Uzun yıllar var Kadıköy Bahariye Caddesi'ni görmemiştim... Geçen gün yolum oraya düştü, ne Moda kalmış, ne Kadıköy, ne Bahariye!.. Hepsi kaybolmuş, kalabalık caddeler, sokaklar ortaya çıkmış...
İstanbul'un en şık, en zarif genç kızları, en yakışıklı erkekleri Kadıköy yakasında oturur derlerdi, hele hele Moda'da, Suadiye'de...
Avrupa ile Asya arasında gidip gelen ünlü Kadıköy vapurlarının bırakınız lüks oturma salonlarını, 1. mevkilerde bile kadını ile erkeği ile varlıklı aydınları, gün görmüş sonra erimiş zenginleri görürdünüz!.. Hatta, hangi gazete daha çok satılıyor, kimler hangi gazeteleri okuyor anketleri Kadıköy vapurlarında yapılırdı...
Sabah ve akşam saatleri herkesin vapurlarda oturdukları yerler belliydi. Ünlü yazarları, şairleri, politikacıları, işadamlarını orada bulurdunuz... Ve tabii İstanbul'un en şık, en zarif hanımlarını da!..
Kazandibi 750 bin lira
Gelelim yeni Bahariye'ye... Kadıköylülerin medarı iftiharı Süreyya Paşa'nın Süreyya sineması yerinde duruyor ama kalabalık arasında kaybolmuş gibi!..
Bahariye Caddesi taa Altıyol'a ve oradan iskeleye kadar uzanan ara sokakları ile muazzam bir çarşı olmuş... Hele sokak kahveleri, kaldırımlardan taşan restoranları, fast food dedikleri ayaküstü yemek yenilen yerleri, günün her saati tıklım tıklım... İki tane de Saray muhallebicisi var... Tavuklu pilav 1.5 milyon, yalnız tavuk 1 milyon, su böreği 750 bin, kazandibi, muhallebi, sütlaç 750 bin lira... Kısacası 2.5 - 3 milyon liraya doymak mümkün...
Oruç tutanlar ve tutmayanlar
Bir şey dikkatimi çekti... Erbakan Hoca'nın başbakanlığı ve yardımcı olduğu günleri hatırladım... Anadolu'da Ramazan'da açlıktan ölseniz bir lokma su, bir lokma yiyecek bulamazdınız!.. Büyük şehirlerde de öyleydi!.. Müthiş bir baskı vardı halka!.. İlla oruç tutacaksınız diye!..
Bahariye'de baktım oruç tutanlar da var, iftar saatinden önce atıştıranlar da!.. Tam iftar saatinde ise lokantaları insanlar dolduruyordu!..
Kimse kimseye yan gözle bakmıyordu! Yıllar önce böyle miydi Türkiye? İçkili yerler kapatılıp, gündüz restoranlar kepenklerini indirirdi. Şimdi herkes birbirine saygılı.
Bu arada şunu söyleyeyim, Bahariye İstanbul'a göre alışveriş cenneti... ve bu cennette ilk ön planda 9 gözlükçü dükkanı var... Vitrinlerindeki gözlüklerin hepsi ünlü dünya markaları. Hiçbir yerde bu kadar zengin çeşit görmedim. Sonra cep telefonu alıp satan, tamir eden dükkanlar. Kadın ve erkek giysileri satan şık butikler. Asıl önemlisi gayet şık gömlekler, kravatlar İstanbul'a göre çok ucuz. İtalyan markası fakat Türk yapısı 6 - 10 milyona kravatlar. Gömlekler 12 - 19 milyon, kesimleri en son model.
Bahariye çarşısını gezmek için zaman ayırırsanız memnun kalırsınız.
Şu cezaevleri olmasaydı!
Kendimi bildim bileli duyarım, eski bir Milli Eğitim Bakanı'nın (Maarif Vekili) "Ah şu mektepler olmasa Maarif işlerimizi gül gibi idare ederdim..." diye hayıflandığını!
Ve buradan alıntıyla bu sözler habire genişletilir. Ufuksuzluğun ve tembelliğin göstergesi olarak halk arasında kullanılır!
Eski bir diplomatımız Esat Cemal Paker, "Kırk Yıllık Hariciye Hatıraları" adlı kitabında (Remzi Kitabevi) açıklıyor. Maarif Nazırı Haşim Paşa söylemiş bu sözleri. Ve buna bir ilave var.
Ünlü ressamımız Osman Hamdi Bey'in gayretiyle İstanbul Eski Eserler Müzesi kurulmuş. Bir gün bir nazır paşa, müzeyi gezerken çıplak bir kadın heykelinin önünde durmuş ve kaşlarını çatarak, Osman Hamdi'ye dönmüş demiş ki: - Buraya elbet İslam kadınları da gelir! Bu heykellerin önüne birer peştemal bağlasanız iyi olur! Günümüze dönelim. Ahh şu cezaevleri ve mahkumlar ahh! Siz olmasaydınız Adalet Bakanımız bakanlığını ne de güzel idare ederdi!