13 Kasım 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Osman ULAGAY Fotoğrafı: 7936 bayt
Amerikalı, Türk olsaydı ne derdi?

       * Bu memleket iflah olmaz kardeşim, başkanlık seçimini bile yüzümüze gözümüze bulaştırdık, bütün dünyaya rezil olduk. Medeni ülkelerde yaşanmaz böyle şeyler (yahu bizim Amerika medeni ülke sayılmıyor muydu?)
       * Seçmeninin oylarını doğru dürüst sayamayan bir milletten hayır gelmez. Bazı sandıklar sayılmamış, seçimlerde usulsüzlük yapılmış. Bir daha seçime Avrupa ve Amerika (pardon Rusya ve Küba) gözlemci göndersin.
       * Halkımız cahil efendim, 19.000 seçmen "oylarımızı kullanırken yanıldık, oy pusulası bizi şaşırttı" diyor, bu cehaleti yok etmeden bu memleketi ayağa kaldıramayız.
       * Her şeyi medya bu hale getirdi. Önce Gore'u galip ilan ettiler, sonra Bush'u, milletin kafasını karıştırdılar. Bu medyayı yola getirmek için derhal bir şeyler yapmalıyız.
       * 200 yıllık usulle seçim yaparsak böyle olur işte. Bu sistemi derhal değiştirip ikinci seçmenleri kaldıralım, milletten en çok oyu alan başkan seçilsin, olsun bitsin.
       * Sonunda bu seçimi kim kazanırsa kazansın meşruiyeti tartışma konusu olacak, böyle bir başkan bizi ve dünyayı nasıl idare edecek kardeşim?
       * Ay çok sıkıldım bütün bunlardan, şu Amerika'yı kurtaracak bir dirayetli komutan yok mu Tanrı aşkına?

Hırsızı tutalım ama bankayı unutmayalım!

       2001 yılında, enflasyonu düşürme programının en zor bölümünü gerçekleştirmek için halktan destek istemek zorunda olan hükümet, yolsuzluk ve hırsızlık yapan bankacıların cezasız kalmayacağını göstererek bu desteği belki daha kolay sağlayabilir. Banka sistemini yolsuzluk ve hırsızlıktan arındırma çabalarının, kamu bankalarının işlemleri de mercek altına alınarak sürdürülmesinde bu bakımdan da yarar var.
       Ancak bankalardaki yolsuzlukların üzerine giderken bir diğer gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor: banka sistemimiz, kötü niyetli kişilerin yolsuzluk ve hırsızlıklarının ötesinde, çok ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya ve bu sorunları polisiye yöntemlerle çözmek olanaksız. Banka sisteminin çözümsüz kalması ise içeride ve dışarıda yaratacağı olumsuz etkilerle enflasyonla mücadele programına da gölge düşürebilir.

       Canevi’nin kaygısı
       En deneyimli bankacılarımızdan biri olan, TC Merkez Bankası eski Başkanı Yavuz Canevi de bu önemli noktanın üzerinde duruyor: "Bugünlerde Türkiye'de banka sektörünün kalıtımsal sorunlarını ve geleceğe, gelişmeye, yeniliğe yönelik dinamik sorunlarını tartışmak yerine maalesef sorunun sadece bir yolsuzluk ve hırsızlık sorunu olduğunu varsayıp bütün dikkatimizi ve enerjimizi bu noktaya odaklıyoruz. Bir güven ve itibar temeli üzerine oturması gereken bankacılık sistemi içinde yolsuzluk ve hırsızlığı küçümsemek elbette mümkün değil ama bırakalım Emniyet güçleri ve adalet sistemi o konuyu sahiplensin. Biz ise sektörün asıl sorunlarını görmeye ve çözmeye çalışalım."
       Bankacılık sistemimizdeki sorunlar aslında yıllardan beri yaşanan makroekonomik dengesizliklerin ve reel sektörlerdeki sorunların bir yansıması. Özellikle son on yılda birbirini izleyen hükümetlerin: (1) Giderek büyüyen kamu açıklarını finanse etmek için banka sistemini kullanması; (2) Kamu bankalarını suiistimal ederek sistemi yozlaştırması; (3) Mevduat sigortası uygulamasıyla rekabeti daha da bozması ve (4) Reel sektörün kendini korumak için asıl işi yerine finansal operasyonlara öncelik vermesi, bankacılık sistemini çarpık bir işleyişe itti.

       Patlamaya hazır bpmba
       Şimdi uygulanmakta olan enflasyonu düşürme programıyla Türkiye ekonomisinin sağlıklı bir işleyişe geçmesi hedeflenirken önceki dönemin çarpık anlayışı içinde kurulan ve gelişen bankaların zor durumda kalmaları, hatta bazılarının batması doğal. Ancak bugün gelinen noktada kritik sorun, yaşın yanında kurunun da yanması olasılığının gündeme gelmesi. Son günlerde yaşanan bazı gelişmeler ve çeşitli çevrelerde dolaşan bazı söylentiler bu olasılığı akla getiriyor. Bu söylentiler arasında yer alan (1) Büyük mevduatın ya da repo ve hisse senedi portföylerinin güvensizlik kaygısıyla banka değiştirmeye başladığı, (2) Mevduat akışının kamu bankalarıyla belli bankalarda yoğunlaştığı ve (3) Yabancı bankaların bazı Türk bankalarına açtıkları kredi "line"larını kapatarak kredilerini az sayıda bankada toplamaya başladığı yolundaki söylentiler sistemi sarsabilecek boyutlara varmadan, sistemi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için alınacak önlemlerin açıklanmasında yarar var.

TOBB Başkanı’ndan önemli uyarı

       Miras: “Bankacılık sistemi tıkandı"
       Fuat Miras: "Bugün, bankacılık sistemimizin tıkandığı ve bu yükü artık taşıyamayacağı ortadadır. Son olaylar, durumu daha da vahim bir hale getirdi. Ortaklık toz duman içinde. Bir hükümet yetkilisinin kalkıp bu kaosu durdurması lazım. Bankacılık sistemimizin yarısını oluşturan kamu bankalarının yıpranması, tıkanmış olan sistemi felç etmek üzeredir. Basındaki haberlerle sindirilmiş olan banka yöneticileri görevlerini yapamaz haldedir."
       Bankalar Birliği:"Son günlerde bazı bankalarda çıkan münferit olaylar tüm sektöre mal edilmeye çalışılarak, güven ve itibarı sarsacak açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulunulması bankacılık sistemine zarar vermektedir. Başta bankacılar olmak üzere herkesin sisteme duyulan güven ve itibarın zedelenmesine neden olabilecek açıklama ve spekülasyonlardan kaçınması mesleki olduğu kadar vatandaşlık sorumluluğunun da bir gereğidir."

E - girişimcilere altın öğütler

       Yeni ekonomide öne çıkmak, bir internet şirketi kurarak kısa sürede üne ve paraya kavuşmak birçok Türk gencinin de hayali. Ancak, her zaman olduğu gibi hayallerle gerçekler arasında, bir uçurum var. Bu uçurumu kapatarak başarıyı yakalamış bir internet girişimcisi olan Ahmet Yürekli'yi, geçen hafta GYİAD tarafından düzenlenen bir panelde dinledim. Kurucusu olduğu Türk. Net adlı internet şirketini 25 milyon dolara Sabancı Holding'e satan Ahmet Yürekli'nin e - girişimcilere altın değerinde öğütleri var:
       * Muğlak fikirlerle iş kurulmaz. Mutlaka geçerli bir iş planıyla yola çıkmalısınız.
       * Yeni ekonomide hız ve esneklik çok önemlidir.
       * En değerli şey fikir değil, o fikri özgün kullanıma dönüştürecek teknolojidir. Teknolojiyi iyi anlamak ve kullanmak çok önemlidir.
       * Girilen iş hızla büyüyebilir ve ölçeklenebilir nitelikte olmalıdır.
       * Yapılan iş kendi kaynağını üretebilmelidir.
       * Girdiğiniz işten nasıl ve ne zaman çıkacağınızı çok iyi bilmeniz gerekir.
       * Girişimcinin hem firma dışında hem de firma içinde kredibilite sağlaması ve bunu koruması şarttır.
       * Türkiye'nin California olmadığını unutmayın. Türkiye'de sermaye desteği sağlamak ve stratejik ortak bulmak hiç de kolay değil.
       * Rakipleriniz globaldir ve sizin talip olduğunuz nitelikli eleman dünyanın herhangi bir yerinde iş bulabilir.

Erol Akyavaş

       Bilgi Üniversitesi ile Beral Madra ve Haldun Dosdoğru, geçen yıl kaybettiğimiz Erol Akyavaş'ın çeşitli koleksiyonlardaki 350'ye yakın resmini Dolmabahçe Kültür Merkezi'nde bir araya getirerek müthiş bir iş başarmışlar. Bir sanatçının, hele Erol Akyavaş gibi ömrünün son kırk yılını New York'ta geçirmiş bir sanatçının resim serüvenini tek bir sergide izleyebilmek başlı başına bir ayrıcalık. Akyavaş'ın resminin sanatsal değerini tartışmak haddimi aşar ama bu retrospektif serginin beni çok boyutlu düşüncelere götürdüğünü söyleyebilirim. Biz ile onlar, Doğu ile Batı, inanç ile bilim, itaat ile başkaldırı, görkem ile yalınlık gibi karşıtlıklar arasında gidip gelmeye zorlanıyor insan, Akyavaş'ın tabloları arasında gezinirken. Ve serginin girişindeki videoda tekrarlanan şu cümle takılı kalıyor kafamda: "Evreni kavramanın sırrı bazı ender bakışlarda saklıdır ve bu Erol Akyavaş'ın bakışıdır."
       Bu deneyimi yaşamak istiyorsanız 30 Kasım'a kadar bu sergiye bir uğrayın derim.



Yazara E-Posta: oulagay@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet