23 Eylül 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Bach nerede?

Web’de Kültür Sanat - AVNİYE TANSUĞ


       Bach aslında her yerde de, şu günlerde en çok “İstanbul’da"! İki biçimde. Birincisi, “Aya İrini Bach Günleri" için gelen ünlü Bach uzmanlarıyla. İkincisi, konserlerden önce bizim bilim, kültür, sanat çevrelerimizin, Evin İlyasoğlu eşgüdümünde, panel ve konferans formatında gerçekleşmekte olan katkıları ve bu programlara nasıl vakit ayırdığı, trafiği nasıl atlattığı belli olmayan ama Aya İrini’yi hep dolduran Bachseverler ile.
       Geçen akşam, bu konserler için İstanbul’a ilk gelen grup “La Petite Bande" ekibi ile bir “Sultanahmet gecesiönde sohbet ettik. Belçikalı grubun kurucusu, şefi, solisti, grup üyelerinin bazılarının babası, Sigiswald Kuijken da, diğerleri de, ilk kez geldikleri İstanbul’da, en çok izleyicinin kalitesinden etkilendiklerini söylediler. Baba Kuijken, İstanbul’u “Avrupa’nın en doğu ucu" olarak algıladığını, Avrupa’nın birçok kentinde yıllardır konser verdikleri halde, buradaki izleyici kalitesini pek az yerde gördüğünü, bunun da İstanbul performansını çok olumlu etkilediğini belirtti.

       Amerika’da değil
       25 yıldır, ABD dışında dünyanın hemen her coğrafyasında çaldıkları dikkatimi çekti. Bunun nedeni, “talep olmaması" imiş. “Bilimde, teknolojide dünya lideri orası ama, hükümetleri kültür ve sanata önem veren bir politika izlemediği için bize de talep doğmuyor. İzleyici de bizim müziğimizin farkını algılamanın çok uzağında" diyor Baba. (Bu arada kemanını çenesinin altında değil de, serbestçe omzuna koyarak çaldığı İstanbul’da fark edildi mi?)
       Sözü daha sonra nereye çektiğimi herhalde tahmin edersiniz: “Gelişmiş iletişim teknolojileri ile araları nasıl?" Üstelik, “La Petite Bande"ı, diğer Bach yorumcularından ayırdeden en önemli özellik, Bach’ı kendi döneminin enstrümanları ile çalmaları, çalarken de, kendi egolarını geri planda tutup, onun müziğinin yaratılış anını yakalamaya çalışmaları iken!

       Öksürüksüz Bach
       “Ben cep telefonu bile kullanamıyorum, bunu gençlere soracaksın, Internet’ten onlar yararlanıyor, vızır vızır elektronik postalar alıp veriyorlar. Benim için önemli olan Bach’ın el yazmalarının Internet’e yüklenebilmesiydi..." diyen Sigiswald, sözü beş kızından biri Sara Kuijken ve yöneticileri Geert Robberechts’e geçiriyor. Onlar ise Aya İrini’deki izleyiciyi ne kadar çok sevdiklerini tekrarlayıp duruyorlar. Sara “Avrupa’da ya sizi ‘snobe’ ederler ya da anlamadan dinlerler. Sizin seyirci, son derece dikkatle verileni almayı bekliyor. Bir öksürük sesi bile duymadık aralarda" diyor.
       Benim asıl sorumun yanıtlarına gelince, “lapetitebande.be" adresinde kurmakta oldukları web sitesinin, önümüzdeki Kasım’da yayına gireceğini, şimdilik bu adresten yalnızca elektronik posta (geert.robberechts@ping.be) kullandıklarını, Bach’ın “B-Minor Mass" el yazmalarının Almanya, Leipzig üzerinden yayınlanan “Bach Arşivi" “bachleipzig.de" Internet sitesine yüklenebilmesi için çalıştıklarını öğreniyorum...
       Siz bu yazıyı okuduğunuzda onlar İstanbul’da olmayacak. Ama Bach, bir hafta daha İstanbul’da! Ayrıntılar, yazılı ve görsel basında ve bir de Türkçe olarak www.geocities.com/bachistanbulda adresinde hazırlanan iletişim sitesinde!






© 2000 Milliyet