Gecenin ayazı, Çankaya Köşkü'nden ayrılan davetlileri "Ankara'nın kışı"yla tanıştırıyor.
Araç beklerken geçen birkaç dakika buz kesmenize yetiyor. Serde Ankaralılık var; mesleki sabırsızlık da eklenince, "resmi plaka" anonslarına kulak tıkayıp, "5 No'lu kapı"ya yöneliyoruz. Köşk'ün Gaziosmanpaşa tarafındaki çıkışında taksi bulmak, AB trenine atlamaktan daha zor zenaat. Nihayet sarı boyalı bir araç duruyor.
Taksinin içi fırın gibi, sigara içmeyen bir sürücü ve kasetsiz yolculuk!
Çankaya'dan fırlamış "papyonlu" profili adresle birlikte "memleketin hali"ni akla getiriyor: "Kokteyl dağıldı mı?" Evet. "Cumhurbaşkanı dürüst adam..." Sezer mi? "Halk Sezer'i tutuyor, namuslu adam. Kimseye güvenimiz kalmadı, herkes cebini doldururken Cumhurbaşkanı hak, hukuk, adalet diyor." Ne güzel işte, onu seçenler siyasiler değil mi? "Boş ver, abi..." Taksiden inerken, Fikri Sağlar'dan dinlediğimiz bir anekdot aklımıza geldi, Mersin'de yaşlıca bir köylü şunu söylemiş: "Cumhurbaşkanı niye parti kurmuyor, Sezer başbakan olsun!" Toplumun çeşitli kesimlerinde Çankaya'ya gösterilen bu ilgi sürpriz değil, kamuoyu araştırmalarında Ahmet Necdet Sezer zirvedeki isim.
Siyaset kurumunun yıpratılma iddialarının aksine, halkın Meclis'ten çıkan "sivil Cumhurbaşkanı"na güveni tam ve halkın yolsuzluklar nedeniyle umutsuzluğa kapıldığı dönemlerde bile "saygınlık" tek başına tavan yapabiliyor.
Sokaktaki insandan Çankaya'ya dönersek...
Toplumun kendisine yüklediği "misyon"a karşın, Cumhurbaşkanı anayasal konumunun sınırlarını "duygusal" beklentilerle zorlamayacak kadar sağlam bir hukuk adamı. Keşke hükümet, onun kişiliğinde toplumun özlemi olan değerlere daha çok sahip çıkabilse.
Cambaz politikacı tipinden toplum usandı.
Sezer'in süresini kısaltmak için sergilenen telaşa bakın. Anayasa Alt Komisyonu'nda sadece Işın Çelebi "5 artı 5"e çekince koymuş.
Cumhurbaşkanı'nın süresi kısaltılsa ne olacak; Sezer kendisi yol gösteriyor, "İsterseniz 3 yıla indirin ama iki dönem uğruna Çankaya'yı siyasi pazarlıkların aracı yapmayın, Cumhurbaşkanı ileride kendisini seçeceklere bağımlı olmasın" diyor.
Çankaya'da Sezer'e "seçim olasılığını" soruyoruz: "Meclis'in ve hükümetin bileceği iş, 2001'de öncelik AB sürecinin gerektirdiği reformlarda olmalı, demokrasiyi güçlendirmek istiyorsak, siyaset kurumuna ve siyasetçiye olan güveni sağlamalıyız. Bunun yolu da temizlikten geçer." Gece son haberleri izliyoruz:
Emlakbank yolsuzluğunda "Rüşvetin belgesi mi olur p....k" diyerek adliye tarihine geçen kaçak işadamı Selim Edes yurda döndükten sonra "af"tan yararlanıp, tahliye olmuş!
Temiz topluma nasıl ulaşacağız?