflık sergi, web sayfası ve fotoğraf albümüyle depremden sonraki hayatın belgeselini yaptılar.
       Bu atölye çalışması, daha güzel bir dünyanın herşeye rağmen olabilirliğini gösterdi. Aynı zamanda fotoğraf camiasına, "biz kimiz, neredeyiz, ne yapıyoruz?" sorusunu sormak için bir fırsat yarattı .

       Fotoğrafçılık okulu kurulmalı
       Fotoğrafçı çocuklarla bir yıllık çalışmayı kalıcı bir projeye dönüştürmeye çalışıyoruz. İzmit, ODTÜ prefabrik kentinde yeni dönem çalışmaları sürerken deprem bölgesinde, belgesel fotoğrafçılık alanında, meslek edinmeye yönelik, ücretsiz ve eğitim düzeyi yüksek bir fotoğrafçılık ""okul"u kurulması için hazırlıklara başladık.
       Karanlıkoda çalışmasıyla başlayan, sergiler ve web sayfasıyla süren atölye çalışması, yayınlanan fotoğraf albümüyle ilk aşamasını tamamladı. Galiba bu süreçte gönüllü emeğin ve katılımların hakettiği sözler ve sergi defterlerine yazılanlardan bizi en çok etkileyen yazı, Ahmet Baştürk'ün İstanbul sergisinde yazdıkları oldu:
       "Çekim yaptım, çok mutluyum. Kesinlikle elime bir fırsat geçerse fotoğrafçı olacağım. Fotoğraf çalışmasında çok güzel günler yaşadım, unutmama imkan yok."

© 2000 Milliyet