Türkiye’nin tek Chicago blues grubu Moe Joe, ilk albümü "Chicago - İstanbul Mainline"ı çıkardı
ASLI ONAT
1994 yılında Vefa Karatay (bas) ve Feramerz Ayadi (gitar) tarafından kurulan Moe Joe’nun ilk albümü "Chicago - İstanbul Mainline", geçtiğimiz günlerde Ada Müzik tarafından yayınlandı. Grup, 1996’da Sarp Keskiner (vokal, gitar, armonika) ve İlhan Babaoğlu’nun (saksafon) katılımıyla genişledi. Ana kadro, 1998 yılında Tuğrul Aray (armonika, tenor saksafon, flüt) ve Asuman Ürer’in (davul) gelmesiyle tamamlandı. Grubun kurucu üyeleri Ayadi ve Karatay ile Moe Joe ve yeni albüm üzerine söyleştik.
İlk albümünüzdeki parçaları İngilizce sözlü oluşturmayı tercih etmenizin nedeni nedir? Biz blues’u geleneksel şekliyle aldık ve onu kendimize göre yorumlamaya çalıştık. Bu işi yaparken de blues’un otantizmini bozmamak için bu türün ana icra dili olan İngilizce’yi kullandık. Moe Joe’nun etkileşim halinde olduğu kaynaklar neler? Blues - rock yapmıyoruz. Çünkü müziğe başladığımızda Afro - Amerikan kaynaklardan esinlendik. Bizim en önemli farkımız işin tarihçesini öğrenmiş olmamız. Blues geleneğini öğrenerek bu işe girdik. Grubun yolu nerelerden geçiyor? Albüm, genel blues kalıplarını içermiyor. Artık ABD’de bile kullanılmayan ve unutulmaya yüz tutan geleneksel blues formları kullandık. Bugün ABD’deki büyük şirketler, rock etkileşimli, son derece basmakalıp ve beyaz dinleyiciye yönelik prodüksiyonlar yapıyorlar. Biz ise 60’ların kayıt standartlarını kendimize hedef edindik. ABD’deki standart blues albümlerinden oldukça farklı oldu "Chicago - İstanbul Mainline". Türk Halk Müziği’ne zaman zaman yapılan Anadolu blues gibi yakıştırmalara ne diyorsunuz? Evrenselleşmiş müzik türleri çok az. Blues bunların başında geliyor. Kavramsal benzerlik dışında ortak bir nokta bulunmuyor. En büyük hatalardan biri de türleri birbirine tercüme etme çabası. İkisi de halk müziği. Ancak Türk Halk Müziği, Türkiye’nin blues’u değil. Anadolu’daki insanların yaşam tarzıyla ABD’dekilerin yaşam tarzını kıyaslamak çok yanlış. İbrahim Tatlıses’e Türkiye’nin Elvis Presley’i demek gibi bir şey. Caz ve blues festivallerinin gitgide elit kesime hitap etmeye başlamasına nasıl bakıyorsunuz? Yanlış tercüme diyoruz. Şu anda bu müziği yaratan ABD’li siyahlar blues dinlemiyor. 50’li yılların sonu ile 60’ların başında büyük müzik şirketleri blues’a el attıktan sonra blues bir daha eskisi gibi olmadı. Eski tüketici kitlesine de ulaşamaz oldu. Özellikle Efes Pilsen Blues Festivali’nin yalnızca eğlenceye yönelik bir festival haline geldiğini düşünüyoruz.