|
|
Alaturka - Alafranga Attila Gökçe
Yılın bu zamanında milli maç... Hem de özel bir karşılaşma... Hazırlık müsabakası! Şampiyonlar Ligi'nin göz ve gönül yorgunluğunu taşıyan, kulüpler arası rekabetle başı dönüp gözü kararan seyirci, bu maçı görür mü? Görse bile, TV setinin önünden kalkıp, tribüne koşar mı? Sarıları, kırmızıları, siyah, beyaz ve lacivertleri unutup, ulusal heyecanla coşar mı?
Konuğumuz Fransa. Boru değil, adamlar Dünya ve Avrupa şampiyonluğunu ellerinde tutuyorlar. Bu unvanlara sahip olmadan önce yıllar yılı bir türlü bir araya gelemedik. Türkiye ile Fransa milli takımlarını santra yuvarlağında buluşturamadık. Bize burun kıvırdılar. Kendileriyle bizi aynı statüde görmediler. Ama şimdi, taşıdıkları büyük unvana rağmen saygı gösterip ülkemize geliyorlar. Üstelik en büyük starlarıyla.
Türkiye - Fransa maçı hem rakibimizin, hem de bizim futbolda artan değerlerimizle gerçekleştireceğimiz randevudur. Bu randevuya gereken önemi vermek, ilgi göstermek ve her iki takımı da yalnız bırakmamak gerekir.
Milli maçın özeli - geneli, resmisi - gayri resmisi olmaz. Milli maç, milli maçtır. O bayrak formanın yanında gür seslerle, dört açılmış gözlerle toplanmak gerekir.
Üstelik Şenol Güneş ve ekibi, bu maçta önemli testler de yapacak. Kim bilir, belki de adam adama savunma anlayışını terk edip sahaya alan savunması ilkesiyle yepyeni bir anlayış taşıyacak.
Başarırız ya da başaramayız... Ama denemek zorundayız. Kulüp aidiyetinden sıyrılıp milli takımı omuzlamalıyız. O nedenle üç satırlık doktor yazısı gönderip milli formadan oyuncu çekmek hoş değildir. Milli takım da o kadar boş değildir. Bu yanlışlar ve soğukluklar tekrarlanmamalı. Inter'den her maça heyecanla koşup gelen Hakan Şükür, tüm arkadaşlarına ve kulüplerimize örnek olmalıdır.
Seyirciye de bir uyarımız var. Şu Ermeni tasarısı nedeniyle Fransız Parlementosu'nun yaptığı yanlışı, Djorkaeff'in formasına düşürdüğü çirkinliği Fransız Milli Takımı'na fatura etmeyelim. Paylaşacağımız güzellikler, beceriler ve goller var. Adam gibi oturup bayrağımızı destekleyerek ama maçı politika ile asla karıştırmayarak futbolun keyfini çıkaralım.
Sonuç önemli değil. Bu keyfi hepbirlikte yaşamak çok önemli. Alaturkalığı bırakıp, çağdaşlığa sarılalım.
|
|
|