21 Eylül 2000 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Rüzgar enerjisi devreye sokulmalı

Kocaeli Üniversitesi Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynak ve Teknolojileri Araştırma Birimi Başkanı, Öğretim Üyesi Dr. Tanay Sıdkı Uyar Türkiye'nin enerji sorununu yorumluyor.

TANAY SIDKI UYAR


ent.jpg        Enerji üretim ve kullanım teknolojilerine ilişkin alınacak yatırım kararları ileriye dönük değiştirilemez etkiler yaratır. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB); elektrik sektöründeki geleceğe dönük yatırımlarında hala Viyana Otomatik Sistem Planlaması (WASP) modelini kullanmaktadır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın, üye ülkelerin enerji bakanlıklarına ücretsiz olarak dağıttığı WASP, bir ülkenin gelecekteki enerji sistemini planlamak için sadece geçmişin teknolojilerini dikkate almaktadır. Bunun sonucunda ETKB'nın yatırım çözümlerinde sadece nükleer, hidrolik, akaryakıt ve kömür santrallar seçenekleri görülmektedir. Bu teknolojilerin kanıtlanmış sorunlarını aşmak için geliştirilen yeni teknolojiler, karar verme sürecinde varlıkları tanınmadığından, seçenekler olarak göz önüne alınmamaktadır. Bu yaklaşım, sanayileşmiş ülkelerde çok düşük pazar değeri olan, geçmişin kirli ve verimsiz teknolojilerinin gelişmekte olan ülkelere taşınması için uygun koşulları sağlamaktadır.
       Dünya ülkelerinin karar vericileri fosil yakıt, nükleer güç ve enerjinin savurgan kullanımının yarattığı sorunların farkına vardıkça daha verimli teknolojilere ve doğal çevrede enerji üretimine doğru yönelmeye zorlanmaktadır. Türkiye, enerji sektörünü WASP modeli ile planlayan ülkelerden biri olarak, geçmişin enerji teknolojilerini ve ilgili sorunlarını ithal ederek enerji de çözümsüzlüğe doğru tam hızla gitmektedir.
       Oysa EİKT Uluslararası Enerji Ajansı, Enerji Teknolojileri Sistem Analiz Programı araştırıcılarının ortak çabası ile geliştirilen, geleceğin planlama dönemi içinde kullanıma girecek tüm enerji teknolojilerini dikkate alan, ileri karar destek araçları pek çok ülkenin karar vericilerince kullanılmaktadır.
       Türkiye'de kullanılacak enerji teknolojileri değerlendirilirken her teknoloji yatırımı için toplumsal maliyetler, doğal çevre ve insan sağlığına yapılan tahribatının ekonomik değeri, toplam yatırım maliyetine eklenmelidir. Ulusal çıkarlara öncelik vererek bir stratejik değerlendirme yapılmadığı durumlarda enerji sektöründeki yatırımlar, ticaret önerileri yabancı karar vericiler tarafından yönlendirilmektedir. Fosil yakıtların yani kömür, akaryakıt ve doğal gaz kullanımını içeren herhangi bir enerji yatırımı, BM İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması taslakları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
       Enerji verimliliği ve sürdürülebilir enerji teknolojilerine yönelmek gerekir. 1973 yılında ilk petrol krizi enerji sorununu gündeme getirdiğinde ısıtma, soğutma ve aydınlatma için eşdeğer hizmetin teminiyle birlikte, konut ve ticari binaların daha az enerji kullanımını sağlayacak tekniklerin bulunması üzerine arayışlara özel ilgi gösterildi. Geliştirilen tasarımlar ve cihazlar, sadece geliştirilmiş enerji etkinliği açısından değil, aynı zamanda iyileştirilmiş yangın güvenliği, düşük bakım maliyetleri, daha sessiz çalışma, daha dayanıklı malzemeler, daha hızlı pişirme süreleri ve duyguları rahatlatacak doğal aydınlatmanın daha yaygın kullanımı gibi diğer faydaların sağlanmasında da başarılı oldu.
       Bununla beraber karar vericiler genelde daha çok enerji kullanmakla övünürler ve kişi başına daha çok enerji kullanmayı, verimliliği göz ardı ederek, endüstriyel kalkınmanın bir göstergesi olarak açıklarlar.
       Diğer tüm enerjiler arasından yenilenebilir enerji en ümit verici yolu göstermektedir. Hükümetlerin mütevazı araştırma destekleri ve birçok kendini adamış girişimcinin katkısıyla güneş, biyokütle, rüzgar ve jeotermal enerji kaynakları son 20 yılda daha ucuz ve daha güvenilir hale gelmiştir.
       Günümüzde, yeni teknoloji ve yeni malzemelerle, rüzgar türbinleri bizlerin aydınlatma, ısıtma, soğutucular ve diğer ev aletleri için gerek duyduğumuz en temiz elektriği üretmek için kullanılmaktadır.
       Rüzgar güç sistemleri acilen yeni kapasite kurmaya gerek duyan gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri için birebirdir. Temel elektrik altyapısı ve gücün taşınması için şebeke yatırımları gerektiren büyük güç santralları ile karşılaştırıldığında, göreceli olarak daha ucuz ve hızlı bir şekilde devreye sokulabilirler.
       Hakça bir bedel ödenmesi, iyi organize olmuş bir kurumsal alt yapı ve rüzgar enerjisi planlama yönetmeliklerinin hazırlanması durumunda, Türkiye'de toplam elektrik tüketiminin yüzde 7'si rüzgar gücü ile karşılanabilir. Pazar yaratıldığında Türk endüstrisi rüzgar gücü santrallarının imalatına kolayca adapte olabilir.

© 2000 Milliyet