|
|
Gori bahane Ömer Üründül
Hafta sonunda, futbol elçilerimizi takip etmek için İtalya’daydık.
Firenze’deki karşılaşma, üst düzeyde tempolu, nefes kesen bir mücadeleye sahne oldu. Fiorentina, giden maçı son dört dakikadaki iki golle geri çevirdi. Hakemin bitiş düdüğü ile birlikte duygu dolu anlar yaşadık. Fatih Terim’e sevgi seli yağdı. Aslında bu sevgi, neticeyle bağlantılı değildi. UEFA Kupası’nda ilk turda Avusturya ekibine elenilmesine rağmen seyirci, maç öncesi de Terim’i bağrına bastı. İtalyan medyasının gündemde tuttuğu gibi taraftar, Cecchi Gori’ye kızdığından değil, Fiorentina’nın tat veren saha için görüntüsü nedeniyle Terim’i destekliyor.
Son senelerde Fiorentina kendi kabuğuna çekilmiş, temposuz, renksiz, savunma ağırlıklı bir futbol sergiliyor, Arjantinli yıldızı Batistuta’nın golcülüğü ile ayakta duruyordu. Batistuta’nın, Roma’ya gitmesinin ardından transferde de suskun kalınınca Firenze halkı iyice umutsuzluğa kapılmıştı. İşte eldeki kısıtlı kadro ile kısa sürede dar alan presine dayalı, koşan, savaşan bir takım ortaya çıkarınca, Fatih Terim ilgi odağı oldu. Reggina karşısında Fiorentina’nın hırsı, temposu ve mücadele gücü tahminlerin üzerindeydi. Yaşlı kurtlardan Di Livio ve Torricelli’nin sergiledikleri fiziki direnç, herkesi şaşırttı. Teknik kapasitesi yüksek Rui Costa, ikili - üçlü prese karşı inanılmaz bir devamlılık sergilerken, her türlü varyasyonu bıkmadan denemeye çalıştı. Ayrıca, futbolcular arasındaki dayanışma ve hocalarıyla bütünleşme de her an kendini hissettiriyordu. İşte bu olumlu saha içi görüntülerinden dolayı Firenze halkı Terim ile bütünleşti. Yoksa Gori’ye kızmak esas sebep değil. Fatih Terim’in İtalya’da en çok konuşulan teknik direktör konumuna gelmesi, çok sevindirici bir olay. Onun karizmatik yapısıyla da bağdaşıyor. Bu olumlu tablo da bize heyecan veriyor.
***
Cumartesi gecesi de Inter - Napoli maçını izledik. Çiceği burnunda teknik direktör Tardelli, ilk sınavında Hakan’ı kulübeye çekti. Hakan, çalışma temposuyla, hırsıyla ve yüksek fizik gücüyle tekrar ilk onbirde kısa sürede yer bulur. Ancak esas önemli sorun, Inter’in kadro yapısının kendisine zıt kutup teşkil etmesidir. En geride Blanc, ayağa kontrollü oynamayı seviyor. Orta sahada organizatör Seedorf, genelde set oyununu tercih ediyor. Sağ kulvarda Arjantinli Zanetti, depardayken fren yapıp sahayı enlemesine kullanmaya başlıyor. Sol kulvarda da kanat kombinezonları gerçekleşmiyor. Bu durumda ölü toplar hariç, yüksek orta gelmiyor. Ayrıca takımın dar alan presi zayıf. Bu durumda arkadan yakın destek gelmediğinden Hakan’ın alıştığı biçimde defanslara yaptığı baskı da fazla önem taşımıyor. İşte bütün bu sorunlar Hakan’ın işini oldukça güçleştiriyor.
|
|
|