15 Eylül 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Abbas GÜÇLÜ Fotoğrafı: 8628 bayt
Bakan'a bravo!

       Gelecek için bir umut ışığı arayan tek derszedelerin son umutları da yok oldu. Bakan Bostancıoğlu, dün düzenlediği basın toplantısında ek sınav, ikinci kurul ve af çıkmayacağını açıkladı. Helal olsun kendisine! Zaten farklı davransaydı şaşardık...
       Bakan, sözü evirip çevirip geçen geçti, kalanlar da hak etmiştir demeye getiriyor. Ona göre, geçenler başarılı, kalanlar başarısız. Oysa gerçekler çok farklı. Abuk subuk yönetmelikler sayesinde 5, 6 zayıfı olanlar geçti. Tek dersi olanlar sınıfta kaldı. Bakan'ın mantığına göre 6 zayıflı öğrenci başarılı, tek dersten kalan, sınıf tekrarı yapmayı hak eden tembel. Olmaz böyle mantık!..
       Önekten çok ne var. Bu yıl her dört liseden birinin şampiyonu ÖSS barajını aşamadı. Oysa Bakan'ın tembel deyip, sınıfta bıraktığı öğrencilerden çoğu üniversite, Anadolu liseleri ve kolejleri kazandı. Hem de en önemlilerini...
       YÖK Başkanı gibi, Milli Eğitim Bakanı da maalesef vicdani duyarlılıktan çok uzak. Oysa benzeri görevlere psikolojiden, pedagojiden, sosyal sorumluktan uzak isimlerin hiç ama hiç oturtulmamaları gerekir...

Vakıf üniversiteleri

       Anayasa Mahkemesi tam Türkiye'ye özgü bir karar aldı. Onlara göre hukukun gereği neyse o yerine getirildi. Aslında bu konuda sorgulanması gereken ne artık yamalı bohçaya dönüşen Anayasa, ne de Anayasa Mahkemesi. Asıl tartışılması gereken iptal davasını açan Fazilet Partisi ve Öğretim Üyeleri Derneği.
       Fazilet Partisi Türkiye'yi yağmalayanlarla mücadele edeceğine eğitim kurumlarının yok etme uğraşı veriyor. Neymiş devlet, özel üniversitelere arsa tahsisi yapıyormuş, orman alanları talan ediliyormuş. Devlet, kime devlet olanaklarını peşkeş çekmiyor ki? FP eğer ille de onurlu bir mücadele verecekse batık bankalara haracanan 9 milyar doların hesabını sorsun. Gecekonduların, arazi mafyasının, villacıların talan ettiği orman arazilerine sahip çıksın...
       Vakıf üniversiteleri, yasa gereği ağaçları kesen değil, koruyan, kollayan, çoğaltan kurumlar. Ayrıca bu okullarda sadece zenginlerin çocukları okumuyor. Holdinglerin kendilerine adam yetiştirme gibi bir beklentileri de yok. Aydın, Cumhuriyet'e, demokrasiye sahip insanlar yetiştiriyorlar. FP'nin korkusu da bu yüzden olsa gerek...
       FP, Anayasa Mahkemesi partimizi kapatmasın, Erbakan hapse atılmasın diye kapı kapı dolaşıyor. Oysa aynı parti üniversitelerin adeta yok edilmeleri için dava açıyor, sonuç alıyor. Bu nasıl demokratlıksa!.. Öğretim Üyeleri Derneği'ne gelince. İnsanın bindiği dalı kesmesi diye buna derler...

Öğretmen tayinleri

       Eğitimin; aklın, mantığın, planlamanın, organizasyonun, ileri görüşlülüğün sembolü olması beklenir. Aynı şekilde eğitime yön veren kurumların da aynı yeteneklere sahip olması arzulanır. Ama gelin görün ki, MEB bu konuda bir değil, yüz defa sınıfta kaldı. Okullar açıldı bir haftasını doldurdu hala 25 bin öğretmenin tayini gerçekleşmedi. Bu öğretmenler ne zaman gidip de göreve başlayacak? Neden bütün yaz oturdular da tayin yapmadılar?..
       Özetin özeti: Bir dersten kalan öğrenci yıl tekrarı yapıyor ya da okuldan atılıyor. Peki yüz dersten kalan politikacı ve bürokratlara ne oluyor?..


Yazara E-Posta: aguclu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet