24 Ocak 2001 Çarşamba




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Paris nere, bura nere?

     Kent ve Seks / Banu İçöz

     Davranışı durum belirliyor. En azından kadın cephesinde böyle bu. Evden duş almadan çıktı diye, iç çamaşırı kötü diye, yüzünde sivilce var diye, saçı bozuk diye, diş fırçası yanında değil diye, regl diye, diye diye, ne çok kere, ne çok erkeği reddeder kadınlar; bilseniz inanamazsınız. Her "hayır", dosdoğru "hayır" değildir yani bazen. Bazen mecburen "hayırödır; durum öyle gerektirir. Bazen de durumdan vazife çıkarılır.
     Normal koşullar altında zerre kadar ilgilenmeyeceği bir erkekle, bir de bakmışsınız ilişkiye girmiş kadın.
     Yasmin, yanında kısa boylu, çelimsiz, kıyafetine bakınca azıcık zevksiz bir erkekle kapımı çaldığında, şaşırdım önce. Nereden çıkmış olabilirdi ki bu adam böyle? "Air France’in yılbaşı hediyesi" dedi Yasmin.
     Hatırlarsınız Yasmin, yılbaşı gecesi Casablanca’dan İstanbul’a gelecekti. Paris aktarmalı. Fakat ne mümkün! İstanbul’a aktarılacak olan dört yolcu, Air France tarafından Paris’te misafir edilmiş. Yasmin, bu karışıklığın orta yerinde tanışmış adamla. Ve bakın siz şu Allah’ın işine, gittikleri otelde sadece iki boş oda varmış. Birine diğer çift yerleşmiş, ötekine de Yasmin’ler. Film gibi, di mi? Dahası var. Adam, Fildişi Sahilleri’nde yaşayan aslen elektronik mühendisi bir tüccar. Türk olduğunu söylemiş miydim?
     Neyse ne! Çin lokantasına gitmeye karar verdik. Sevgilimi de çağırdık. Takdir edersiniz, bir insanla ilgili ilk intiba, dış görünümle oluşuyor. Ama madem Yasmin takmış koluna gelmiş, üstelik günlerdir bir şekilde beraber, vardır bir alameti farikası diye düşünüyorum ben tabii. İyi niyetten bir zırh, sevimli bir gülümseme, habire adamla ilgileniyorum falan. "McDonald’s’a gitsek keşke" deyince, afalladım biraz ama çaktırmadım. Herkes Çin yemeği sevmek zorunda değil en nihayetinde. Hayır, seviyormuş ama fastfood daha ucuz olurmuş! Dosdoğru "Param yok" dese, eşek değiliz anlarız herhalde! Bir yandan tüccar ayağı atıp diğer yandan üç kuruş paranın hesabını tutmak yakışıyor mu? İçim titredi ama "Misafirsin şekerim, biz ısmarlarız" demedim.
     Elbette Çin lokantasına gittik. Adam, kendine sipariş vermedi; bizimkilerden otlandı. Bu arada Yasmin’e mütemadiyen evlenme teklif etti. Düğün masraflarını ve balayını, Air France karşılarmış nasılsa! Ya sabır, lakin nereye kadar? Sonunda ballandıra ballandıra, darbe öncesi Fildişi Sahilleri’nde, evinde kadın köleler çalıştırdığını, böylece seks ihtiyacını da giderdiğini filan söyleyince...
     Dönüşte, Yasmin’le önden yürüdük biraz. İki haftadır kızın evine çökmüş. Her gece "yarın gitmesi gerektiğini" söylüyormuş ama bir türlü gitmiyormuş. Yasmin’in de dili varmıyormuş "Git" demeye...
     Neden adamı gönderemediğini anladım ben aslında. Yılbaşı gecesi, hiç hesapta yokken aşk kenti Paris’te kalıveren yalnız bir kadın; Fildişi Sahilleri’nde yaşayan eğitimli Türk’le, muhteşem manzaralı lüks bir otel odasında yılbaşı yemeği yedikten sonra, sabaha kadar Paris sokaklarını el ele arşınlıyor. Kim tesadüf tanrısının kendisine sunduğu bu ilahi fırsatı es geçmek ister? Belli ki Yasmin, kurbağanın prense dönüşebilme ihtimaline tutunuyor. Fakat ihtimalin inceldiği yerden kopması an meselesi.
     Yasmin’e bir Türk filmi şarkısıyla destek oldum: "Au revoir" (Elveda) diye / Biter bu iş / Paris nere, bura nere?


 PAZAR


İkinci Bahar turizmi
KİM NE OKUYOR?..
Satır arası yemek
Kısa... Kısa...
VİTRİN
TV’de cinayet
Beni en çok Sultanahmet etkiliyor
Bir usta, 25 usta
Eski otelin yeni gözdesi
Logoyu nasıl buldunuz?
Haydi tellaklar siyasete!
Dijital çağın saf delikanlısı
İki tasarımcıdan altın ve gümüş
Sanat Borsası
Sushi’den daha güzel Japon yemekleri var
KİM NEREDE NE YEDİ?
Bayan Bilginer’i sevmiyorum
Paris nere, bura nere?
The Deep End of the Ocean
Kurtar Avrupa’yı Fatih Hoca!
Art Tatum’un anısına
Saksofoncu birader
Şef Ciaran Hickey
Aşkın kırmızı kulakları
"Yolla Bir Yolcu"
Tarihi roman furyası
Cumalı bir "Güzel Aydınlıkötı
Duncan Phillips’in gözleri


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet