|
|
TÜRKÜNTÜ
Avrasya’dan Amerika’lara kadar “Batı", yüzyıllardır ürkmüş bizden, ürkmeye devam ediyor. Bitmeyen, eksilmeyen bir kin ve nefret bu... Hele biraz palazlanırsak kalleşçe vuruyor önden arkadan. Biz onlarla dost olmaya çırpınıyoruz. Onurumuzu ayaklar altına alarak onlara benzemeye ve aralarına girmeye uğraştıkça onlar büsbütün öfkelenip ürküyorlar.
“Tanıtma" dediğimiz meret, “Batıya yaranmak" çabasıdır aslında. İyi tanıtırsak kendimizi, Batılılar büsbütün ifrit oluyor: Orta Çağdan beri süregelen kindarlığın yanlış olduğunu anlıyorlar da ondan. “Barbar" diye damgalamışlar ya bizi: Güçlü bir uygarlık yaratmış olduğumuzu görünce cinleri başlarına üşüşüyor. Özellikle Avrupa, Türk’e karşı gazaplı ve garazlıdır -düpedüz “ırkçıödır. Yakın gelecekte değişmeyecek, azalmayacaktır iliklerine işlemiş olan “Türk Düşmanlığı"...
Ve, ne kadar acıdır ki, Avrupa ile Amerika bize karşı bir savaş cephesi açmışken biz Türkler kendi siperlerimizde, birbirimizle boğuşuyoruz, birbirimizi vuruyoruz önden, arkadan...
“Sözün Büyüsü"
Edebiyat konusunda söyleşilerden oluşan diziler, pek seyrek oldu Türk Televizyonunun 30 yılı aşkın tarihinde... İki gün sonra başlıyor öyle bir dizi: “Sözün Büyüsü"... Fikir ve isim babası, şair yazar Mustafa Şerif Onaran. O ve önde gelen romancılarımızdan Erendiz Atasü, bir de ben, dizinin her programına katılıyoruz. Konulara göre, hemen her programda bir özel konuk da var.
TRT’nin yeni yayın dönemi, yarın, 9 Ekim Pazartesi günü, taptaze yayınlarla açılıyor. “Sözün Büyüsü", onlardan biri. Gülçin Onbaşıoğlu’nun prodüktörlüğünü yaptığı bu edebiyat dizisi, 10 Ekim Salı gecesi 21:10’da ekrana geliyor. Sonra, her salı, aynı saatte; 22:00’ye kadar bir edebiyat söyleşisi... Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazlı Eray (Eray da konuk olarak katılıyor), Yunus Emre, “Milli Mücadele Romanları", Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli Kanık.. Umarım, izlersiniz “Sözün Büyüsüönü.
Sanat sevİncİ
“Buradan ayrılmak istemiyorum. Yapan eller sağolsun." Atatürk, 17 Aralık 1927’de, açılışta böyle yazmış deftere. Mimarı İsmet Hikmet Koyunoğlu olan bu zarif ve ferah bina, Devlet Resim ve Heykel Müzesi... İki yıl süren restorasyon çalışmalarından sonra, 4 Ekim Çarşamba günü Ankaralılar’a açıldı. Başkent’in yüz akı olan bir kültür -sanat merkezi.
Ressam ve heykeltraşlarımızdan zengin bir koleksiyon var müzede. Bir de yeni, ilginç bir özelliği: Müze Müdürü Vural Yurdakul’un verdiği bilgilerle donanmış “Picasso Odasıönda, ülkemizde ele geçirilen 4 Picasso tablosu da gösterimde.
Müze’nin Güzel Sanatlar Galerisi, 5 Ekim Perşembe akşamı, gerçeküstücülüğün büyük öncülerinden Max Ernst’in “Kitaplar ve Grafikler" sergisi ile açıldı. Almanya’nın hazırlayıp gönderdiği bu kapsamlı sergi, 26 Ekim 2000’e kadar sürecek. Ankaralılara ve Başkenti ziyaret edenlere salık veririm.
20’inci yüzyılda hem “Dada" akımıyla, hem de sürrealizm ile resim sanatının ötelerine giden ve güzelliğe bakışlarımızı yeni ufuklara götüren Max Ernst’in yaptığı devrimi anlamak için, sergideki çizgileri, perspektifleri, hayal gücünün heyecan verici yaratılarını dikkatle gözden geçirmenizi önermek isterim.
Bir de önemli konuşma var: Ünlü ressam Prof. Dr. Adnan Turani, 9 Ekim Pazartesi akşamı 18:30’da Goethe Enstitüsü (Atatürk Bulvarı 131, Ankara) salonunda, “Max Ernst ve Eserlerinin Modern Sanatlardaki Yeri" konusunda, slaydlarla bir Türkçe konferans verecek.
Dirilen Devlet Resim ve Heykel Müzesi kutlu olsun. Sevindirici bir başlangıç bu. Şimdi, Türk ressam ve heykeltraşlarının güçlü yapıtları da Galeri’de gösterime girmeli. Sevinçliyiz, umutluyuz.
ÇIĞ gİbİ büyük
Muazzez Çığ, bir Sumer Anıtı... Sumerceyi en iyi okuyan bilginlerden biri.. Ömrünün onyıllarını Sumer uygarlığına, edebiyatına adadı. 10 Ekim 2000 günü, İstanbul Üniversitesi, onursal doktora veriyor Muazzez Çığ’a. Fen Fakültesi’nin büyük salonunda bir tören yapılacak. Bu müstesna Sumer bilginine Ankara Üniversitesi de bir onursal doktora verse.. Muazzez Çığ’a Anadolu kültürleri, Türk bilimi, Sumer uygarlığı minnettardır.
|
|