|
|
Metro zamanları...
"Metro", bildiğiniz metrolardan değil. Bedava dağıtılan bir İsveç gazetesi. Stockholm metrosunda patlayan ve dünyayı mantar gibi saran bir devrim bu.
"Dünya Gazeteler Birliği" (WAN)'ın bu yılki toplantısında duydum ilk kez ben de adını. Dünya basın patronları ve üst düzey yöneticilerini bir araya getiren toplantının gündemine damga vuran olgunun doğum yerinin İsveç olduğunu öğrendiğimden beri arzu ettiğim bir şeydi Metro ve mucidi Pelle Anderson'u tanımak... Stockholm'de nihayet görüştük kendisiyle.
46 yaşında, eski bir "Mao"cuymuş meğer Anderson. Bugün mültimilyarder. Fikir babalığı yaptığı gazetesiyle, ismini taşıdığı metro istasyonlarından birinde rastlasanız; sıradan yolculardan ayırt edemezsiniz. Çocuk yüzlü, 1.90 boyunda, sarışın iri - kıyım bir İsveçli. Rahat ve cana yakın. Kendisini fazla ciddiye almıyor. Ama "buluşu"; dünya basın camiasında 2000'lerin en ciddiye alınan trendlerinden birini oluşturuyor.
Gazeteleri bedava dağıtmak fikri, Anderson'un aklına okul sıralarında sorduğu şu soruyla gelmiş: "Gazete satışlarından edinilen gelir dağıtım masraflarını karşılıyor. Biz o masrafı sıfırlayıp, ilana yaslansak ve gazeteleri bedava dağıtsak olmaz mı?" "Maoist formasyonumdan gelen doğal bir soruydu bu" diye anlatıyor aklında çakan ilk şimşeği Anderson. Bu sorunun bir gün kendisini hisseleri Stockholm Borsası ve New York Nasdaq'da satılan bir imparatorluğun kurucusuna dönüştüreceği aklına hiç gelmemiş. "Sıkıcı bir dizi gazete ve dergi"de çalıştıktan sonra nihayet 1992 yılında iki arkadaşıyla birlikte; okul yıllarında kafasına takılan bu soruya hayatın içinden cevap aramaya koyulmuş.
Kendi gibi eski "Maoist" arkadaşı Robert Braunerhielm ile birlikte yöneticilikten gelen "üçüncü kafadar" Monica Lindstedt'i bulup önce ona açmış konuyu. Lindstedt "Hele önce bir hesap kitap yapayım" diye yanlarından ayrılıp hemen ertesi gün telefona sarılmış "Müthiş karlı bir iş peşindeyiz!"
Ardından sermaye için İsveç'in medya devi MTG'den bir danışmanı ikna etmişler. "Adam bizi 2 - 3 dakika dinledikten sonra" diye anlatıyor Anderson: "50 milyon kronu (6 milyon dolar) çıkarıp derhal verdi. İçgüdüyle tamamen. Deneme yayını falan istemediler..."
Şimdi "paralı gazetelerin kuyusunu kazmak"la eleştirilen "Metro"yu "Bilakis" diye savunuyor Anderson: "Biz okur yelpazesini genişlettik. Kadınlar, gençler, yabancı işçiler... O güne dek para verip gazete almayan insanlar okur piyasasına girdi. Reklam pastası da genişledi. Reklam ücretlerimiz paralı gazetelerden daha düşük çünkü..."
5 yıl önce yayına başlayan "Metro" bugün Stockholm, Göteborg, Malm", Toronto, Philedelphia, Newcastle, Zürih, Prag, Budapeşte, Roma, Hollanda'nın tümü, Santiago de Chile ve Buenos Aires'te basılıyor. Yağ halkaları gibi dağılan "Metro"nun başarı çizgisinin önümüzdeki iki yıl içinde baş döndürücü bir ivme kazanacağını düşünüyor Anderson ve ekliyor: "Dünyanın her köşesine girecek 'Metro'."
Metro girişlerinde bedava dağıtılan gazetenin başarısının ardında üç unsur var: Dağıtımı metro ağıyla çözmek, üretim giderlerini düşük düzeyde tutmak ve gazeteciliği yalın haberciliğe indirgemek.
İsveç'in en çok okunan 3. gazetesine dönüşen "Metro" orta büyüklükteki bir apartman dairesinde 30 kişilik bir ekiple çıkıyor. En ileri internet olanaklarıyla hazırlanan gazetede bürokratik karar süreçleri budanmış. Haberi ve sayfayı her gazeteci kendisi yapıyor.
"Metro"nun misyonu; haberleri en kısa, kesin öz biçimde - profesyonel ve çekici bir mizanpajla - okura iletmek. Gündemi "hap gibi almak" isteyen gazeteciler bile sabahları ilk iş "Metro" okuduklarını itiraf ediyorlar. Profesyonel gazetecilerin okuduğu bir gazete olması, kalitenin kanıtı olarak gösteriliyor.
NOT: Pazartesi günkü "Faks"ta "Konya'nın Kula ilçesi" olarak geçen ilçenin adı "Kula" değil "Kulu" olacaktır. Bu uyarıyı dile getiren "onlar"ca okura gösterdikleri ilgi, dikkat ve özen için teşekkür ederim. "Türk deyince akla yalnız Almanya gelmesin. Avrupa'nın diğer ülkelerinde yaşayan bizler de basından ilgi bekliyoruz..." şeklinde yakınan okurların "ortak sitemini" de bu vesileyle belirtmek isterim.
Yazara E-Posta: nilcer@turk.net
|
|