21 Eylül 2000 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Yılmaz ÇETİNER Fotoğrafı: 4788 bayt
Hala Menderes'ten medet uman siyasiler!

       Birtakım siyasiler bakıyorum da kendi geçmişlerinden, icraatlarından, yeteneklerinden değil, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'dan medet umuyorlar!..
       Evet, bu üç demokrasi şehidi fevkalade haksız bir kararla ihtilal mahkemesi tarafından idam edildiler. Devlet adamlarının, siyasilerin kaderini özel ihtilal mahkemeleri, darbeler tayin etmemeliydi... Millet seçim sandıklarında onları ya mükafatlandırır ya da cezalandırırdı... Ama ne yazık 40 yıl önce biz böyle müessif olayı yaşadık...
       Yalnız Başbakan, Dışişleri Bakanı, Maliye Bakanı değil muhalefet hariç Cumhurbaşkanı dahil tüm parlamento hapishaneye tıkıldı...

DP bir şemsiye idi...

       Eylül ayı gelince hep o günler, kardeşi kardeşe düşüren siyasi kavgaların ülkeye hiçbir şey kazandırmadığı hatırlanıyor... Geçirdiğim trafik kazası nedeniyle kemiklerim sızlarken bunları düşünüyorum...
       Birtakım politikacılar ise Menderes ve arkadaşlarının anıt mezarları önünde fotoğraf çektirmek, demeç vermek peşindeler... Herkes Menderes ve fikirlerine sahip çıkıyor ama hiçbiri Demokrat Parti'nin ne olduğunu anlamış değil. Demokrat Parti bir mozayikti; her kökenden, her kesimden gönüldaşları vardı. Parti içerisinde hele ilk zamanlarda herkesin görüşü geçerliydi...
       Hatta kuruluş yılları birtakım aşırı solcular ile sağcılar, kafatasçılar, gericiler hepsi aynı şemsiyenin altındaydı... Bu aşırı uçlar zaman zaman çıkış yaptıkça kısa sürede susmak zorunda kalırlardı, çünkü izin verilmezdi kendilerine...

Asarlar, asamazlar tartışması

       Ağustosun sonu, eylül ayının ilk günleri (1961) ülkenin her köşesinde bir korku, bir heyecan vardı...
       - Menderes'i asamazlar...
       - Sus böyle konuşma, inada bindirir asarlar!..
       Bu sözler ülkenin her tarafında konuşuluyordu... Asarlar, asamazlar!..
       Nihayet Milli Birlik Komitesi'nden karar çıktı... Dışarıdan bir grubun silahlı zoruyla idam kararları onaylandı...
       Birkaç ay önce "oh olsun" diyenler bile hınçlarını gönüllerinden silmişlerdi...
       - Yooo bu kadarı fazlaydı!..
       Sonuç bildiğiniz gibi, önce Zorlu ve Polatkan idam edildi... Menderes intihara teşebbüs ettiği için gecikti asılması, yasal olmamasına rağmen bir öğle üzeri idam olundu...
       Allah bir daha öyle günleri hiçbir insana göstermesin...

Yassıada'dan bir sahne

       Yassıada Mahkemesi Başkanı Salim Başol'un sanık Hasan Polatkan ile kürsüden konuşması... Polatkan idam isteği ile yargılanmaktadır ve son savunmasını yapacaktır... Eğer izin verilirse!..
       Başol: Polatkan sen gel... Müdafaan kaç sayfa?
       Polatkan: Müsvedde halinde bulunduğu için ne kadar olduğunu bilmiyorum efendim. 10 dakika içinde bitmez zannederim...
       Başol: Öyle şey olmaz, kısa kes!.. Zaten sen diğer davalarda da uzun müdafaalar yaptın!..
       Polatkan: Hayatımın söz konusu olduğu bir meselede son sözlerimi söylememe müsaade edin efendim.
       Başol: Olmaz, kısa kes, az konuş...
       Polatkan: Öyleyse müdafaa yapmayayım mı?..
       Başol: Yapma!..

Evliyazade ailesinin 3 damadı nasıl idam edildi?

       Ne garip tecelli?.. İzmir'in tanınmış ve zengin ailesiydi Evliyazadeler... Evliya Bey'in oğlu Refik Bey, damadı Dr. Nazım, İttihat ve Terakki'nin ileri gelenlerindendi... Dr. Nazım, Atatürk'e İzmir'de hazırlanan suikast tertibine katıldığı iddiası ile İstiklal Mahkemesi'ne verildi... 26 Ağustos 1926 yılında idam olundu...
       Fatin Rüştü Zorlu ise yine Evliya Bey'in torunu ve dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Hanım'la evlenmişti...
       Fatin Rüştü 16 Eylül 1961'de darağacında can verdi...
       Adnan Menderes ise Evliyazadeler'in kızları Berin Hanım'la evliydi... Aynı akıbetten o da kurtulamadı!..

Atatürk'ün genç evlilere verdiği hediyeler

       29 Ekim 1933 Ankara Palas'tayız... Yerli, yabancı misafirler var... Cumhuriyet'in 10. yıldönümü kutlanıyor... Mustafa Kemal Atatürk gayet neşeli... Bu arada müziği durdurup şöyle söylüyor:
       - Cumhuriyetimizin 10. yılını kutlarken, sizlere Hariciye Vekilimiz Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Hanım'la, Hariciye'nin genç meslek memuru Fatin Rüştü Zorlu'nun nişanlandıklarını ilan ediyorum...
       Bu güzel nişanı 30 Ağustos 1934'te Dolmabahçe Sarayı'nda yine Atatürk'ün huzurunda muhteşem bir düğün izledi... Atatürk genç evlilere değerli hediyeler verdi...
       Ancak bu hediyeler 26 yıl sonra 1961'de Fatin Rüştü ve ailesinin başını derde sokacaktır...

       KAYNAK: Hulusi Turgut'un Yassıada belgeseli


Yazara E-Posta: y.cetiner@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet