|
|
Neleri kaçırıyorum?
Tatil bitti. Sizlerle birlikte olmadığım sürede epey eşelendim. Hem evde, hem de işyerinde...
Eski paradigmalarla bugünkü hızlı değişime ayak uydurmanın mümkün olmadığını sıkça vurgulasam ve kendim de uygulamaya çalışsam da bazı alışkanlıklarımızı terk edemiyoruz maalesef. Biraz soluk alabildiğimiz tatil dönemleri, kendimize ayna tutabilmemiz için iyi bir fırsat.
Örneğin gerek evde, gerekse gazetedeki dolaplarımda yıllardır dağlar gibi biriken kitaplar, gazete kupürleri, değişik dokümanlar, okuyucu mektupları var. Bizim nesile kitap atılmaz diye öğretilmiş. Biz de kendi aldıklarımızın yanı sıra işyerine her gelen kitabı ya evde, ya da işyerinde saklamayı adet edinmişiz. Bu alışkanlığımı her ne kadar son 2 - 3 yıldır terk ettiysem de daha radikal olmam gerek. Dahası yıllardır birikenleri de mutlaka tasfiye etmem şart. Çünkü bugünkü bilgilerim ve idrakimle, eskiden beri sakladıklarımın pek çoğunun hâlâ geçerli olup olmadıkları konusunda ciddi tereddütlerim var.
Daha doğrusu artık bilgiye erişmek o denli kolay, dünya o denli avucumuzun içinde ki, pek çok konuda internete girip bilgiye erişmek, evde eşelenmekten daha hızlı sonuç veriyor. Kaldı ki beslenmeden tıbba, Newtoncu düşünceden kuantum fiziği ve kaos teorisine bize doğru diye öğretilen pek çok şeyin son dönemde yanlış olduğu da anlaşıldı. Bilimsel doğruların tek başına yeterli olmadığı, duygu ve sezgilerin daha fazla dikkate alınması gerektiği, vesaire, vesaire...
Anlayacağınız işim zor. Aslında pek çoğunuzun işi belki benimkinden de daha zor. Çünkü çevreme baktığımda çoğu kişiyi, paradigma değiştirerek hayata bakabilmek konusunda kendimden daha tutucu görüyorum. Düne ait kavramlarla bugünü anlamaya, hatta yarını öngörmeye çalışanların çoğunlukta olduğunu üzülerek fark ediyorum.
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Hüsamettin Kavi’nin önceki günkü Yeni Ekonomi Zirvesi’nde dediği gibi ben de son dönemde “Acaba neleri kaçırıyorum?" telaşı içinde yaşamaya başladım. Her şey o denli hızla değişiyor ve benim ilgimi çekebilecek o kadar çok konu gündeme geliyor ki, İskoçyalı koyun Doly gibi kendimi kopyalayıp birbirinin eşi bir düzine Meral olsam, yine de ilgimi çeken şeylerin tümüne yetişemem.
Karar verdim. Bundan böyle daha da seçici olacağım. Tatil süresince (Tatil dediysem, yarısını İstanbul’da ve hatta Demirel’le davam nedeniyle gazetede geçirdim) katıldığım yeni ekonomi toplantılarına (Hatta bunlardan birini yönettim bile) bundan böyle daha fazla ağırlık vereceğim. Bu arada son günlerde katıldığım toplantılardan bende kalan tortuları da önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım.
Nordström’ü sakın kaçırmayın
28 Eylül saat 15:15’i defterinize not düşün. Ve kendinizi geliştirmek, ufkunuzu açmak gibi bir niyetiniz varsa, Lütfi Kırdar’ın yolunu tutun.
Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı EFQM’in bu yıl İstanbul’da toplanacak Genel Kurulu’nun kapanış oturumunda konuşacak olan Prof. Kjell Nordström’ü dinlerken nutkunuzun tutulacağına bahse girebilirim.
Bendeniz kendisini 3 yıl önce Stockholm’deki EFQM Kongresi’nin kapanışında dinlediğimde müthiş etkilenmiştim. Stockholm School of Economics’den bir öğretim üyesinin size hitap edeceğini programdan okuduğunuzda ne düşünürsünüz? Kravatlı, takım elbiseli ciddi görünümlü bir adam karşınıza çıkacak ve biraz monoton, pek de hayatın içinden olmayan bir konuşma yapacak!
Ne münasebet! Önce koca salonun ışıkları tümüyle karartıldı. Ardından karanlıklar içinden esrarengiz bir müzik başladı. Daha sonra “Karl Marx haklıydı" cümlesiyle birlikte salon tedrici olarak hafiften aydınlatılmaya başlandı. Karşımızda kafasını kazıtmış, gözlüklü, siyah bisiklet yaka penye tişortlü, siyah blucinli, beyaz spor ayakkabılı bir adam. Görüntüsel olarak tüm beklentilerimizi alt üst eden bu adam, konuşmasıyla da bizleri sarsmıştı. Salondakilerin tümü, 45 dakika boyunca çıtlarını çıkartmadan, dikkatle bu aykırı akademisyeni dinlemişlerdi. Nordström buradaki konuşmasına ise “Einstein haksızdı" diye başlayacakmış.
2 günlük forumun ana teması, küresel rekabette ayakta kalabilmenin anahtar sözcüğü farklılığın çevresinde odaklanmış: Farklılıkların Yönetimi.
Bizim şirketler, Avrupa Kalite Ödülleri için bu yıl yine iddialı. Finalistler arasında yine 3 şirketimiz var: Arçelik, Eczacıbaşı Vitra ve Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi. Mühendislik Fakültesi, kamu dalında Avrupa’da finale kalan ilk Türk kurumu.
Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr
|
|