|
|
Ne oldu ki ne olacak!
Arkasında "yüzde 90'dan fazla halk desteği" bulmuş birisi elbet bu ülkeyi daha yakından tanıyacak!
"Bize bir şey olursa cezaevindekileri öldürün!" talimatını göğsünü gere gere "hatırlayan" ve tek düzeltmesi "Sadece MHP'liler için değildi" olan Kenan Evren'de de bu rahatlık var işte.
Ne oldu ki ne olacak!
. . .
Kimilerinin "darbe"ye nasıl yaltaklandıklarını çoktan unuttuğu...
Kimilerinin "darbe"nin en azından görünürde kendilerini alaşağı ettiğini hiç hatırlamadıkları...
Kimilerinin en azından açık sözlülükle kendisi hakkında hiçbir kötü söz söylememiş olmakla övünebildiği...
Dayatıp onaylattığı anayasasının dahi "sivil" yönetimler tarafından değiştirilemediği...
Davetlerde, protokollerde "eski cumhurbaşkanı" sıfatıyla boy gösterebildiği...
Anlı şanlı işadamlarının sanat aşkıyla tablolarını satın aldığı...
Kendisine dava açan bir savcının "bağımsız yargı"ya yakışır bir şekilde görevden uzaklaştırıldığı...
25 Aralık 1990'da Milliyet'te yayınlanan anılarında zaten bu "kurşuna dizin" talimatını açıkladığı halde yaprağın kımıldamadığı (hatırlatma Medyakronik sitesinden!) bir ülkede...
Bunu bir kez daha hatırlayıp kabul etmesinden sonra neden endişe edecekti ki!
. . .
"Öldürün" talimatını normal buluyorsanız zaten diyecek bir şey yok.
Ama bakın öyle bir zihniyet Türkiye'de neler olabiliyor, neler yapabiliyor:
Silahlı Kuvvetler'de her seferinde daha büyük bir silahlı güce komuta ederek en üst noktaya kadar ulaşabilmiş!
Darbe yapabilmiş!
Yasalar, yasaklar getirebilmiş!
Hükümet kurdurabilmiş, milyonların kaderini etkileyen kararlar aldırabilmiş!
Dış politikayı çizip Türkiye'nin dünyadaki konumunu tayin edebilmiş!
Anayasa yazdırmış ve geçirmiş!
(Ülkeyi) Demokrasiye geçirmiş ve sınırlarını çizdiği "demokratik, laik, sosyal hukuk devleti"nin cumhurbaşkanı olarak kalabilmiş!
Bunların içinde, "darbe yapmak" dışında, o zihniyete layık herhangi bir madde var mı?
Ama hepsinin gerçekleşebilmesi, onaylanması, kabul görmesi, sessizlikle, hatta alkışlarla karşılanması, sonrasında geçiştirilmesi ve bir toplumsal utanç vesilesi ile bir "demokratik hukuk devleti"nin haysiyet meselesi olmaması ortak - ortalama tahtamızdaki eksikliklere tekabül ediyor.
. . .
Aslında, bunları yazarken dahi, şu "tekzip ihtimali" düşündürmüyor değil:
Şimdi Kenan Evren çıkıp dese ki...
"Tamam, ben misilleme olarak cezaevindekileri öldürün dedim. Ama, (idamlar, işkenceler dışında), böyle bir şey yapmadık. (Gerçi cezaevlerinde 300 kişi çeşitli nedenlerle "ölmüştü" ama!) Sizin bu sivil demokratik hükümetiniz sırasında, Ankara Ulucanlar'da onca mahkum ve tutuklunun ölüm emrini de mi ben verdim? Refahyol zamanındaki cezaevi katliamları da mı benim talimatımdı?"
Demez herhalde, fakat...
Dese, ne diyeceğiz?
Ne?
. . .
Darbelerle demokrasiye geçirilmiş ve hala oralarda kalmış ülkeler bir hoş oluyor...
Halk marifetiyle geçene kadar!
Yazara E-Posta: umur.talu@milliyet.com.tr
|
|