6 Ekim 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Derya SAZAK Fotoğrafı: 6896 bayt
Meclis'in önemi

       Başkanlık seçiminin eşiğindeki ABD Temsilciler Meclisi, kampanya ortamında "Ermeni karar tasarısı"nı geçirmeye çalışırken "tatilde" dördüncü ayına giren Türkiye Büyük Millet Meclisi henüz başkanını seçemediği için toplanamıyor.
       Böylesine önemli günlerde Başkanlık Divanı oluşumunda Anayasa'nın öngördüğü süreleri kısaltıp "acil gündem" düzenlemek mümkünken parlamentonun aday başvurularını bekleyerek oyalanması tuhaf değil mi?
       TBMM 1 Ekim'de Cumhurbaşkanı'nın konuşmasıyla açıldı ama çalışmaya başlaması -komisyonların da seçilmesiyle - kasım ayını bulacak.
       Ermeni tasarısına tepkinin Meclis'te "yasak savma" türünden bildiriyle geçiştirilmesi, son dakikada Washington'a bir heyet gönderilmesi Ankara'nın ulusal duyarlılık gerektiren konularda bile ne denli geç uyandığının kanıtıdır.
       1989 yılında daha ağır bir karar, yasa tasarısı olarak Senato'nun gündemine geldiğinde Türkiye ayağa kalkmış, Özal yönetiminin ABD'de üzerindeki etkili lobisi, dönemin Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir'in çabaları ve Senatör Bird'in etkili savunusuyla Ermeni girişimi önlenmişti.
       Seçim rüzgarı bu defaki tasarının Kongre'nin Temsilciler Meclisi kanadından geçme olasılığını güçlendirirken TBMM hala "olağanüstü" bir toplantı yapmıyor. (Üniversite açılışlarında ise dış politikaya destek olabilecek tarih tezlerini gün ışığına çıkarmak yerine, "Gülenci lobinin" etkisiyle askerler tartışılıyor!)
       Dışişleri Bakanı ya da Başbakan'ın Meclis'te konuşmalarına engel Meclis Başkanlığı seçimiyse, gündemi yeni koşullara göre tayin pekala mümkün olabilir.
       İstenirse... TBMM'yi her konuda daha etkin kullanmak mümkün.
       21'inci dönemde, yasama organı parlak bir başlangıç yapmıştı, seçimlerin ardından müthiş bir tempo yakalayan Meclis temmuz ayında tatile girinceye dek tam 204 yasa çıkardı.
       Ancak yaz tatili hükümete iyi gelmedi.
       Parlamantoda 351 üye gibi yakın tarihin en etkin çoğunluğuna sahip üç partili koalisyon nedense Meclis'i kapatıp, çıkardığı "yetki yasası" çerçevesinde ülkeyi kararnamelerle yönetmeye uğraştı.
       İktidarın bu politikası Cumhurbaşkanı'nca onaylanmadı. iki önemli kararname Köşk'ten döndü.
       Dün de Anayasa Mahkemesi'nce "yetki" yasası iptal edildi. Kendisini mahkemenin yerine koyuyor diye eleştirilen Sezer'in haklılığı yüksek yargı tarafından da onaylanmış oldu.
       Hukuk için yol bir!.. KHK'larla Meclis'i devreden çıkarmaya çalışan hükümet anayasal zemine çekiliyor.
       Koalisyonun bu tür zorlamalar yerine parlamentoyu önemsemesi daha akılcıdır.
       Meclis Başkanlığı seçiminde de takvim kısaltılabilir.
       Aday isimleri kulislere yansıyor, geçen defa Akbulut'u seçtiren ANAP'ın şansı az, TBMM Başkanlığı'nda DSP, MHP arasındaki "diyalog" belirleyici olabilir. Murat Sökmenoğlu, Ertuğrul Kumcuoğlu iki tarafa da ters gelmeyecek isimler. 1991 seçimlerinden önce Özal'a karşı çıkarak "sine - i millet"e dönen Sökmenoğlu, o tarihten bu yana Başbakan'ın da yakından tanıdığı bir isim.
       Partiler, seçimde bağlayıcı karar alamadıkları için ilk turlarda oyunu yükselten adayların, kendi grupları dışından destek görmeleri sürpriz olmayacaktır.
       TBMM'nin tatil havasından süratle çıkmasını diliyoruz.


Yazara E-Posta: dsazak@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet