25 Aralık 2000 Pazartesi




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Kürtçe TV

     Koalisyon ortakları arasında Kürtçe televizyon yayını konusunda çıkan tartışmaya MİT Müsteşarlığı ile Genelkurmay Başkanlığı'nın (GKB) da katılması, sorunun gerçek boyutunu gözler önüne serdi.
     Gerçek sorun, Türkiye'nin bugün hala Kürt sorununu çözmeye yönelik ve sorunu bütün boyutlarıyla ele alan tutarlı bir plan ve stratejiden yoksun olmasıdır. Kürtçe TV yayını meselesi bu stratejinin sadece bir ayrıntısından ibaret...
     
Kürt sorununun kazandığı yeni boyut karşısında, hükümetin, devletin iki üst kurumunun yaklaşımlarını kendi siyasi değerlendirmesi ışığında yoğurarak bugüne kadar tutarlı bir strateji oluşturamamış olması süratle giderilmesi zorunlu ciddi bir acz örneği...
     GKB'nin görüşleri, "2000 Yılı İç Güvenlik Değerlendirmesi" adlı belgede yer alıyor. Belgede, "bitme noktasına getirilmiş olan terör örgütünün" yöneldiği yeni stratejinin "etnik milliyetçilik temeline dayalı siyasi bir ayrımcılık hareketi yaratma ve geliştirme" olduğu belirtilerek, bu durumda PKK ile mücadelenin "değişik boyutlarda sürdürülmesi ihtiyacının ortaya çıktığı" vurgulanıyor. Ancak, bugüne kadar izlenen stratejide bir değişiklik yapılması da öngörülmüyor.
     Belgedeki yanlış bir değerlendirme, terör ile Kürt sorununun özdeşleştirilmesi... Ayrıca, Kürtçe TV yayını da dahil olmak üzere kültürel bölücülüğe katkıda bulunacağı görüşüyle karşı çıkılıyor.
     Buna karşın, MİT, "Kürt kimliğine sahip çıkanla", "ayrılıkçı ve teröristi" aynı kefeye koymuyor ve ayrılıkçı ile terörü desteklemeyen Kürt kökenli vatandaşı kazanmayı öngören bir yaklaşımı benimsiyor. Kürt halkının PKK'yı kendi temsilcisi olarak görmesini engelleyelim, onu PKK'nın ve Med - TV'nin propagandasına teslim etmeyelim ve Kürtçe TV'den Kürt vatandaşla iletişim kurmak için bir vasıta olarak yararlanalım diyor.
     Kanımızca, bu isabetli ve akılcı bir yaklaşım. Bu bağlamda, Kürt vatandaşlarımızın kazanılması için, onların zihinlerine köklü bir şekilde yerleşmiş olan, farklı muamele gördükleri ve kendilerine farklı bakıldığı yolundaki inancın silinmesi olduğunu da belirtelim.
     Bu nedenle, bu duruma yol açan uygulama ve kısıtlamalar kaldırılmalı ve Kürt vatandaşlarımıza da tüm Türk vatandaşlarına sağlanan bireysel özgürlüklerden eksiksiz yararlanmaları sağlanmalıdır.
     Bu bağlamda atılacak adımların başında Kürtçe televizyon ve radyo yayınları üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması gelmektedir. Kürtçe yayın yasağı, Kürt vatandaşlarımıza kendilerine özgü kimlikleri nedeniyle horlandıkları hissini veriyor, onları bu topluma yabancılaştırıyor.
     Ayrıca, kültürel haklar alanındaki yasaklar, Türkiye'de Kürtlere bir devlet politikası olarak ayrımcılık yapıldığı iddiasına kanıt oluşturuyor ve Kürtlerin "zulüm gören halk" imajına da hukuki boyut kazandırıyor. PKK'nın siyasallaşma hareketiyle mücadele stratejimizin, terör örgütüne meşruiyet sağlayacak nitelikteki bu iddiaların hasım çevrelerin elinden muhakkak alınmasını gerekli kılıyor.
     
     selekdag@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Fikret BİLA
Org. Yalman ve jandarma

Nilgün CERRAHOĞLU
"Gerilim stratejisi..."

Yılmaz ÇETİNER
Baskın ayıbı temizledi ama!..

Şükrü ELEKDAĞ
Kürtçe TV

Yalım ERALP
Çanakkale 1915 ve 2000

Hasan PULUR
Şaşırmak ve kızmak...

Meral TAMER
Reklamdaki oğul Levent, zili çalsın yeter!

Tamer HEPER
Yatırım projesi nedir?

Osman ULAGAY
Reel sektörün feryadı: Kurtar bizi MGK

Güngör URAS
Faiz her şeyi "rezil" ediyor

© 2000 Milliyet