Cezaevlerinde ölüm kazandı! F tipi inatlaşmasında operasyonel çözüm haftalardır denenmekte olan "ikna" yöntemlerinin önüne geçince dünkü müdahale kararı geldi.
Adalet Bakanı'na göre, açlık grevi ve ölüm orucu uygulanan - örgüt denetimindeki - cezaevlerine yönelik harekatın temelinde "insan hayatını kurtarma" çabası yatıyor.
Başbakan Ecevit'in opresyona yaklaşımı da benzer açıyı sergiliyor: "Haftalardır sabır gösteriyorduk... Hükümet olarak yalnız biz değil, gazeteciler, yazarlar, sivil toplum örgütleri, sanatçılar, savcılar, doktorlar hepimiz akıl yoluyla normal bir çözüm aradık, sonuç alamadık. Bu mücadele teröristleri kendi terörizminden koruma ve kurtarma girişimidir." Cezaevlerindeki "kurtarma operasyonu"nun bilançosu kanlı oldu. Bayrampaşa, Ümraniye ve Çanakkale'de güvenlik güçleri ve direnişçiler arasında saatler süren çatışmalar ve intihar eylemleri gözlendi. Mahkumlar kendini yaktı. İki jandarma şehit oldu.
Operasyon yapılan cezaevi sayısı 20 dolayında.
Ulucanlar, Bartın, Ceyhan gibi ölüm oruçlarında öne çıkan cezaevlerinde İstanbul'a göre müdahale daha kısa sürdü ve kansız bitti. Açlık grevleri nedeniyle ölüm sınırında olanlar hastanelere kaldırılarak sağlık gözetimine alındı.
Bayrampaşa ise direnişin karargahı konumunda ve İstanbul'daki operasyonlar kente de yayıldı. Gazi Mahallesi ayakta, DSP Beyoğlu ilçe binası işgal edildi, TAYAD'lı ailelerin gösterisi söz konusu. Geçen haftaki polis eyleminden sonra İstanbul bu defa da cezaevleri nedeniyle savaş alanı gibi. Cezaevleri sorunu bu aşamaya gelinmeden, korku filmine dönüşmeden çözülemez miydi?
1996'daki açlık grevinde de ölüm kazanmıştı. Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan'dı! Günümüzün Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de dört yıl önceki selefi gibi insani çözüme ulaşmakta başarısız kaldı. F tipine geçiş konusundaki politikasızlığın, "hücre - koğuş" çıkmazındaki tereddütlü adımların sonucu, "kalan sağlar bizimdir" görüşünden hareketlğ cezaevlerine silahlı müdahale oldu. Çözüm geciktikçe, operasyonun gerekçesi sayılan "örgütün hakimiyeti" de önlenemez hale geldi.
Baroların, aydınların sağduyulu seslenişine içtenlikle kulak verilmedi, iki taraf da sormadı: "Ya onlar haklıysa?" diye...
Ne örgüt, ne devlet... 61. günde ölüm kazandı.