ANAYASA Mahkemesi parti kapatmayı zorlaştıran Anayasa değişikliğine karşı... Gerekçesini şöyle özetlemek mümkün:
Anayasa Mahkemesi'nin parti kapatmaya ilişkin mevcut yetkisi, Meclis'teki değişiklik önergesinde belirtildiği gibi sınırlandırılırsa, bu "tehlike" yaratır, çünkü "çünkü demokratik rejimi korumasız bırakır." Parti kapatmanın üçte iki çoğunluk şartına bağlanması tartışılabilir ama asıl önemli olan, parti kapatma konusunda Yüksek Mahkeme'nin böylesine geniş bir yetkiyi elinde bulundurmasının "yerinde" olup olmadığıdır.
Çünkü Yüksek Mahkememizin "parti kapatma" kavramına verdiği anlam, çağımızın demokrasi anlayışıyla henüz yeterince uyuşmamaktadır; kapatma kararları AİHM'de aleyhimize sonuçlanmaktadır. Bu sorunları gidermenin yolu, parti kapatmanın yasama organının koyacağı kurallarla zorlaştırılmasıdır.
* * * ANAYASA Mahkememiz de değişim sürecinde... Bugünkü düşüncesiyle kapatmayacağı partileri geçmişte kapatmış, hatta, askeri müdahalelerden de etkilenmiştir. (Prof. Zafer Üskül, Asker ve Siyaset, sf. 44 - 46) "Diyanet'in devlet bünyesinden çıkarılıp din hizmetlerinin cemaatlere bırakılması" isteğini, Yüksek Mahkememiz başından beri kapatma sebebi saymıştır; 1993'te ÖZDEP'in kapatılma sebeplerinden biri budur mesela...
Ama aynı mahkeme 1997'de DBH davasında bunun parti kapatma sebebi olmayacağına "çoğunlukla" karar vermiştir. Evet, Yüce Mahkeme bir liberalleşme sürecindedir ama bunun 'kısmi' olması, ciddi bir "parti kapatma sorunu" yaratmaktadır.
Hükümet partilerinin parti kapatmayı zorlaştırma girişimi "rejimi korumasız bırakmak" için değil, "parti kapatma sorununun" Türkiye'ye verdiği zararları önlemek içindir.
Üstelik demokrasiyi korumanın yolu parti kapatmak mıdır? Dünyada genelde radikal partiler kapatılmayıp sisteme entegre edilerek demokrasi korunuyor.
* * * DEMOKRASİNİN ve hukukun evrensel (liberal) standartları, tıpkı piyasa ekonomisi gibi, Türkiye için yenidir. Felsefeden önce de pratikte, parti kapatmalar ciddi zorunlar yaratmaktadır.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin de parti kapatma konusunda demiştir ki: "Avrupa standartları ve AİHM kararları ile bizim standartlarımız arasında olumsuzluklar veya çelişkiler varsa, bunu gidermenin yolu, Siyasi Partiler Kanunu'nda AİHM kararlarına uygun, paralel düzenlemeler yapmaktır." (Milliyet, 19 Haziran 2000)
Ama bu yöndeki 103. maddeyi Yüksek Mahkeme bir tek oy farkıyla iptal etmiştir! O yüzden Anayasa değişikliği fiili bir ihtiyaç olarak gündeme gelmiştir! Sayın Başkan kendisiyle tutarlı olarak bu karara "karşı oy" yazısı yazmıştı. Bugün de aynı tutarlı çizgidedir; sadece "üçte iki çoğunluk" şartını eleştirmektedir.
Demek ki, bir çözüm gözüküyor: Meclis üçte iki şartından vazgeçip, parti kapatmayı zorlaştıracak başka kurallar ve tarifler getirmeli, mesela "odak" ve "devam" kavramları çok dar bir şekilde tarif edilmelidir.
Parti kapatmayı zorlaştırmak "yargıya müdahale" sayılamaz. Çünkü yargı alanında da kuralları yasama koyar, uygulamayı yargı yapar!