21 Aralık 2000 Perşembe




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Terör spirali nasıl kırılır

     "Demek ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti Adalet Bakanı söz verirse inanmayacaksınız..."
     İnternette "Türk.Net" anahaber sayfasında okur yorumlarına açılan bir bölüm var. "Cezaevi operasyonlarına" ilişkin olarak bir okurun getirdiği yorum bu tek cümleden oluşuyor.
     Eskisi gibi değil hiçbir şey. Bu baş döndürücü medya ve internet çağında herkes her şeyin fotoğrafını anında çekiyor. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk birkaç gün önce verdiği "Toplumsal mutabakat sağlanana dek F tipi uygulaması ertelenmiştir" sözünden yaptığı U - dönüşü nasıl açıklayacak şimdi?
     Diyeceksiniz ki: "Sen nelerle uğraşıyorsun? Karşımızda 'Her birimden biri kendini yaksın' şeklinde emirler yağdıran bir örgüt var. Vahşetle başka nasıl başedilebilir ki?"
     Bakanın zikzağını "mazur" gösterecek bir gerekçe olamaz bu. Karşısında kim olursa olsun "devlet"in bir ağırlığı olması gerekir. Tutulmayacak sözlerin bir bakan tarafından telaffuz edilmemesi, telaffuz edilen sözlerin enine boyuna önceden düşünülmesi ve bir kez telaffuz edildikten sonra da mutlaka arkasında durulması şarttır.
     "Devlet otoritesi" denen şey silah, güç, ağır yaptırım içeren cezalardan çok budur gerçekte. Demokratik modern devletler gücünü vatandaşlarına - her şart altında - güven telkin eden bir otoriteden alır. Zaaf içeren keyfiliklerden değil.
     Altı gün önceden yapılan operasyon hazırlıklarından haberdar olan Adalet Bakanı nasıl bu sözü verdi? "Örgütlerin geri adım atmaması, taleplerin dozunu büsbütün artırması karşısında yapabileceğimiz başka hiçbir şey yoktu" şeklinde bir savunma da bakanı bir uçtan diğer uca savuran çelişkiyi açıklayamaz.
     "F tipi cezaevleri uygulaması ertelenecektir" diyen bir bakan krizin muhtemel tüm sonuçlarını önceden hesaba katmak durumundadır çünkü.
     F tipi uygulamasına geçiş için seçilen "zamanlama"nın infial yaratan "af tartışmaları" ile çakışması, ayrı bir talihsizlik. Kamuoyu vicdanının reddettiği, Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen tartışmalı "af yasası"nın tam Meclis'ten çıkarılmaya çalışıldığı sırada, F tipi uygulamasına "af kapsamı" dışında bırakılan siyasilerin sevkiyle başlanması ülkenin içine girdiği gerilim atmosferini büsbütün ağırlaştırabilir.
     F tipi cezaevlerinin - "toplumsal barış" unsuru dahil hiçbir şart altında bağışlanmayan - "siyasi suçlular" için düzenlendiği ve bu niyetle inşa edildiği savlarına güç kazandırabilecek bir gelişme çünkü bu.
     "Siyasiler" derken bunu yalnız koğuş diktası kuran "terör örgütleri" ile sınırlı düşünmeyiniz. "Terörist" olmadıkları halde bu damgayı yiyenler de olabiliyor maalesef bu mahkumlar ve tutuklular arasında. "Pankart asan" gençler, düşünce suçluları da bu kategoriye kolayca girebiliyor. Kurunun yanında yaş da yanabiliyor. Cezaevlerinde on binden fazla "siyasi suçlusu" bulunan bir sistem başka nasıl açıklanabilir ki?
     Mutlak monarşiler devrindeki gibi hükümranın birilerine bahşedip, diğerlerinden esirgediği bir keyfilik içinde yapılan ve "kuruyla" "yaşı" ayıklamak gayretini göstermeyen bir afla - siyasi suçluları hangi tip cezaevine sevk ederseniz edin - sorunu çözemezsiniz. Terörist olmayanı da harcamak ya da bu çıkmaza sürüklenenleri de (yakınları ile birlikte) olası şiddet spirallerine itmek riskini içeren bir yol çünkü bu.
     Amaç oysa, mevcut teröristlere yenilerini ilave etmek değil onları ülkeye kazandırmak olmalı.
     
     nilcer@turk.net
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İki soru

Şahin ALPAY
Cezaevi reformu

Melih AŞIK
Aman yavaş!..

Fikret BİLA
Doktor...

Hasan CEMAL
Sözcük üstüne sözcük yığma eziyeti...

Nilgün CERRAHOĞLU
Terör spirali nasıl kırılır

Yılmaz ÇETİNER
Bahariye çarşısında şıklık ve ucuzluk...

Güneri CIVAOĞLU
Amaç ve araç

Yalçın DOĞAN
"Asıl olan hayattır"

Abbas GÜÇLÜ
Temel ilkeler

Doğan HEPER
Özet

Sami KOHEN
Avrupa'nın telaşı

Meliha OKUR
Kredili İşlem deyip geçmeyin...

Zeynep ORAL
"Adalardan bir yar..." ve S.O.S.

Hasan PULUR
Gürültüye gitmek...

Derya SAZAK
Joker demokrasisi

Meral TAMER
Yurtdışında cep'le konuşmanın incelikleri

Tamer HEPER
Şimdi başlıyorsunuz

Güngör URAS
Üretim artmadan ücret de artmaz maaş da

© 2000 Milliyet