13 Kasım 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Şükrü ELEKDAĞ Fotoğrafı: 6846 bayt
Ecevit devreye...

       Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) konusunda Türk kamuoyu hem yanıltılıyor hem de uyutuluyor.
       Bu amaçla medyaya, Türkiye'nin kendi hazırlayacağı Ulusal Program'ın (UP) AB'ye uyum için izlenecek esas yol haritasını oluşturacağı ve bunda KOB çizgisinden sapılabileceği yolunda bilgiler veriliyor.
       Bu bilgiler hatalı ve yanıltıcı. Çünkü, KOB ülkemizin, AB'ye üyelik yolunda ilerleyebilmesi için yerine getirilmesi zorunlu öncelikleri belirtiyor. AB, katılım sürecinde Türkiye'nin performansını bu temel belge ışığında değerlendirecek.
       UP'ye gelince, bu belgenin KOB'un hedef ve önceliklerini içermesi zorunlu. Türk makamlarının bunları değiştirme yetkisi yok. Ama, hedef ve öncelikleri zamana yayabilir ve bunları muğlak ve üstü kapalı ifadelerle kaleme alarak bazı kesimlerin duyarlılığını törpülemek isteyebilirler.
       Hükümetin KOB'la ilgili olarak görmezlikten geldiği ve kamuoyunu uyuttuğu en önemli nokta ise, Kıbrıs'la ilgili.
       Çünkü KOB'a ilişkin hükümet açıklamasında, Kıbrıs sorununun kısa vadeli öncelikler arasına konulmasına her ne kadar karşı çıkılıyor ve Türkiye'nin bu konudaki Helsinki kararı ile Lipponen'in mektubunu esas alacağı belirtiliyorsa da sonuçta belge bu sakat haliyle kabulleniliyor.
       Oysa, KOB'un muhakkak değiştirilmesi lazım. Zira, belge bu haliyle bırakılırsa, Sayın Ecevit'in, "Türkiye'nin, Kıbrıs konusu ile AB adaylığı arasında bir bağlantının varlığını kabul edemeyeceğini" ısrarla belirtmesine rağmen, Kıbrıs sorunu bir önkoşul haline gelir ve ülkemizin tam üyelik müzakerelerine oturmasının söz konusu olduğu her durumda, "BM Genel Sekreteri'nin çabalarına gerekli desteği vermediniz" denerek önümüze sürülür.
       KOB, bu şekliyle Helsinki kararlarına ters düştüğü gibi hukuken de sakat... Bu bakımdan öngörüyle hareket ederek belgenin değiştirilmesi için kıyasıya bir mücadele vermemiz gerekiyor.
       KOB'un kesinleşmesine iki haftadan az bir zaman var. Durum son derece kritik. Bu nedenle girişimlerimizin etkili olması için Başbakan Ecevit'in derhal devreye girmesi ve önemli Avrupa başkentlerini ziyaretle bu sorunu en yüksek düzeyde ele alması mutlak bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.
       Esasen, AB'ye üyeliklerini gerçekleştiren birçok ülkenin başarısında, konuyu bizzat ele alıp takip eden başbakanlarının karizmasının ve siyasal ağırlığının önde gelen bir rol oynadığı görülüyor. Yunanistan'ın Karamanlis'i, İspanya'nın Felipe Gonzales'i ve Portekiz'in Juarez'i, bunun çarpıcı örnekleri...
       Ayrıca, Ecevit'in muhataplarından doğrudan bilgi almasını gerektiren önemli hususlar mevcut. Örneğin, ülkemiz bir atılım yaparak KOB'daki kısa vadeli (bir yıl) öncelikleri yerine getirdiği takdirde tam üyelik müzakerelerine oturabilecek mi?
       AB Komiseri Verheugen'in, "Türkiye ile müzakereler 2005'ten önce başlamaz" ve "sadece sizin hazır olmanız yeterli değil, AB'nin de müzakereye hazır olması gerekir" yolundaki beyanları, Avrupa başkentlerinin Türkiye'nin AB'ye katılımına ilişkin tutumlarında arttığı göze çarpan olumsuzluğu mu yansıtıyor?
       Sayın Ecevit'in, Avrupalı liderlerle görüşerek bu konularda bir durum tespiti yapması kritik önem taşıyor.



Yazara E-Posta: selekdag@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet