Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2000 yağış raporuna göre, ekim ve kasım aylarında yağışlar, geçmiş yıllara oranla yüzde 33 azaldı. Geçen aysa, yağış miktarında yüzde 50 gerileme oldu. İngiliz bilim adamlarının, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Akdeniz ülkelerinde, nisan başına kadar yağışların normalin altında gerçekleşeceğini söylemesi tedirginlik yaratırken, meteoroloji yetkilileri bu görüşe karşı çıktı.
Hava Tahminleri Daire Başkanı Seyfullah Çelik:
Nisan ayına kadar hem yağmur hem kar
"Böyle bir şeyi söylemek mümkün değil. Nisana kadar, ellerindeki varsayıma göre bir görüş bildirmişler. Biz buna katılmıyoruz. Bizde ve bütün dünyada hava tahminleri 10 günlük yapılıyor. Şu andaki verilere göre, önümüzdeki salıdan itibaren Türkiye yeni bir yağışlı hava kitlesinin etkisine girecek.
Özellikle 1999 ve 2000’de yağışlar oldukça az. Türkiye genelinde yüzde 10 civarında azalma var. Bu, hava sistemlerinin Türkiye’ye girişiyle ilgili. Tahminlerde herhangi bir yağış azlığı görülmüyor. Normal yağış bekliyoruz. Nisana kadar sıcaklık, normalin biraz üstünde olabilir. Ancak bu kar yağmayacağı anlamına da gelmez. Sıcaklık eksi 10 ise eksi 8 olacak demektir.
Akdeniz’de normal
2000 - 2001 tarım yılı verilerine göre de ekim ve kasımda uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 33 oranında yağışlarda azalma oldu. Geçen yılki yağış azlığına karşın, bu yılki yağışlar da geçen yıla göre yüzde 9.4 daha azaldı. Son iki ayda Akdeniz Bölgesi normalleri civarında yağış alırken, Marmara’da yüzde 28, Ege’de yüzde 32, Karadeniz’de yüzde 35, Güneydoğu’da yüzde 41, İç Anadolu’da yüzde 44, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 65 azalma oldu.
Kasım 2000’de ise yağışlarda normale göre yüzde 50, geçen yıla göre yüzde 21.7 azalma görüldü. Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 17 artış gözlenmesine karşın, yağış Ege’de yüzde 30, Güneydoğu’da yüzde 38, Marmara’da yüzde 65, Karadeniz’de yüzde 82, İç Anadolu’da yüzde 85, Doğu Anadolu’da da yüzde 90 oranında az gerçekleşti."
Meteoroloji Mühendisi Mikdat Kadıoğlu:
Doğu Anadolu’da var, ancak sahibi yok
"Türkiye’de, bir tek İTÜ Metoroloji Mühendisliği var. Ancak hem araştırma yapamıyor, hem veri yok, hem de para yok. Eğer bizde de diğer ülkelerdeki gibi teşvik olsa bu tür konuları ihmal etmeyiz. Diğer ülkelerde, bunun tam tersi. Sonuçta kuraklık da, dünyadaki 31 doğal afetten biri. Türkiye ve komşularında uzun süredir kuraklık yaşanıyor. Ülkemizde, kuraklığı takip edip gözeten, gerekli tedbirleri yürürlüğe koyan bir kurum ve kuruluş yok. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde gözle görülür bir kuraklaşma var, ancak kuraklığın sahibi yok. Oysa gelişmiş ülkelerde kuraklıkla ilgili mutlaka mücadele planları yapılır."
Hazırlıklı olmak
Türkiye’de meteorolojik karakterli doğal afetler, sık sık bir felakete dönüşerek, gelişmiş ülkelere nazaran çok daha fazla insan ve ekonomik kayıplara neden olmakla birlikte, geçerli çözümler de geliştirilememektedir. Örneğin, kasaba, şehir ve ülke çapında kuraklık planları dahi geliştirmiş değiliz.
Dünya Meteoroloji Örgütü’ne (WMO) göre, sadece 1980’li yıllarda, dünyada 700 bin kişi meteorolojik afetlerden dolayı hayatını kaybetmiştir. Meteorolojik afetlerin ‘önceden tahmin edilerek, erken uyarılarının yapılabilmesi’, diğer doğal afetlerden ayrı kılan en büyük ve en önemli özelliktir."