"Kim bu adam? Ailesi ve futbol için sonsuz sevgi besleyen Fatih Terim kim? Rakip takımları peşinden koşturan, Cecchi Gori'nin kaybetmek istemediği, alabildiğine merak uyandıran, tandans yaratan, İtalyan futbolunun ortasına bir deprem gibi düşen bu teknik direktör kim?"
İtalya'nın çok satan spor gazetesi "Corriere Dello Sport"un, dün Terim'e ayırdığı yaklaşık tam sayfalık mülakat böyle başlıyor. Fatih Terim altı aya yakın süredir İtalya'da. İtalyanlar Terim'i gerçek anlamda yeni keşfediyor. Galatasaray'ın UEFA Kupası zaferi dışında futbolda esamesi okunmayan bir ülkeden transfer edilen bu "egzotik teknik direktöre" Cecchi Gori'nin "mevsimlik kaprisi" gözüyle bakan İtalyan basını, "Terim gerçeği" ile yeni yeni yüzleşmeye başlıyor. Bu arada Terim de yavaş yavaş Çizme'de taş taş üzerine koyarak kendi "efsanesini" inşa ediyor...
Çizme'ye mayıs sonunda ("dediğim dedik" üslubuyla) yaptığı çıkarmayı "Terim kendisini Floransa'ya bir Kızılderili şefi gibi takdim ediyor!"; ya da (devlet başkanlarını aratmayan kortejiyle) "Gazze şeridini turlayan bir 'Arafat' gibi iniyor..." türünde istihzalı yargılarla damgalayan İtalyan basını; "ciddiye alıyor" artık Terim'i. "Kim bu adam?" girizgahı ile yayımlanan mülakatın özü bu.
İtalya'ya ayak bastığı ilk günlerde bir İtalyan meslektaşım, "Gör bak" demişti bana: "Terim İtalya da yapamayacaktır. Cecchi Gori manyağın teki. Sağı solu belli olmaz. Noel'i bulmaz bu balayı. Ya Gori Terim'i, ya Terim Gori'yi delirtir sonunda. İtalya ciddi bir futbol imparatorluğu. Amansız bir rekabet var burada. Futbol basını bir o kadar acımasız. Kıyma makinesi gibi doğrarlar adamı. Türkiye sonra tanınmayan bir ülke. Türkiye deyince insanlar ya Ermeni soykırımı iddialarını ya Öcalan krizini hatırlıyor. Üstüne üstlük tek kelime İtalyanca bilmiyor Terim. Teknik direktörlük bir iletişim işi. Bu adam bu işi nasıl yapacak? Bu handikapların altından nasıl kalkacak?
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı sonuçta. Çetin ceviz çıktı Fatih Terim. "Türkiye'nin imajı" ile değil, kişiliği ve şahsiyeti ile ölçülen bir "persona"ya dönüştü birkaç ay içinde. İtalyanca öğrendi. "Floransalı taraftarların" kalbini kazandı. Onlarla özdeşleşti. Ve Terim'i Terim yapan öğelerle: kendi tutkuları, merakları, yediği, içtiği, gezdiği tozduğu yerlerle ilgi çeken, merak edilen bir isme dönüştü. Terim'in bugün Pisa'da turizm yapması ya da Milano'da alışverişe çıkması İtalya'nın en ciddi gazetelerinden "Corriera della Sera" için bile "haber değeri" taşıyan bir olay bundan böyle. Ya da Napolyon Bonapart'ın portresini stüdyosuna asması veya...
Bu tür ayrıntılar; aynı gün (27 Aralık) kendisine tam sayfa ayıran "Repubblica" gazetesinde bakıyorsunuz gene "haber" olmuş. "Floransa İmparatoruna Bayılıyor" başlığıyla Terim'e tam sayfa ayıran gazete: "Fatih Terim herhangi bir teknik direktör, sıradan, banal bir insan değil" diye yazıyor.
Niye? "Terim çünkü mücadele nedir biliyor. Şartlar ne olursa olsun yalnız kazanmayı hedefliyor... Futbol denli insanları ve insan psikolojisi tanıyor. Elde ettiği sonuçla yetinmeyen, sonuna dek sınırlarını zorlayan biri o..."
"Kim bu adam?" sorusuyla başlayan bir söyleşide "Corriere dello Sport" gazetesi işte böyle tanıtıyor Fatih Terim'i. Ve ardından ekliyor: "Gelip geçici, anonim bir isim olarak kalmayacak Fatih Terim bizim için..."
Terim 2001'e bıçak sırtı bir çizgide giriyor. Sahiden bir 21. yüzyıl "Napolyon"u olmak sevdasına kapılmadığı sürece, yalnız Fiorentina değil başta Milan, tüm Çizme, kolları açık onun tarafından fethedilmeyi bekliyor...