10 Aralık 2000 Pazar




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

     Sanghay’da tesadüfen tanıdım kendisini. Bilmem kaç katlı bir otelin barında. 1999’un ekim ayıydı. Bana Çin’li kız arkadaşını da tanıştırmıştı.
     Şanghay’da ticaret yapan kırk yaşlarında bir Türk işadamı.
     İzmir, Almanya derken yolu bir gün Çin’e düşmüş. İyi para kazanıyordu. Birkaç yıl sonra da kendi kendini emekli edip Avustralya’ya yerleşecekti.
     Hayatı romandı!
     Her seferinde yazmaya niyetlendim.
     Olmadı.
     Not da almamıştım. Zamanla ismini de unuttum. Ama siması gözümün önünden gitmedi. Anlattıkları ise belleğimde iz bırakmış olmalı ki, geçen gün derinliklerden çıkıp geldiler bir vesileyle...
     Vesile, bir ressamdı:
     Olağanüstü sanatçılarımızdan Erol Akyavaş.(*) Rahmetli ressamın renk cümbüşü halindeki resimlerine bakarken, bir Alman ressamın yazdığı bazı satırlara takıldım.
     Konu, Doğu’yla Batı’ydı:
     "Erol Akyavaş’ın resimlerinde Doğu Batı karşı karşıya değildir, karşılaşırlar ve bizim büyülenmiş gibi dinlediğimiz bir söyleşiye girerler. Kuşkusuz hiçbir zaman tam ve eksiksiz uzlaşamayacaklardır; ancak Akyavaş’ın geç dönem resimlerinde olduğu gibi, birbirlerine saygıyla yaklaşacaklardır. Buna erişmek, eski bir metropolden, İstanbul’dan, modernin merkezine, New York’a giden bir sanatçıya nasip olmuştur."
     Doğu’yla Batı.
     Sabah vakti bu tema bende bir yıl önce Şanghay’da tanıdığım o hayatı roman genç işadamını çağrıştırdı.
     1980’ler.
     İzmir’de Etap Oteli’nde komi olarak çalışıyor. Uğur Mumcu’yla beni bu otelden hatırlıyor. Biz o zamanlar İzmir’e gittikçe Etap’da kalırdık. Cumhuriyet okuru ve Uğur’un hayranıymış o tarihlerde...
     Bir gün Almanlar’a takılıyor. Onlarla Almanya’nın şimdi unuttuğum bir kentine gidip konfeksiyon işinde çalışmaya başlıyor.
     Becerikli.
     Almanya Çin’e açılırken, kendisini Şanghay’a gönderiyorlar. Bir süre sonra Alman şirketinin oradaki temsilcisi oluyor. Arkasından kendi firmasını kuruyor.
     Ne iş mi yapıyor?
     Bilgisayarının başında oturuyor, ucuza kumaş buluyor dünyanın her yanında. Hatta geliyor Denizli’ye, Gaziantep’e kumaş satın alıyor. Şanghay’da diktiriyor. Çünkü işgücü olağanüstü ucuz. Sonra ihraç ediyor.
     Konfeksiyon ürünlerini en çok Almanya’ya satıyor. Yeni yeni de, ufak partiler halinde bizdeki Migros’a mal gönderdiğini söylüyor.
     "Hiç unutmuyorum Hasan Abi" diye anlatmıştı Şanghay’daki o barda, "Bilgisayarda yakaladık, Vladivostok’da (Büyük Okyanus’ta Rusya’nın Japonya’ya bakan kıyısındaki kent) ehven fiyata kumaş varmış. Atladım gittim. Ana caddesinde bir de baktım, bir dönerci dükkanı. Şaşırdım. İki kafadar Karadeniz’li açmış. Ağzım açık kaldı. Bir gün atlamışlar arabaya, gelmişler Moskova’ya... Oradan vurmuşlar, ta Vladivostok’a. İki Rus kızıyla işi pişirmişler, üstüne üstlük evlenip yerleşmişler buraya. Hayatları roman!"
     Şaşırmış buna.
     Bak sen şu işe diyebiliyor.
     Bir an kendi hikayesini unutuyor. Kendi hattının nerelerden nerelere geçtiğinin farkında değilmişcesine konuşuyor:
     "İyi para kazandım. Babamın hayalini de gerçekleştirdim. Kendisine küçük bir tekne aldım. O İzmir’de yaşıyor. Üç dört yıl sonra kendimi emekliye ayıracağım. Avustralya’da evim hazır, oraya yerleşeceğim."
     Erol Akyavaş, Girne’de masmavi Akdeniz’e bakan Karmi köyündeki evinin duvarına yazmış fırçasıyla:
     "Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat."
     Belki herkesin hayatı roman...
     
(*) Rahmetli Erol Akyavaş’ın Dolmabahçe Kültür Merkezi’nde, Bilgi Atölye’de ve Ankara Galeri Nev’de sergileri sürüyor. Ressamın yaşamıyla seçme yapıtlarını konu alan iki büyük boy kitap da Bilgi Üniversitesi yayınları arasında çıktı. Sergi yapımcısı ve yayına hazırlayanlar ise Beral Madra’yla Haldun Dostoğlu...

h.cemal@milliyet.com.tr




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Müjdeler olsun
Fikret BİLA
Hem sevinçli hem üzgün
Hasan CEMAL
Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat!
Güneri CIVAOĞLU
Saflık okyanusu
Yalçın DOĞAN
"Kim Milyoner Olmak İster?"
Abbas GÜÇLÜ
Suna Kıraç ve TEGV
Doğan HEPER
İstanbul'u sevmek
Gani MÜJDE
Moon’a baktım my moon gördüm...
Zeynep ORAL
Müzesi olmayan müze kent
Hasan PULUR
Salaklık üzerine...
Derya SAZAK
MHP'nin açmazı
Umur TALU
Sizi bu pazar dışarı çıkardılar mı?
Meral TAMER
Bir dönemle hesaplaşma gereği
Metin TOKER
Meselenin Esası
Güngör URAS
Bugün İnsan Hakları Bayramı'nın elli ikinci yılı
© 2000 Milliyet