16 Ocak 2001 Salı




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Felek ne diyor?

Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Elçin Efendiyev, siyaset adamlığından önce, bir yazar

     SEMA ASLAN

     Biraz tekerleme gibi ama alışınca söylenebiliyor: "Şuşa’ya Sis Çöktü". Everest Yayınları’ndan çıkan kitap, kendisi asla kabul etmese de bir "devlet adamı"nın kaleminden çıkma. Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Elçin Efendiyev, bir ısınma turu bile yapmamıza izin vermeden, daha ilk sorudan itiraz ediyor. "Siz önce bir siyaset adamısınız" dememize kalmıyor, "Yok, önce yazarım" diyor ve yer yer kitabın çevirmeni İldeniz Kurtulan’ın yardım ve müdahaleleriyle de olsa şöyle devam ediyor söyleşimiz:
•  Siyasi kimliğiniz ile yazar kimliğiniz...
Sekiz yıldır Azerbaycan Başbakan yardımcısıyım. Daha önce de milletvekiliydim. Geldiğim netice şudur ki, yazarın asıl yeri, öz yazı masasının arkasıdır. Yine de ben kendimi yazar olarak görüyor ve yazarlarla birlikteyken özgür hissediyorum.

"Her yerde yazarım"
     •  Azerbaycanlı sanatçılar o zaman çok şanslılar. Çünkü sanatı bu kadar önceleyen bir siyasileri var.
Azerbaycan sanatçılarının adına konuşamam ama ümit ediyorum ki öyledir...
•  Yazarlık yalnızlığı da gerektirmez mi? Sizin çalışma metodunuz nedir?
İnsan her şeyi öğrendiği gibi yazarlığı da öğrenir. Babam ünlü bir yazardı: İlyas Efendiyev. İlyas Efendiyev ömründe yalnız yazarlıkla uğraşırdı. Ve odasından başka bir yerde de yazamazdı. Ben uçakta da, bir toplantıda da yazabilirim.
•  Siyasi kimliğiniz nedeniyle, bir misyon yüklenmiş durumda mısınız? Yani mesaj verme kaygınız var mı?
Yazı yazarken bir vazife adamı olduğumu ya da bir sosyal siparişi yerine getirmem gerektiğini tamamıyla unuturum. Yazı yazarken azad olurum.
•  Peki çıkarların çatıştığı zamanlar olmuyor mu?
Oluyor.

•  Ne yaparsınız o zamanlar?
Akşamları uyumadan evvel yazarın, seher durup işe geldiğimde siyasetçinin tarafındayım.
•  Gezi yazılarıyla ilgilendiniz mi?
"Yakın - Uzak Türkiye" diye bir kitap bastım. Sovyet zamanında "Türkiye’den Getirdiğim Nergis Çiçekleri" adlı bir yazı dizisi yazdım. O zaman Ermenistan’da yaşayan bütün yazarlar, benim bu yazılarımın aleyhine mektuplar gönderdiler. "Bir Azerbaycan yazısı aynı zamanda Sovyet yazısı değil mi? Bu nasıl Sovyet yazarıdır ki, NATO’nun uzvu olan ve topları Kremlin’e, Lenin’e tuşlanmış bir ülkeden, Türkiye’den nergis gülleri getirir" dediler.
•  Kitabınız "Şuşa’ya Sis Çöktü", farklı zamanlarda farklı şehirlerden yazılmış öykülerden oluşuyor. Türkçe’de yayımlanması sürpriz oldu herhalde?
Sovyet sistemi diyordu ki, ben seni neşrederim, sana para veririm, senin vazifen de beni tarif etmektir. Sovyet edebiyatında bu bakımdan büyük edebiyatla birlikte anti - edebiyat da yer aldı. Pek çok isim de sistemin kurbanı oldu, güllelendiler. Yine de, Sovyet sisteminin kızgın bir zamanında yazdıklarımı değiştirmeden, okuyucusuna ulaştırmayı başardım.
•  Sevdiğiniz Türk edebiyatçıları hangileri?
Azerbaycan’da Nâzım Hikmet’i tanımayan, bilmeyen kimse yoktur. Ve bu ilginin arkasında bilinçaltı suretiyle Türk diline muhabbet, soya muhabbet vardır.



 SANAT


Felek ne diyor?
Ajanda
"Rezalet postası"


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet