16 Ocak 2001 Salı




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Yolsuzlukla mücadelede haklıyla haksız...

     Yolsuzluk ve rüşvet... Devlet adabı... Devlet ciddiyeti ya da ciddiyetsizliği... Bin yılın birikimi olarak siyaset ve kamu yaşamını kaplamış olan kalın kir tabakası...
     Ve bu kirin nasıl temizleneceği...
     Bütün bunların büyük gürültüler çıkartarak, devlet, politika ve iş dünyasını fena halde sarsarak yaşandığı, tartışıldığı bir dönemden geçiyoruz.
     Hayırlı bir altüst oluş bu!
     Ama sonunda nereye gelinecek?
     Tünelin ucunda ışık gözükecek mi?
     Hukukun üstünlüğüne dayanan, yazılı ve yazısız kuralları tıkır tıkır işleyen şeffaf bir devlet ve toplum düzenimiz olabilecek mi?
     Yani, şu örnekleri de yaşayabileceğimiz günler gelecek mi bizim ülkemize de:
     Amerika'da Başkanlığı 20 Ocak'ta Clinton'dan devralacak olan George W. Bush kendine bir Çalışma Bakanı buldu, açıkladı.
     Ama ne oldu?
     Bakan koltuğuna oturabildi mi?
     Bush'un bakanlığa atadığı kişi evinde Guetamalalı kaçak bir işçi çalıştırmıştı. Üstelik asgari ücretin altında para ödemişti. Basında bu haber patlar patlamaz, bakanlıktan çekildiğini açıkladı ilgili kişi...
     Bunun bir benzerini 1993'te Başkan Clinton yaşamıştı. Amerikan tarihinde ilk kez bir kadını Adalet Bakanlığı'na atadı Clinton.
     Ama hemen öğrenildi ki:
     Bu bayan evinde Perulu bir karı kocayı kaçak olarak çalıştırmış. Üstelik, bu anlaşılınca, sigorta ve vergi borçlarından dolayı kesilen para cezasını da zamanında ödememişti. Böyle bir kişi Amerikan Adalet Bakanlığı koltuğuna oturabilir miydi?
     Yanıt hayır oldu.
     Bakan adayı çekildi.
     Bizim siyaset hayatımızda böylesi incelikler yaşanmıyor.
     Ne yazık ki öyle.
     Değil bu gibi durumlarda, çok daha ağır örneklerde siyaset adamları istifa kurumunu hiç akıllarından geçirmiyorlar.
     Bir başka deyişle:
     Soruşturmanın selameti için diyerek koltuklarını boşaltmıyorlar. Şimdi bunun son bir örneğini Beyaz Enerji Operasyonu dolayısıyla yaşamaktayız.
     Yakın geçmişte daha kötü örnekleri yaşadık. Yılmaz'la Çiller'in Ecevit'le birlikte birbirlerini aklama operasyonları örneğin...
     
Bütün bunlar ister istemez siyaset kurumunun saygınlığını kötü etkiliyor. Siyasetçiyi halkın gözünde düşürüyor.
     Oysa, siyasetçinin sesine kulak verilmesini sağlamanın yolu, temiz politika özleminin dindirilmesinden geçiyor. Sokaktaki adam bunu görmek istiyor. Göremeyince de, siyasetçinin bazen demokrasiyle ve ülkemizde eksikliği her zaman hissedilen demokrasi kültürüyle ilgili bazı haklı çıkışlarına fazla kulak asmıyor.
     Bu bir gerçek.
     Ama bir başka gerçek daha var. Son düğmeye kim bastı tartışmalara arasında biraz gözardı edildi.
     Şunu demek istiyorum:
     Bugünkü koalisyon hükümetine son tartışmalarda haksızlık yapıldı. Öylesine bir hava yaratıldı ki, Ecevit hükümeti sanki yolsuzluk ve rüşvetle mücadelede ipe un seriyor.
     Gerçek bu değil.
     İş başındaki koalisyon bugüne kadar sayıları 10'un üzerinde olan birçok operasyon için düğmeye bastı. Ayrıca, bu operasyonların kolaylaştırıcı bir yasayı, Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'nı yine bu hükümet çıkarmıştır.
     Bunun gibi, çok uzun yıllar gecikmiş olan bankacılık reformu yine bu hükümet tarafından gerçekleştirildi. Bankacılık Üst Kurulu'nun oluşturulması ve başına Zekeriya Temizel'in gelmesi bu reform sayesinde mümkün oldu. Bankacılık sistemindeki kir tabakasının kalınlığını herhalde bu hükümet sayesinde kamuoyu anladı.
     Onun içindir ki:
     Yolsuzluklarla mücadelede hükümetin eleştirilecek bazı yanlarına işaret edilirken, bu gerçek unutulursa, hem hata hem haksızlık olur.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Rejimin adı

Şahin ALPAY
Generaller

Melih AŞIK
Bunama zamanı

Fikret BİLA
Arınma ve denetim

Berrin Cankat
Ya unutkan, ya akşamcı

Hasan CEMAL
Yolsuzlukla mücadelede haklıyla haksız...

Güneri CIVAOĞLU
28 Şubat

Serdar DEVRİM
Haklı olmak yetmez dikkatli olmak gerek

Yalçın DOĞAN
CIA raporunda "su bunalımı"

Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen alımı...

Doğan HEPER
Varoşun ezdiği İstanbul...

Sami KOHEN
Görünen köy...

Meliha OKUR
Döviz büfeleri "gözden" düştü!

Derya SAZAK
Şişedeki cin

Umur TALU
Morarma

Meral TAMER
Bahçeli TÜSİAD'da siyasilere fark attı

Tamer HEPER
Vekillerin yetki sınırı

Güngör URAS
Ankara, Mankara İstanbul, Mistanbul

© 2001 Milliyet