Beyaz Enerji Operasyonu, asker - sivil çatışması, 28 Şubat tartışması derken Meclis ve hükümet, 2001'in gündemine bir türlü giremiyor.
Parlamento şimdi de, Enerji Bakanı'nın gensoruyla düşürülmesine kilitlendi. Ersümer istifa etmiyor, muhalefet, ANAP'lı eski Bakan Birsel Sönmez ile TEAŞ bürokratlarının DGM tarafından tutuklanmasına yol açan ihale yolsuzluğunun peşine düştü. Denetim, Meclis'in asli görevi, dolayısıyla son skandalın hesabının iktidar tarafından sorulması çok doğal. Kamuoyundaki beklenti de "akçalı" konularda "sicili bozuk" olan ANAP'ın enerjideki icraatlarının ötesinde, koalisyondaki konumunun tümüyle gözden geçirilmesi yönündedir.
Başbakan keşke en baştan Ersümer'in istifasını isteyebilseydi.
Manzaraya bakın:
Jandarmaya yapılan ihbar sonucu mahkeme kararıyla Enerji Bakanı'nın telefonları aylarca dinlenebiliyor.
Başbakan ve yardımcısı günlerdir, "düğmeye biz bastık" diyen askeri yetkiliyi arıyorlar ama nedense akıllarına şu soru gelmiyor:
Acaba, başka hükümet üyeleri de gizlice dinleniyor olabilir mi?
Siyasi iktidarın, enerjide olduğu gibi geçmişte bankacılıkla ilgili denetim raporlarını "hasıraltı" etmiş olması, soruşturmaların idareden yargıya kaymasına yol açıyor. Bu güvensizlik hükümetin imajını sarstığı gibi askerin siyasetteki rolü hakkında yeni çağrışımlar uyandırıyor.
Harp Akademileri Komutanlığı'nın Genelkurmay'la eşzamanlı AB çıkışı bu açıdan düşündürücüdür.
2001 AB dönemecinde en kritik yıl, demokratikleşme başta, "Ulusal Program"ın öngöreceği anayasal ve yasal düzenlemelerin süratle gündeme alınması gerekiyor ama hükümet, yolsuzluklara zamanında "dur" diyemediği için gerekli adımları atamıyor.
Fazilet davasını doğrudan ilgilendiren 69'uncu madde konusundaki patinaj da sürüyor.
Koalisyonun DSP kanadının FP'yle sürdürdüğü pazarlıklar değişiklik çabalarını çıkmaza soktu. 69 tek başına "hassas" bir düzenleme iken 101'inci maddeyi de Anayasa paketine alarak "Sezer'in süresini 5 yıla indirme uğraşındaki iktidar, buna karşılık Erbakan'ın siyaset yasağını 3 yıla çekmeye çalışan Fazilet'le pazarlığı sürdürüyor." Hoca'ya yönelik bu ikinci jest, "yenilikçiler"e karşı iktidarı Kutan yönetiminden yana aktif "taraf" haline getirmiyor mu?
Ancak 69 taslağındaki son formüle, "kapatılma yerine devlet yardımını kesme, ara ya da genel seçimlere girmeyi önleme" düşüncesine FP soğuk bakıyor.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Turhan Tayan'la konuştuk; havayı "olumsuz" diye niteledi ve alt komisyondan bugün de uzlaşma çıkmazsa, "5 artı 5"i de kapsayan Anayasa paketiyle oyalanmak yerine, demokratikleşme yasalarına öncelik vereceklerini söyledi.
69 değişikliği rafa kalkabilir!
Siyasi iktidarın son aylardaki görünümü iyice tuhaflaştı, "şişedeki cin"i çıkarmaya çalışırken, normali aramaktan uzaklaştılar. Kontrolü kaybettiler. Ülkedeki "türbülans"ın nedeni de "yönetimsizlik" değil mi?