Yaşanan kargaşada, muhalefet partileri cılız kalınca iş başa düşüyor ve aralarından Yıldırım gibi ağızına ne geliyorsa, söyleyen biri de çıkıyor.
İstanbul Ticaret Odası gibi bir kurumun başındaki Mehmet Yıldırım 'Bakanları MGK atasın' buyurmuş! Yine askere davetiye çıkartılıyor, diye yaygara koptu. İş dünyası bu gelişmeyi çok mu şaşırtıcı buluyor?
Milli Güvenlik Konseyi'nin rolünü sorgulayan raporlar hazırlayan TÜSİAD aynı zamanda da, her Ankara'ya vardığında Genelkurmay'a ekonomi brifingi vermek üzere huzura çıkarken, bir gün bunların da söylenebileceğini kestiremiyor mu?
Yıldırım'ın şaşırtan tarafı 'Gelin!' demesi.
Basiretsizlikler içinde, basiret arayışı sürüyor.
Hükümette bakan değişimini fısıldayan işadamlarının Yıldırım'a yönelik eleştirisinin samimiyetini, iş dünyasının demokrat kanadını seslendiren İshak Alaton'a da soruyorum:
"Bu sözler iş dünyasını çok rahatsız etti. Kimse askere böyle bir görev yükleyemez. Biz sorunun demokratikleşme ile aşılacağına inanıyoruz" diyor.
Ya hükümetin devamına yönelik eleştire ne diyor sunuz?
"Bu hükümet gitsin, yenisini seçelim denilebilir. Ya da teknokratlardan oluşan bir sivil mutabakat hükümeti kurulsun da istenebilir" yanıtını veriyor.
Kabine değişikliği isteğini isimlendirenler bile çıkıyor. Başta Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz hedef tahtasında. Çünkü özelleştirmenin hızını kestiğine inanılıyor. Alternatifini de bulmuşlar: Devlet Bakanı Tunca Toskay ya da Bayındırlık Bakanı Koray Aydın. Toskay'ın TÜSİAD Ankara toplantısında yaptığı konuşmayla üyelerden büyük sempati topladığını da bir kenara not edelim.
Alışkanlık mı?
İş dünyası bu hükümet kurulurken şartlı destek sunmuştu:
Hazır üçlü koalisyon kurulmuşken, DSP, MHP, ANAP biraraya gelip, seçim kanunu, partiler yasası gibi düzenlemelerle sistemin yeni bir darboğaza girmesinin önlenmesini istemişlerdi.
Koalisyona verdikleri bu avantajın, kullanamadıkları için dezavantaja dönüştüğünü söylüyorlar.
Ne zaman? Faizler yükselip, reel sektörün krize girdiği, polisin sokağa döküldüğü, cezaevleri ölüm fıçısına dönüştüğü, eli kelepçeli işadamı sayısı arttığı zaman...
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Bülent Eczacıbaşı problemi 'yönetim sorunu' olarak koyuyor. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Yücaoğlu 'kabine değişikliğine' işaret ediyor. Eli kalem tutan TÜSİAD Üyesi Korkmaz İlkorur 'alışkanlıkların kırılamaması' nı yazıyor. Buna bir de örnek veriyor:
"Siyasi irade olmaksızın alışkanlıkları kırmak çok zordur. Alışkanlıkları kıramadığınız noktada da reform yapmamış olursunuz. Elektrik sektörü konusunda olan biten, reform konusunda siyasi iradenin olmadığının göstergesidir. Yıllarca tahkim, Danıştay blokajı gibi gerekçelerle vakit geçirildi. Sonra bunlar aşıldı. Hala ciddi bir ilerleme yok. Bize göre siyasi irade zayıf."
Başbakan Ecevit ile yaptıkları görüşmede özelleştirmenin altını çizdiler. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ile yaptıkları görüşmenin ise ayrıntıları yok. Çünkü Tantan, cezai konular ve ihtisas suçlarını anlatmış.
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ile de bir kapalı görüşme yapmışlardı. Bahçeli'nin görüşlerini dünkü gazetelerden öğreniyoruz:
"Özellikle yüksek faize dayalı, spekülatif kazançlar elde etmeye alışmış olan, rantiye grupları ve devletçi ekonomik modelle sırtını kamu kaynaklarına dayamış olan bazı ekonomik gruplar bu değişimden rahatsız olmaktadır."
Bahçeli 'değişim bu işte' yanıtını veriyor. Ecevit'e duydukları güven eksikliği giderilmiş değil, buna bir de 'enerji ve vizyon' kelimelerini ekliyorlar. Yılmaz iyi de artık yeri dar... Çözüm? Söyleyen yok...
Kaslowski'nin evinde buluşma
Eczacıbaşı "Hükümetle aramızda patırtı koptu yorumları doğru değil. Bakanların da söylediği gibi aslında diyalog kuruldu. Toplantıyı Şükrü Sina Gürel de erken terkedeceğini daha önce belirtmişti" sözleriyle TÜSİAD'ın Ankara çıkartmasının medyadaki izlerini yumuşatmaya çalışıyor. Yine de gecikmelerin maliyeti üzerine eleştiri getirmeden de edemiyor: "Özelleştirmeler olsaydı, belki kriz bu boyutta olmazdı." Önceki gün TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, Aldo Kaslowski'nin evinde eşleriyle birlikte yemektelerdi. Aralarında TÜSİAD-Ankara karşılaşması konuşuldu. TÜSİAD'ın mesajlarının yerini bulup, bulmadığı tartışıldı. İzlenimime göre, TÜSİAD'ın eleştirilerde geldiği yer biraz sert bulundu.
Türksat 2A yere indi
Tek ucu açıkta kalan sorumuz, Türksat 2A- Eurasiasat 1 uydusunun ne zaman fırlatılacağı yönündeydi. Dün Fransız Guyanası'ndan aldığım bilgilere göre son durumu da iletmek, seferi halimi soranlara boynum borcu oldu!
Uydumuz, roketten indi. Roketin birinci ve ikinci katlarındaki yakıt boşaltıldı. İsviçre ve Fransa'dan gelen uzmanların eli merkezi ana kontrol ünitesine değdi. Bu nokta önemli çünkü arızanın çıktığı nokta uydunun ana kontrol ünitesindeydi. Alcatel Space yetkilisinin tanımı ile 'tırnak büyüklüğündeki bir parçada'...
Üniteyi tamire başladılar. Bu hafta işlem bitecek gibi. Eğer cip'te arıza giderilemezse, Alcatel Space'in Cannes'daki tesislerinde üretilen 6 uydu için hazırlanan cip'lerden biri bu uydumuza takılacak.
Türksat 2A fırlatılışa ocak ayının ikinci haftasında hazır olacak.
Türksat 2A'yı üreten Alcatel Space uydunun gecikmesinden dolayı 6 milyon dolar zararlı. Ocak ayı içinde uydu yörüngeye ulaştırılamadığı takdirde, 1.4 milyon dolar maliyet daha yüklenecek. Bugünkü halde 300 milyon dolara malolan Türksat 2A'nın teslim fiyatı, üç aylık gecikmeden dolayı Türkiye için 294 milyon dolara geriledi.
Her uyduya bir tören
Uydu sektöründe rekabet çok çetin. Dünyada uyduları fırlatan füze imalatçısı ABD'de de Boeing, Çin'de Loung March, Avrupa'da Arieanspace firmaları yarışıyor. Bu pazarın yüzde 50'si Arieanspace'in. Çinliler yılda 3 kez atabiliyorlar, bunlardan biri düştü. Ariean yılda 12 tane, Boing ise yılda 6-7 tane fırlatıyor. Pazar koşullarından dolayı Fransız Guyanası'nda her uydu fırlatılışı törenle oluyor. Bu töreni finanse eden de Ariean şirketi, konukları Paris'ten Guyana'ya götürüp, getiriyor. Paris'ten sonrası uydunun sahibi olan kuruluşların cebinden çıkıyor. Bizim gibi...
Uyduyu merak edenler bence ocak ayının ikinci haftasında açsınlar televizyonlarını, fırlatılışı izlesinler. Ne görüyorlarsa, o! Ne eksik, ne fazla olacak. Avrupa ile Asya arasındaki digital köprü niteliğinde olacak Türksat 2A, Telekom özelleşmesinde de önemli bir avantaj olacak. Zira stratejik ortak, Avrasya'dan Avrupa'ya en yaygın ileti ağını bu uydudan sağlayacak.