ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iki numaralı koltuğuna Ermeni kökenli, deneyimli diplomat Edward Djerijian’ın getirilmesi bekleniyor
YASEMİN ÇONGAR Washington
ABD’de dış politikanın biçimlenmesi ve uygulanmasında en belirleyici görevlerden sayılan dışişleri bakan vekilliği, Edward Djerijian’a (Çericiyan) verilebilir. Washington kulislerinde konuşulan bu olasılık gerçekleşirse, 20 Ocak’ta başkanlığı devralacak olan George W. Bush, bir önemli göreve daha "babasından yadigar" bir eski tüfeği getirmiş olacak ve Ankara’nın, "Ermeni lobisinin yeni yönetim üzerinde etkin nüfuz kuracağı yönündeki kaygıları" katmerlenecek.
Zira eski başkanlardan Ronald Reagan’ın ikinci görev döneminde Beyaz Saray sözcülüğü yapan, "Baba Bush" yönetiminde ise Suriye büyükelçisi, dışişleri bakan yardımcısı ve İsrail büyükelçisi görevlerine getirilen Djerijian, ABD’deki Ermeni diasporasının en tanınmış isimlerinden.
Meslekten diplomat olan, Ermenice, Arapça, Rusça ve Fransızca bilen Djerijian, yıllardır Cumhuriyetçi Parti ile özdeşleşmiş bir isim. Halen Teksas eyaletinin Houston kentindeki Rice Üniversitesi’nde, Baba Bush’un dışişleri bakanının adını taşıyan Baker Enstitüsü’nün başkanlığını yürüten Djerijian, Soğuk Savaş yıllarında SSCB ve Fransa’da da görev yapmıştı.
Djerijian’ın, ABD dışişlerinde ikinci adam olması olasılığı, Ermeni lobisinde memnuniyet yaratırken, Arap diplomatlar tarafından da ilgiyle karşılanıyor. "Arap uzmanı" sayılan Djerijian, Clinton yönetimini "Irak’a karşı yaptırımların ömrünü, Saddam Hüseyin’in siyasi ömrüne bağlamak" ile eleştirmiş ve ABD’nin Irak politikasında değişikliklerden yana konuşmuştu. Djerijian ayrıca, Clinton yönetiminin İsrail’deki eski Netanyahu hükümetine yeterince sert çıkmadığını da savunmuştu.
Soykırım tezleri
Bush kabinesinde enerji bakanlığının Ermeni lobisine yakın Arap kökenli Spencer Abraham’a verilmesi ardından, Djerijian’ın da dışişleri bakan vekilliğine getirilmesi olasılığı, Ermeni soykırımı tezinin ABD yönetimince sahiplenileceği anlamına gelmiyor. Bu isimlerin yönetimde yer alması, Ermeni lobisi açısından önemli bir nüfuz kanalı oluşturuyor ve yeni soykırım tasarılarının gündeme getirilmesi halinde, Bush yönetiminin bu tasarılara muhalefetinin, Clinton dönemindeki kadar güçlü olmayabileceği yorumunu güçlendiriyor.