24 Ocak 2001 Çarşamba




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Nasıl yerdiniz?

     Sayın Başbakanımız son günlerde iki konuda çok kararlı ve aceleciydi.
     Bir: "O komutan hemen bulunacak" dedi; Hürriyet'te açıklaması yayımlanan "siluet"li "meçhul" subay için.
     İki: "Bu değişiklik bir an önce yapılmalı" dedi; "parti kapatmayı zorlaştıracağı" varsayılan (ve yanına Cumhurbaşkanı'nın görev süresini kısaltmayı da sokuşturdukları) Anayasa değişikliği için.
     Ne oldu peki?
     
     . . .
     
     Hiç.
     Bir: Komutanın adı filan ortaya çıkmadı. Tam tersine, her şey "siluet"in dediği ve öngördüğü bir hatta gelişip Enerji Bakanı'nın adının fiilen çizilmesi noktasına gelindi.
     İki: MGK'da tam ne olup bitti bilinmiyor ama, bu kez uyarı "üniformalı siluet"ten değil, açık açık Anayasa Mahkemesi'nden geldi.
     Ne yaptı peki?
     
     . . .
     
     Hiç.
     Bir: Sayın Başbakanımız "komutan" konusunun daha fazla karıştırılmamasını istedi!
     İki: Anayasa değişikliğinden geri adım attı, "bazı çevrelerde doğru karşılanmadığı"nı söyleyip hak verdi!
     Eee sonra?
     
     . . .
     
     Hiç!
     Koca bir hiç.
     Olaylarda kimin haklı, kimin haksız olduğunu tartışmıyorum.
     Ama özeti şudur:
     İster doğru irade kullanmaya kalksınlar, ister yanlış...
     "Demokratik parlamenter sistem"in iki "kuvvet"i, "yürütme" ve "yasama", iradesiz kalmışlardır; bunu tescil etmişlerdir.
     Çok mu önemli?
     
     . . .
     
     Maalesef, bu "irade"nin çok sayıda vesileyle zaten kendi arzuları hilafına kullanıldığı kanaatine sahip halk çoğunluğu da, bunu hiç mi hiç umursamamaktadır.
     Siyasetin ölümünü, hem yolsuzluklarla, hem bunun işbirlikçiliğiyle, hem halkla bağını yok ederek, hem de siyaset dışına mahkumiyeti kabullenerek hızlandıran siyasetçi, şimdi kendi cenaze törenine davet ediliyor.
     Temizlik, milli çıkarlar, milli alışkanlıklar, halkın tercihleri, devletin öncelikleri, demokrasi, özgürlükler, Avrupa Birliği, çok seslilik vesaire...
     Bu kavramların, daha doğrusu içeriklerinin, bu topraklarda kolay kolay yan yana gelemeyeceği...
     Ancak karikatürleştirilmiş hallerinin veya içi boşaltılmış kabuklarının öylesine bir arada sergilenebileceği...
     Ya da, iyice (ve fena halde) ayrıştırılmaları gerektiği, sıkı bir şekilde ve bir kez daha ispatlanacak.
     Artık nasıl yerseniz...
     İster limonlu...
     İster sirkeli.
     
     Not: Bu arada, Sayın Başbakan'ın ANAP'lı bakanın talebine rağmen Anadolu Ajansı'nın "editoryal bağımsızlığı!" üstüne titreyip soruşturma açılmasına izin vermemesi, en azından, uzun günlerin kısa tesellisi oldu.
     
     umur.talu@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Anayasal yargı

Melih AŞIK
Ciddi olalım...

Fikret BİLA
İş ve rüşvet

Berrin Cankat
Ot yiyip ot içiyor

Hasan CEMAL
Siyaset sahnesinde belirsizlik... Ya da çıkmaz mı?..

Güneri CIVAOĞLU
Masum sorular

Yalçın DOĞAN
AA geleneği

Yalım ERALP
Türkiye seyirci midir?

Abbas GÜÇLÜ
Sezer / üniversite

Doğan HEPER
Olanları anlamak güç

Sami KOHEN
Ne yapma(ma)lı?..

Gani MÜJDE
Özde değil, sözde protesto

Meliha OKUR
Altınok, tavuğun hesabına çözüm bulamadı...

Hasan PULUR
Anayasa Mahkemesi, kelepçe ve AA

Derya SAZAK
Seçim sinyali

Umur TALU
Nasıl yerdiniz?

Meral TAMER
Çankaya davetinden gecikmiş notlar 2

Tamer HEPER
İki yanlış yapılmış

Metin TOKER
Hindistan yolunda

Güngör URAS
"Reel ekonomi" rezil durumda

Serpil YILMAZ
Neden Ersümer feda edilmiyor? Çünkü!

© 2001 Milliyet