|
|
İşte, bu laf adamı kahreder!
Siz bu sayfanın üstünde "Entellektüel bakış" yazıyor olmasına aldırmayınız. "Metin Toker'in Not Defteri" entellektüel mentellektüel değil, güncel olaylara düpedüz, sağduyulu bakıştır. Yıllardır, hep öyle. Alışılmış yerinden alınıp neden bu sütuna - özelliği bulunan Pazar günküler dahil - taşınmış bulunduğunu da pek anlamamışımdır. Sağduyu "Metin Toker'in Not Defteri"nin bir niteliği ise, bir başka özelliği yazarının klüp tutması - Galatasaraylıdır -, ama parti tutmamasıdır.
Yoksa, mesela CHP'li olsaydı, şu laf bütün CHP'liler gibi onu da nasıl kahretmezdi: "Arkadaşlar, sonumuz CHP olur!"
Bu, partisi içindeki çalkantılara karşı bir FP'linin uyarısıdır!
CHP bu durumlara düşecek parti miydi?
Ama, şu anda Baykalcılar elindeki hali budur. Baykalcılar, tam beklenildiği gibi, ara ekibin hiç olmazsa sağlığa kavuşturduğu üye kayıtlarını bir yandan tekrar dejenere ederken asıl, hiç beklenilmeyen şekilde "siyaset yelpazesinde partiye yeni bir yer" ayarlamaya koyulmuşlardır.
"Ortanın solundaki parti" için Baykal ekibinin göz koyduğu yer - kendinizi sıkı tutunuz - merkez sağdır. Ecevit de öyle değil mi?
İşin güçlüğü aynı kökenden bu iki partinin başka taliplerle birlikte - MHP, AP, DYP - o kalabalık noktada kendilerine yer bulabilmesindedir.
Ama anlaşılması asıl güç olan, bu partilerin o noktada, merkez sağda ne keramet gördükleridir.
Türkiye'nin geleceği merkez sağda değildir ki..
Yanlış ilaç
Bu duyguların, bu düşüncelerin CHP'liler ve CHP'ye yakın olanlar ve CHP'nin özlemini yüreklerinde hissedenler tarafından paylaşıldığına bütün belirtiler şahitlik etmektedir. Ancak hissedilen bir başka eğilim vardır: "Lanet olsun!" diyerek çekip gitmek ve bir yeni partiyle mücadeleyi sürdürmek.
Bundan daha yanlış bir tutum düşünülemez. Bu, CHP'yi "Baykal ve arkadaşları"na, yani göz göre göre ölüme terketmektir. Doğrusu CHP'ye sahip çıkmak, onun yönetimini alarak cephedeki yerinde tekrar savaşa sokmaktır.
Kolay mı? Ama "esas firma"dan koparak etkili "yeni firma" kurmak kolay mı? Eğer çok partili hayata girilirken süreçin gereği olarak tek parti CHP'den - Havvanın, Ademdan yaratılması gibi - ayrılarak vücud bulan DP istisna edilirse bunun tek başarılı örneği yoktur. Hem de o hareketlerin başında Mareşal Çakmak, Bölükbaşı, H. Üstündağ ve F. L. Karaosmanoğlu, S. Bilgiç, T. Feyzioğlu gibi ağır toplar bulunduğu halde.. Ecevit, İsmet Paşaya karşı bile "firma"yı terketmemiştir ve Alparslan Türkeş siyasete atılma kararı verdiğinde bir "yeni firma" kurmayı düşünmemiş, bir "eski firma"yı, CKMP'yi ele geçirmiştir.
Siyasi hayatta başarı, hiç olmazsa yakın siyasi tarihi iyi bilmekten geçer.
|
|