Eteğine sahip olamayan iştahlı kadınlar gibi, şu bizim "iktidar" kelebekleri de düğmelerine bir türlü sahip çıkamıyor.
Cezaevleri karışıyor... Polisler yürüyüş yapıyor... Düğmeye kim bastı? Bürokratların gözaltına alındığı ve ucunun bazı siyasetçilere (siyaset kurumuna değil) uzandığı anlaşılan büyük yolsuzluk soruşturması korku salıyor. Düğmeye kim bastı? Siz düğmelerinize sahip olmazsanız daha çok basan olur.
Enerji ihalelerindeki yolsuzluklara ait rapor 4 aydır elinizin altında duruyor da niçin düğmeye basmadınız.
Jandarmaya gelen ihbar üzerine yasal biçimde savcılık harekete geçince ve bürokratlarınız tek tek toplanmaya başlayınca etekleriniz tutuşuyor. Çünkü, ucunun bir kısım siyasetçi takımına (siyaset kurumuna değil) dokunacağı olasılığı beliriyor.
Konunun soruşturmasıyla ilgili olsa da bir askerin söylediği o sözler elbet uygun görülemez. Ama, bakıyorsunuz, askerin konuşmasını en son eleştirmesi gerekenler bugün en fazla efelenenler.
Sizin gibi siyasetçilere (siyaset kurumuna değil) sorarlar:
Meşhur 28 Şubat sürecinden bu yana, az mı asker konuştu? Sizin bugün saldırdığınız gazeteciler, o gün demokrasiyi savunurken, sizler "Ben de öyle düşünüyorum" diye hazırola geçmediniz mi?
Şimdi güya demokrasi havarisi, sözde hukuk devleti savunucusu geçinerek hedef saptırmaya, gündem değiştirmeye kalkışıyorsunuz. Sıra yolsuzluklara gelince sesiniz çıkıyor.
Hani milletvekili dokunulmazlığını sınırlandıracaktınız, ne oldu?
Siyaset kurumu yararlanırsa onun yerine geçecek alternatifi göstermek gerekirmiş. Yeniden askeri yönetimlere mi özlem varmış?
Tam tersine, siyaset kurumunun yerine asker geçmesin diye sizin gibilerle uğraşılıyor.
Siz ne zamandan beri kendinizi siyaset kurumu yerine koyarak kurum kurum dolaşıyorsunuz?
Bugünkü mücadele, eğer sürdürülebilirse, siyaset kurumunu sizin gibilerin elinden kurtarmak içindir.
Siz siyaset kurumu değilsiniz, siyaset kurumunu yıpratan siyasetçi bile değilsiniz, ancak politikacısınız.
Kiminiz güya demokrasi adına efeleniyorsunuz; kiminizin hukuk devleti yüzü suyu hürmetine sesi titriyor.
Daha dün Cumhurbaşkanı'na sadece hukuku değil, siyaseti de dikkate almasını öğütleyen siz değil miydiniz?
Şimdi Fazilet Partisi davasında Anayasa Mahkemesi'ne akıl vermeye kalkışan sizler değil misiniz?
Sizin gibilerin elinden önce hukuk kurtulacak, sonra siyaset... ki asker alternatif olmaktan çıksın.
Bir şiir
Tadımlık dizelerimiz E dergisinin ocak sayısından Beşir Sevim'in "bulut birikiyor pencerelerde" şiirinden: "bulut birikiyor pencerelerde... / - n'olursun gitme! / yalnızlık hiç bilmediğim / bir kış gibi oturur / gözlerime. // bulut birikiyor pencerelerde... / bir sevdalığa telaşlanır her şey / ve içine kapanır."