22 Aralık 2000 Cuma




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Doğumsuzluk...

     Bilgisayar kullananların çoğu bilir; bu makinedeki tüm pogramların, işletim sisteminin ve diğer tüm bilgilerimizin yüklü bulunduğu bir beyin vardır. Sabit diski beynimiz olarak düşünelim. Beynimizin tüm uygulamalarını çalıştıran bir işletim sistemi olsun. Beş duyu organımızın her biri için ayrı ayrı programlar bulunsun.
     Teorik olarak mümkün görünen "dijital insan" fikrini düşünmek bile kafa karıştırıcı.
     Bu konu hakkında araştırma yapan bilim adamlarının işi çok zor. Çünkü daha çözümlenememiş karmaşıklıktaki insan yapısını, doğal işleyişine zarar vermeden dijital bir platforma taşımak hayal gibi görünüyor. Gen teknolojilerinde ileri noktalara gelinmiş olması yetmiyor bu mucize için. Ama bir yandan da hatırlayalım; 25 yıl önce bir gazeteci makalesinde "Yakın bir zamanda avucunuzun içine sığabilecek küçüklükteki bir bilgisayarla dünyanın herhangi bir yerindeki bir bilgisayara bağlanabilecek, bu bilgisayarlarla ses, görüntü ve data alışverişinde bulunabileceksiniz." gibi bir cümleye yer verseydi eminim ki o gazeteciye tavşanlar bile gülerdi.
     Ben tavşanların bile gülmesini göze alarak şimdiden iddia ediyorum: 20-25 yıl sonra insanlar, mükemmel bir işleyiş sunan ve hatasız çalışan "ölümsüz dijital beyni" keşfedecek! Bugün çözemediğimiz karmaşıklıklara aldırmamak gerekiyor. Hayallere inanmalı ve hayaller için yaşamayı öğrenmeliyiz.
     Bence hayaller ikiye ayrılır: Gerçekleşebilecek ve gerçekleşemeyecek hayaller olarak değil; gerçekleşmesini istediğimiz ve istemediğimiz hayallerdir bunlar... Ölümsüzlüğü istiyor muyuz diye de düşünmek lazım.
     Çok sevgili ağabeyim Onat Kutlar’dan bir alıntı yapmak istiyorum: "Biz ölümlü insanlarız. Yaşamayı ve baharı bu yüzden severiz. Doğan her şeye inanırız. Çocuklara, güneşe ve bize düşler sunan ayışığına. Sevdiğimiz kadının boynunu okşamak isteriz ve çocuklarımızın."
     Sanırım bu alıntı sayesinde, düşündüklerimi onlarca cümlede anlatmama gerek kalmadı.
     Şair Ahmet Telli de sonsuza kadar sonsuzluğa asılı kalmayı ve ölümsüzlüğü ceza olarak yorumluyor bir şiirinde. Bu büyük düşünürlere katılmamak imkansız benim için. Ha, bu arada ben insanlık ölümsüzlüğü dijital bir devrimle mutlaka elde edecek diyorum; bunu desteklediğimi söylemiyorum. Çünkü benim için doğan ve kaybedilebilir olan şeyler önemlidir. Ölümsüzlük doğumsuzluğun diğer adıdır. Yeni bir mesajda buluşmak dileğiyle...
     


 PAZAR


Doğumsuzluk...
Kahve bahane, manken şahane!
KİM NE OKUYOR?..
CİNAYETİ yazıyor
Bu da kitabın formülü: 13+1
Cervantes Ödülü sahibini buldu
Çetin Altan’ın İstanbul’u...
Liberalleşmekten mi liberalleşememekten mi?
Magazin sendromu
Film-food keyfi
Roboköp Türkiye’de
Academia yenilendi...
Safran sağlıksız dükkan
‘Sarhoş olma hakkım olmadı’
Surf
Köşeyi dönün nokta com!
En seksi sanal kadın
VİTRİN
Zina AIDS’ten koruyor
Biz onurlu insan ihtimalini sevmiştik!
Rüzgarın bildiği
Yurdumuzu tanımalı ama nasıl?
Gecelerin loş sesi
Yabancı şefler lokanta kültürünü değiştiriyor
Bataklık çiçekleri
"İngilizleştirilmiş Thai"
Antoloji nasıl yapılır?
Kuş bakışı anıtlar


 SAYFA BAŞI 





© 2000 Milliyet