21 Aralık 2000 Perşembe




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




"Adalardan bir yar..." ve S.O.S.

     Geçen hafta sonu, yaz aylarından ödünç alınmış güneşli bir günde, Ayvalık'tan kalkan bir tekne, Ankara, İstanbul, İzmir ve Ayvalık'tan yirmi kadar kadını Midilli'ye götürüyordu. Tam da Kardak krizinin patlak verdiği günlerde, Türkiye ve Yunanistan'dan çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcisi kadınların kurdukları "WINPEACE" (Barış İçin Kadın Girişimi) hareketinin temsilcileriydik. Tek amacımız vardı, barış kültürünü geliştirmek, yerleştirmek...
     İki saatlik bir yolculuk sonunda Lesbos Adası'nın merkezi Midilli kentine vardığımızda, bir gazeteci ve televizyon kameraları ordusuyla, kadın erkek elleri çiçeklerle dolu bir kalabalıkla karşılaşacaktık. Sarılma, kucaklaşma... Sanki herkes herkesin bin yıllık dostuydu ve hasret gidermek için bu günü bekliyordu...
     Türkiye - Yunanistan ilişkilerinin, yalnız iki ülkenin değil, Avrupa ve dünya politik yapısının, tarihsel birikimlerin ve sorunların, iç siyasetin dalgalanmalarının bir ürünü olduğunu bilmez değilim. Bunlara bağlı olarak esen "rüzgarların" ufuktaki kara ya da beyaz "bulutların" etkisiyle ilişkilerin bir andan ötekine değiştiğini, bir anda kucaklaşmaya hazırken, hemen ikinci anda birbirimizin boğazına sarılmak için kışkırtıldığımızın da farkındayım. Ama işte barış kültürünü yerleştirme çabasının hedefi de bu anlık dalgalanmaları, "rüzgarların, bulutların" etkisini en aza indirmekten başka bir şey değil.
     Lesbos Adası'nda tam da zeytin toplama mevsimiydi. Buradaki çalışmalarımız, "agro turizm" örneği, iki ülkenin kadınlarının birlikte zeytin toplamaları bir başka yazının konusu olacak. Önce Midilli'de verdiğim bir sözü yerine getirmeliyim.
     Midilli'de yaşayan Türklerin, Yunanlıların, Türkiye'den gitmiş Rumların, karşı kıyıdan dostlarıyla (Türkler, Yunanlılar ve Yunanistan'dan Türkiye'ye göçmüş mübadele çocuklarıyla) ortaklaşa kurmuş oldukları bir topluluk var. İsimleri oldukça uzun: "Ege'de Birlikte Varolma ve İletişim İçin Sivil Toplum Hareketi"... İşbirliği içindeler, çeşitli alanlarda, kültürel, sportif ve turistik etkinlikler düzenliyorlar. Gelgelelim çok somut kimi istekleri var.
     Bu isteklerin başında Yunan Adaları'yla Türkiye sahilleri arasındaki ulaşım ağının geliştirilmesi geliyor. İnanıyorlar ki hem ticaret, hem turizm alanına bu yolla bu önemli bir hareketlilik sağlanabilir. Midilli - Dikili, Midilli - Ayvalık, Mithimna - Akçay, Limni Gökçeada hatlarının açılmasını istiyorlar. Bu çerçevede gümrük işlerinin kolaylaştırılması ve bilet fiyatının ucuzlatılması isteniyor.
     Örneğin biz, özel bir tekne tutup gitmek zorunda kaldık. Şimdilik Ayalık - Midilli arasında bir gün (Perşembeleri - Ayvalık'ta pazar kurulduğu gün) tekne seferi var. Bilet fiyatı 50 doların üzerinde.
     Bir başka istek, Midilli Üniversitesi'yle Dokuz Eylül Üniversitesi arasındaki olumlu ilişkilerin, ortak etkinliklerin, ortaokul ve ilkokullar arasında da gerçekleştirilmesi.
     Dilerim bu masum isteklere yetkililer kulaklarını tıkamaz!
     ***
     Kısa bir süre önce, Türkiye olanağanüstü bir dayanışmaya tanık oldu. Piyanist Vedat Koşal'ın iyileşmesi için, Türk piyanistleri seferber olmuş, onun için konser vermiş ve tedavi için gerekli para toplanmıştı. Bu seferberliğe bu hafta Fazıl Say da katıldı. Ve ben bu yazıyı yazarken, şimdiden bu akşam onu dinleyeceğim için havalarda uçuyorum.
     Şimdi çok acil bir başka S.O.S. çağrısı var. Yıllarını operaya vermiş tenor Cemalettin Kurugüllü kanserle boğuşuyor. 4 Ocak'ta İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin sunacağı "Carmina Burana"nın temsilinden edilecek gelir, sanatçının tedavisi için kullanılacak. Bayram tatili başlamadan biletlerin acilen satılması gerekiyor. Yalnız bu muhteşem eseri izlemek için değil, sanatçıya destek olmak için de siz İstanbul'daki sanatseverleri harekete geçmeye çağırıyorum.
     
     zeyneporal@e-kolay.net
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İki soru

Şahin ALPAY
Cezaevi reformu

Melih AŞIK
Aman yavaş!..

Fikret BİLA
Doktor...

Hasan CEMAL
Sözcük üstüne sözcük yığma eziyeti...

Nilgün CERRAHOĞLU
Terör spirali nasıl kırılır

Yılmaz ÇETİNER
Bahariye çarşısında şıklık ve ucuzluk...

Güneri CIVAOĞLU
Amaç ve araç

Yalçın DOĞAN
"Asıl olan hayattır"

Abbas GÜÇLÜ
Temel ilkeler

Doğan HEPER
Özet

Sami KOHEN
Avrupa'nın telaşı

Meliha OKUR
Kredili İşlem deyip geçmeyin...

Zeynep ORAL
"Adalardan bir yar..." ve S.O.S.

Hasan PULUR
Gürültüye gitmek...

Derya SAZAK
Joker demokrasisi

Meral TAMER
Yurtdışında cep'le konuşmanın incelikleri

Tamer HEPER
Şimdi başlıyorsunuz

Güngör URAS
Üretim artmadan ücret de artmaz maaş da

© 2000 Milliyet