|
|
ABD seçimleri, kakara kikiri...
"Biz Fransa'da, oldum olası, elle sayarız. Şimdiye dek bir zararını görmedik, altı - yedi saat içinde sayım biter. Elle saymaktan niye gocunduğunuzu anlayamıyoruz" diyor Patrice.
Mary, "Zavallı Palm Beach Musevileri, " diye başlıyor söze, "çoğu Nazi soykırımından kurtulup ABD'ye yerleştikten yıllar sonra, oy pusulasının azizliği yüzünden, Al Gore'a destek verdiklerini sanarak Pat Buchanan gibi bir Neo - Nazi'ye oy atmış olmayı nasıl içlerine sindirsinler..."
"Dünyanın bu en ileri demokrasisinde seçim sandıklarının kayboluverdiğini, 4 milyar dolar harcanan bir seçim kampanyası sonunda, oyların her sayımda birkaç bin hata yapan külüstür makinelerin merhametine terkedildiğini İspanyol okurlara anlatmak zor" Xavier'e göre.
Andy, "Öyle bir noktadayız ki, Beyaz Saray'ın sahibi, kimin gerçekten daha fazla oy aldığına değil, kimin oylarının gerçek sayısını kanıtlama mücadelesinden daha erken pes edeceğine göre belirlenecek" diyor.
Ben, seçmenlerin başkanlık gibi, Kongre üyelerini seçerken de "karnıyarık" misali bölünüverdiğini hatırlatıp "koalisyonların nimetinden" dem vuruyorum, "Başka bir diyarda olsak, şimdi dönüşümlü başkanlık pazarlığını izleyip hangi partinin hangi bakanlıkları kapacağını tartışırdık kuşkusuz."
Noktayı, daha doğrusu "ünlemi", Joe koyuyor: "Bizim böyle karşılıklı kikirdememiz, hepimizin de, eninde sonunda, bu karmaşanın ciddi bir açmaza yolaçmayacağına inandığımızdan olsa gerek. Ama bir düşünün, bu süreç ABD'yi gerçekten de siyasi bir krize sürükleyebilir. Böyle bir krizin Amerikan halkı için de, dünya için de komik bir yanı olmaz."
Chicago'dayız. Washington'dan bir grup gazeteci, Chicago Festivali kapsamındaki "Başkalarının Gözüyle Bizler" panelinde konuşuyoruz. Bu program aylar önce kesinleştirildiğinde, "ABD seçimlerinin sonucu ve Clinton döneminin değerlendirilmesi" diye belirlenen konumuz, bir anda "bitmeyen seçimlere" kayıverdi.
Patrice De Beer (Le Monde), Mary Dejevsky (Independent), Xavier Mas De Xaxas (La Vanguardia), Andrew Cohen (The Globe and Mail) ve Joseph Carroll (The Irish Times) ile birlikte, "Chicago Tribune" yazarı Dick Longworth'ün yönettiği panelde, Northwestern Üniversitesi'nin büyük salonunu doldurmuş yüzlerce kişiyle birlikte "seçim fiyaskosuna gülüşürken", Joe'nun sorusu havada asılı kalıyor:
"ABD'nin ufkunda siyasi bir kriz mi var?"
Hem evet, hem hayır. Daha doğrusu sorunun yanıtı, krizden ne anladığınıza göre değişiyor.
ABD'de her dört yılda bir olduğu gibi, önümüzdeki 20 Ocak'ta da başkanın yemin edeceğinden; sekiz yıllık, üstüste iki dönemlik görev süresini tamamlayan Bill Clinton'ın, Beyaz Saray'ı halefine devredeceğinden kuşku yok.
Clinton'ın Kongre'ye dönüp, "Bak gördünüz mü, ben istikrarın güvencesiyim, yerime adam seçilemiyor, gelin Anayasa'yı değiştirin, görev süremi uzatın" demeyeceği kesin.
Kongre'nin "Madem siyasilerden iş çıkmıyor, saygın bir bürokratı başkan yapalım" diyerek, örneğin Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan'i Beyaz Saray'a yerleştirmeye kalkmayacağı da.
Başkan seçiminde zorluklar yaşanmasının, Pentagon'u harekete geçirmeyeceğinden, Washington'a "emir - komuta zinciri" altında çeki düzen verilmeyeceğinden emin olabilirsiniz.
Sekiz yıllık Demokrat yönetimden bıkmış, şimdi bir de Al Gore dönemi yaşamaya hiç tahammülü olmayan Cumhuriyetçi gençliğin, Kongre binasını işgal etmesi, Beyaz Saray'ı ateşe vermesi, CNN, PBS televizyonlarının Washington merkezlerini basıp ekran karartması beklenmiyor.
George W. Bush'a karşı rekor sayılarda sandığa giden siyahların, şimdi Texas Valisi'nin Beyaz Saray'a yerleşmesini engellemek için sokaklara taşması, dükkanları yağmalayıp arabaları yakması da pek olası değil.
Oyların yeniden sayımına nezaret etmek için, Uganda, Hindistan, Burma ve Norveç'ten bir uluslararası gözlemciler heyetinin gelmesi; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin, ABD'de serbest ve adil seçimlerin yinelenmesi için çağrı yapması gündemde yok.
Nelerin olacağı ise, nelerin olmayacağı kadar kesin değilse de, üç aşağı beş yukarı belli.
Bir yandan, Florida'nın tartışmalı seçim bölgelerindeki oy sayma işlemi "resmen" tamamlanacak; yurtdışında kullanılmış oylar da,17 Kasım'a dek beklendikten sonra hesaba katılacak.
Bu süreç, Bush cephesinin elle sayımı mahkemede durdurtmayı başaramaması, Gore cephesinin de Palm Beach bölgesinde seçimlerin yeniden yapılması için dava açmaktan vazgeçmesi halinde daha "sorunsuz" işleyecek. 17 Kasım akşamı, resmi sayımın sonucu, hangi adayın Florida'daki 25 delegeyi kazandığını gösterirse, o aday 270 delegeye ulaşmış ve başkanlığı garantilemiş olacak.
"Mağlup" rakibin, diğer başabaş eyaletlerde sonucu değiştirme umuduyla yeniden sayım istemesi, bazı bölgelerde seçimlerin yenilenmesi için mahkemeleri aşındırması yasalar çerçevesinde mümkün, ancak Amerikan siyasi geleneklerine hiç de uymuyor.
ABD kamuoyunun tercihi, 17 Kasım'da Florida'yı kaybeden adayın "yenilgiyi kabullenmesi" yönünde.
Böyle bir adımın, "hak yerini bulsa da bulmasa da" atılması, hem sistemin işleyişi açısından yeğleniyor; hem de direnen adayın "kaybetmeyi sindiremeyen mızıkçı çocuk" gibi görülüp hızla yıpranacağı kesin.
Bundan 40 yıl önce, tam da burada Chicago'da, "ölü seçmenlerin" de sandığa taşındığı tartışmalı bir seçimde kılpayı farkla John F. Kennedy'e yenilen Richard Nixon'ın, "ülkenin yüksek çıkarları adına, yeniden sayım istemediğini" hatırlatanlar, "yenilgiyi kabullenmenin, yönetememek pahasına galibiyeti zorlamaktan" daha iyi olduğunu savunuyorlar.
Ya sonra?
İşte olası "kriz" ya da "krizcikler" de asıl sonrasında, yani 20 Ocak'ta Bush'un ya da Gore'un, "So help me God (Tanrım bana yardım et)" diye yemin etmesi ardından baş gösterebilecek. Senato ve Temsilciler Meclisi'nde iki partinin başabaş temsili bir yandan, yeni başkanın "seçmenin her anlamda yarısının" desteğine sahip olması diğer yandan.
Gore gelirse, "kadınların, siyahların, kentlilerin", Bush gelirse, "erkeklerin, beyazların, kasabalıların" istediği olacak. Sendikalar ve çevreci kuruluşlar Gore ile, tütün ve silah lobisi Bush ile Beyaz Saray'a adım atmış sayacak kendini.
Önümüzdeki dört yılda, yepyeni bir nükleer kalkan kurmaktan vergi indirimlerine, silah serbestiyesinden kürtaj hakkına, Amerikan iç ve dış politikasının her önemli meselesinde, Washington'da kılıçların çekilmesine hazır olalım. Başkan seçilmenin zor olduğu görüldü; ama başkanlık yapmak da zor olacak vesselam.
Yazara E-Posta: ycongar@milliyet.com.tr
|
|