Bir an, bir anı
Uzun süre görmezsin, arada bir karşılaştğında sevgiyle sarılırsın, öpersin, hasretle konuşursun...
Sonra birbirine sorarsın, “yahu neden biz hiç görüşemiyoruz?"
“Zaman bir tuhaf, koşturmaktan görüşemiyoruz, haftaya araşalım, randevulaşalım, görüşelim" dersin.
Gerçekten istersin o an, gerçekten onu seviyorsundur çünkü. Ama önceliklerimiz neyse, iş mi, aile mi, çocuklar mı, neyse ne, öncelik bir türlü o sevdiğin ama bir türlü görüşemediğin dostuna gelmez.
O senin aklındadır, arada bir adını duyarsın, resmini görürsün, hatırlarsın, sevgiyle bakarsın ama yine elini uzatıp da telefonu açamazsın.
Sanki önceliklerin, onunla geçireceğin birkaç saatten daha önemli ve keyiflidir. Hayır değildir ama yine de yapamazsın işte. Yaşamın çarkları kendi isteklerin dışında döner durur.
Ve bir gün...
Onu artık asla bir daha göremeyeceğini öğrenirsin.
Şaşar kalırsın.Ben onu görmek istiyordum, ben onunla konuşacaktım daha dersin. Acına, kendi kendine kızmak karışır. Acıyla, gözlerin yaşlı, karar verirsin yarın kendinin de yok olacağını düşünerek...
Bundan sonra kendi isteklerime, sevdiklerime, görmediklerime daha çok zaman ayıracağım dersin...
Sonra bunu yine unutursun o dişliler arasında...
|