15 Eylül 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Derya SAZAK Fotoğrafı: 6896 bayt
CHP hakeme gidiyor

       Tüzük kurultayının askıya alındığı CHP'de 30 Eylül'de genel başkanlık seçiminin de yapılacağı "olağanüstü" kurultaya gidiliyor.
       Ankara kulislerini yakından izleyenler açısından bu gelişme sürpriz olmadı; CHP'de parti içi iktidar yarışının "seçimli" kurultayla sonuçlanması artık bir "siyaset klasiği"ne dönüştü. Olağanüstü toplantı sayısının "olağan" çalışmaların önüne geçtiği kaç parti var?
       "Sürekli Kurultay Partisi" adı boşuna değilmiş!
       Altan Öymen döneminde de aynı sürece girildiğini görüyoruz; "parti içi iktidar" savaşımı CHP'yi bir kez daha hesaplaşmaya sürükledi.
       18 Nisan ertesinde liderliği Baykal'dan devralan Öymen, Genel Sekreterini bile seçtiremediği "Parti Meclisi bloku" karşısında kurultayın "hakemliğine" gidiyor. Ve CHP tarihinde İsmet Paşa'dan itibaren örnekleri bilinen meydan okumayla "Bir partide iki genel başkan olmaz, ya ben ya Baykal..." demeye hazırlanıyor.
       Peki bu noktaya nasıl gelindi?
       Görünür gerekçe "Mersingate" skandalı.
       Merkez İlçe Başkanı Canan Demirel'in ev adresinde üye yazımında sahte kayıtlar yapıldığı iddiası üzerine soruşturma açılıyor. Tarhan Erdem olaya el koyuyor, ancak MYK'daki oylamalarda disipline verilen Mersin ilçe yönetimi görevden alınamıyor.
       O arada Baykal'ın "ayak sesleri" Genel Merkez'i rahatsız etmeye başlıyor. Karşılamalar, konvoylar derken Öymen bu durumu mayıs kurultayına hazırlık olarak görüyor ve "telaşa kapılıyor".
       "İnönüvari" bir strateji çiziliyor.
       Baykal dahil, potansiyel başkan adaylarına çağrıda bulunan Öymen, tüzük kurultayında herkesle yarışmaya hazır olduğunu belirtiyor.
       Ancak muhalefet kanatları bu resti görmediler. Çünkü Genel Merkez'in asıl niyetinin, MYK üyelerini istifa ettirip, mayıs kurultayına kadar "örgüt operasyonu"na yönelmek olduğunu anladılar.
       Öymen "aba altından sopa" göstererek, "tek adam"lığa oynuyordu!
       Bu teşhis farklı grupların birleşmesine yol açtı.
       Altan Bey; Murat Karayalçın ve Fikri Sağlar'ı yanına çekmiş, ancak Hasan Fehmi Güneş, Önder Sav, Ertuğrul Günay, Mehmet Moğultay, Ercan Karakaş gibi isimlerin desteğini kaybetmişti.
       Dengelerin bir anda değişmesi Parti Meclisi'nde Öymen'in istediği MYK listesinin - Tarhan Erdem dahil - kaybetmesiyle sonuçlandı. Yarım asırlık "parti pratiği"ne rağmen Öymen 12 Eylül'ün yıldönümünde "darbeyi" nasıl göremedi, hayret!
       Bu durumu "güvensizlik" sayan Altan Öymen şimdi kurultayın desteğini arayacak.
       "Ya ben ya diğerleri..." diyecek.
       30 Eylül'de başka aday çıkacak mı?
       Baykal cephesinde sessizlik var.
       Her şey olabilir...


Yazara E-Posta: dsazak@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet