|
|
Doğayla uğraşmak düşünceleri yenilemektir
Doğanın öyküsü - Filiz Tosyalı
Montesquieu, yazılarının bir kısmını arkadaşlarıyla paylaşırken şöyle der: “Sen bunları birkaç saat içinde okuyup bitireceksin. Fakat bunları ben ancak saçlarımı ağartacak kadar bir zaman içinde hazırlayabildim." Okuyarak bir anda geçtiğimiz yazılar, mutlaka bir araştırma, bir çalışma, bir uğraş sonucu ortaya çıkmıştır. Ben bu işi yapmaya başlamadan önce de başladıktan sonra da ne mutlu ki hazırlanan yazılara harcanan zamanın değerini anlayanlardanım. Doğayı yazmak da ayrı bir uğraş istiyor... Güzel ve kolay tarafı, duygularınız yazdıklarınızı süsleyiveriyor. Doğa tarihi öyküleri yazan biriyseniz, bir böceğin doğumundan söz etmek isteyebilirsiniz. Yazarak hazırlanmanızın günler alacağını bilmelisiniz. Galiba, böceğin tüm yaşamını inceleyerek başlamaktan başka çareniz yok. Ya da değişik kitapların içinden onun yaşamındaki en ilginç, en çarpıcı özelliklerini bulup çıkarmalısınız. Kimsenin bilmedikleri veya okurken önemsemediklerini. Zengin meralarda beslenen hayvanların sağlıklı görünüşleri bizi etkiler. Biz de tıpkı hayvanlar, bitkiler gibiyizdir. Cılız topraklar üzerinde yaşayan insanlarla zengin topraklar üzerinde yaşayan insanların görünüşleri aynı değildir. İnsanların yerleşim alanları o yöredeki bitkileri bize tanıtmaz, tanımak istediğimizde bulunduğumuz yerden 40 - 50 km uzaklara yürüyerek bitkileri gözleyebiliriz. Jacquard Vaucanson 1782 yılında ölümünden önce bir vasiyetname ile Fransa Kraliçesine makine koleksiyonunu bağışladı. Bu koleksiyonun içindeki makinelerden biri, çiçekli ipek dokuma makinesiydi. Siz hiç kırlarda yaşayan, sadece hayvanlar ve bitkilerle arkadaşlık eden bir adamın, makine koleksiyoncusu olabileceğini düşünmüş müydünüz? Balık ağı için bir makine yapana Londra’daki Society of Art bir ödül vereceği zaman aynı yolu seçti. Nasıl yapabileceğini düşünmek için kırlara açıldı. İki üç hafta sadece kırlarda dolaştı, sürekli aradı... Buldu. Tuileries Sarayı’nın bahçesinde bir gün flüt çalan bir adam gördü. Flüt çalan adamın minyatürünü yaptı. (Sonra da Flageolet çalan bir adam yapar.) Size esas anlatmak istedigim, ilk oyuncak robotu da o yaptı. Oyuncak bir ördekti bu. Bu ördek icatların en mükemmelidir. Yüzüyor, dalıyor, su içiyor ve hakiki bir ördek gibi sesler cıkarıyordu. Nihayet zehirli bir yılan üretti. Kleopatra piyesinde oynayan artistin koynunda hakiki bir yılan gibi ses çıkarıyor, hakiki bir yılan gibi kayıyordu. Galvani, değişik madenlerle kurbağanın ayağına dokunulduğunda büzülüvermesine saşırdı. Bu basit gözlem insanları nerelere götürdü dersiniz? Dünyayı birbirine bağlayan telgraf telleri önce bu yöntemle gelişti. Bir cins böcekten yararlanarak diğer böceği kontrol altında tutma yöntemi dünyanın başına pek çok iş açmıştır. Ama bu dikkatle ve özenle yapılırsa faydalı da olur. İlk defa uğur böceklerinde denendi. Kaliforniya’daki turunçgilleri Avustralya’dan rastlantıyla gelen bit mahvetti. Bunun düşmanı bir çeşit uğur böcekleriydi. Yıl 1889. Bu uğur böceklerinden getirtildi, meyve bahçelerine salındı. Tıpkı paralı askerler gibi. Daha sonra bu uğur böcekleri Güney Afrika’ya da getirtildi. Yıl 1910. İnsanlar uğur böceği aramaya başladılar. Kış uykusuna yatan uğur böcekleri yüksek mağaralardan toplandı. Meyve üreticilerine litreyle uğur böceği satıldı. Bir litrede 8000 - 10000 kadar uğur böceği vardı. Sonra bu olay unutulur gibi oldu ama ugur böceğinin öyküsü burada bitmez. Yıl 1920. Batı Amerika’ya aynı nedenle getirilen uğur böcekleri yetmeyince, dev uğur böceği fabrikaları kuruldu. Tıpkı şimdiki civciv fabrikalari gibi. 1928 yılında Kaliforniya’da 48 milyon uğur böcegi zararlı böcekleri yemeleri için portakal bahçelerine salıverildi.
|
|