6 Ekim 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Her şey yasama konusu olmamalı!

Gündem dışı söz alma, önemli meseleleri anında Meclis'e aktarmak için amaçlanmış bir içtüzük maddesiyken, bu milletvekillerinin kendi seçmenine selam göndermek için başvurduğu bir yol haline geldi.

NAKİ ÖZKAN


ent.jpg        Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlter Turan ile parlamentonun nasıl daha etkin çalışabileceği üzerine konuştuk. Avrupa Birliği Türkiye Temsilciliği ile Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV, devlet reformuna ilişkin on bir alanda araştırma yaptırmış ve sonuçlarını konferanslarda tartışmaya açmıştı. Kitap haline getirilen "TBMM'nin Etkinliği" araştırmasının koordinatörlüğünü de Prof. İlter Turan yapmıştı.

       *"Parlamento çalışmıyor" kanaati doğru mu?
       Demokratik sistemlerde parlamentoların yavaş işleyen kurumlar olduğu daima şikayet konusu olmuştur. Ancak şikayetlerin bir kısmı isabetli değil. Bizim geleneğimizde yapabileceğinden çok daha fazlasını devletten beklemek gibi bir alışkanlık var. Devletin yapamadığı şeyler için de "parlamento bir şey yapmıyor" denmektedir. Ancak, 1999 seçimlerinden sonra biraz değişiklik oldu. Ama eldeki imkanlara bakınca parlamentonun daha fazla ürün vermesi beklenebilir. KHK'lere dönülmesi Meclis'in iyi çalışmadığına bir delil teşkil edebilir.

       *O zaman, "hükümetler isterse parlamento çalışır, istemezse çalışmaz" gibi bir duruma geliyoruz...
       Parlamentonun çalışması, hükümetlerin onu çalıştırmak isteyip istememesiyle yakından ilgilidir. Milletvekilerinden de geliyor ama yasalaşma oranına bakarsak, mevcut sistemimizde genellikle hükümetten gelen tasarılar yasalaşabiliyor.

       *Hatta hükümet ve partiler istese de parlamentodan yasaların geçmesi zor olabiliyor...
       Her ne kadar disiplinli oldukları söylense de siyasi partilerimiz aslında disiplinli kuruluşlar değil. Milletvekilleri daha çok kendi siyasi kariyerlerini ilerletmek istiyorlar. Özellikle 1999 öncesinde, kendilerini kamuoyuna gösterebilmek için parlamentoda gündem dışı konuşmalar çok sık yapılıyordu. Tartışmalar uzuyordu. Bu önemli bir vakit kaybına yol açıyordu. Örneğin, herkesin üzerinde anlaştığı muhtarların maaşına zam yapılmasını öngören bir yasa tasarısı görüşmeleri bile günler alıyordu.

       *Herkesin anlaştığı bir tasarı bile neden Meclis'ten geçemiyor?
       Oturumların televizyondan yayınlanması, seçmene görünme arzularını kamçılıyor. Gündem dışı söz alınıyor, iş uzadıkça uzuyor. Aslında, gündem dışı söz alma, önemli meseleleri anında Meclis'e aktarmak için amaçlanmış bir içtüzük maddesiyken, bu milletvekillerinin kendi seçmenine selam göndermek için başvurduğu bir yol haline geldi.
       İçtüzüğe göre işin bitmemesinin bir yaptırımı yok. Ama konuşulan konunun o gün bitirilmesi gibi bir kural olsa, kişilerin zamanı kötüye kullanımı diğer üyelerin baskısıyla karşılaşacaktır.

       *Bir de yasama faaliyetinde "toplantı ve karar yeter sayısı" şartı var. Bu da çalışmayı yavaşlatan bir kural haline gelebiliyor...
       Evet. Bazen iyi niyetle konulmuş hükümler bile problem yaratıyor. Bu kural, parlamenter iradenin temsilinde bir kuşku olmaması için öngörülmüştü. Ama tam tersi bir sonuç doğuruyor.
       Parlamentoyu çalıştırmak istemeyen bir grup, bilinçli olarak oturumlara girmeyerek, ya da oturumlar başladıktan sonra yoklama isteyerek çalışmaları aksatabiliyor. Toplantı ve karar yeter sayısı kuralı değiştirilebilir. Böylece oturumlara katılmayan milletvekillerinin görüşlerinin dışında kararların alınması kuvvetleneceği için, parlamentoya devamları da teşvik edilmiş olur.
       Meclis'in içtüzük denilen kendi anayasasında değişiklik yapılması ihtiyacı var. Parlamento da bunun ihtiyacını duyuyor. Yeni seçilecek TBMM başkanı, bu değişikliğe inanması ve tarafsızlığını göstermesi halinde partileri ikna edebilir. Yeter ki parlamento iyi çalışmamanın önemli siyasi maliyetler getirdiğini farketsin!

       *İtalya'da partiler anlaştıktan sonra, komisyon kararları da yasalaştırılıyor. Böylece meclis büyük bir yükten kurtuluyor. Bu Türkiye'de de olamaz mı?
       İtalya'da komisyonların yasa yapması sistemi sayesinde, herkesin üzerinde anlaştığı komisyon kararları tartışma açılmadan genel kurulda kabul ediliyor. Türkiye'de de bir içtüzük değişikliği ile bu yapılabilir. Düşünün ki bizde birçok harçlar dahi kanunla belirleniyor.

       *Parti gruplarının belirleyici olması milletvekili inisiyatifini ortadan kaldırıyor. Milletvekillerine ağırlık verilirse de her kafadan bir ses çıkabilir. Milletvekili ile parti grupları arasında bir denge nasıl oluşur?
       İçtüzüğe göre denge parti gruplarının lehine ama işleyişte her zaman böyle olmuyor. Yakın dönemi izleyince grupların etkisiz kaldığını, bireylerin parlamentonun gündeminde çok yer işgal ettiğini görüyoruz. O zaman bir denge ihtiyacı doğuyor. Parlamenter hem kendi partisine karşı sorumlu, hem de kendi kariyerini düşünen kişi. O zaman birey olarak kendilerini gösterme fırsatlarını çoğaltmamız lazım.

       *Bu nasıl yapılır?
       Örneğin, Amerikan Kongresi'nde bir uygulama var: Temsilciler Kongre faaliyetlerini gösteren bir televizyona çıkıyorlar ve birer dakikalık konuşmalar yapıyorlar. Bu konuşmalar Kongre'nin oturumlarında yapılmıyor ama sanki Kongre oturumunda konuşuyorlarmış gibi çekim yapılıyor. Böylece milletvekili kendisini seçmenine tanıtıyor; seçmeni onun düşüncelerini öğrenme fırsatını elde etmiş oluyor. Biz de böyle çözümler bulabiliriz. Belki, TRT 3'ün milletvekillerinin katıldığı açık oturumlar düzenlemesi; kendilerini ifade edecek programları çoğaltması lazım.

Sorun sadece parlamentoda değil!

       *Milletvekilleri ziyaretçi akınından oturumları takip edemez hale geliyorlar... Bunun bir sınırı olmalı!
       Seçmenine hizmet verme baskısı sadece Türk parlamentosunda olan bir durum değil. Parlamentoda hemen hemen her saatte ziyaretçi bulabilirsiniz. Belki ziyaret saatlerini düzenlemek lazım. Bazı Meclis başkanları bunu düzene koymak istediler ama başaramadılar. Belki milletvekillerine daha geniş destek hizmeti vererek, her seçmenin milletvekiline akışını engelleyebiliriz. Ancak, milletvekili de seçmenine hizmet verdiğini bizzat göstermek istiyor.
       Biz çok şeyi yasama konusu yapıp, Ankara'dan bekliyoruz. Parlamenterlerin bütün bu işlere yetişme imkanı yok. Bazı yetkileri yerel yönetimlere aktarabiliriz. Konu sadece parlamento konusu değil; bir devlet reformu, yetkilerin yeniden dağılımı, devlet - toplum ilişkisinin yeniden düzenlenmesi konusu. Devlet reformu ihtiyacı içinde, devlete yüklenen aşırı fonksiyonun ve yasama ihtiyacının azaltılması da var.

       *Parlamentoda önemli bir seçmen kitlesi yüzde 10 baraj nedeniyle temsil edilmiyor. Bunun değişmesi gerekmiyor mu?
       Bizdeki baraj sistemi oyların birçok parti arasında dağılmasını engellemek ve siyasete bir konsolidasyon getirmek için kurulmuştu. Ancak, istenen sonuç sağlanamadı. Barajın düşürülmesi ihtiyacı ortadadır.
       Seçim sistemi toplumsal değişimlere karşı duyarlı olmadığı zaman siyasi istikrar sarsılıyor. Belki çok aşırı duyarlı olduğu zaman da aynı olasılıktan söz edilebilir.

© 2000 Milliyet