Sayın Başbakanımız son günlerde iki konuda çok kararlı ve aceleciydi.
Bir: "O komutan hemen bulunacak" dedi; Hürriyet'te açıklaması yayımlanan "siluet"li "meçhul" subay için.
İki: "Bu değişiklik bir an önce yapılmalı" dedi; "parti kapatmayı zorlaştıracağı" varsayılan (ve yanına Cumhurbaşkanı'nın görev süresini kısaltmayı da sokuşturdukları) Anayasa değişikliği için.
Ne oldu peki?
. . .
Hiç.
Bir: Komutanın adı filan ortaya çıkmadı. Tam tersine, her şey "siluet"in dediği ve öngördüğü bir hatta gelişip Enerji Bakanı'nın adının fiilen çizilmesi noktasına gelindi.
İki: MGK'da tam ne olup bitti bilinmiyor ama, bu kez uyarı "üniformalı siluet"ten değil, açık açık Anayasa Mahkemesi'nden geldi.
Ne yaptı peki?
. . .
Hiç.
Bir: Sayın Başbakanımız "komutan" konusunun daha fazla karıştırılmamasını istedi!
İki: Anayasa değişikliğinden geri adım attı, "bazı çevrelerde doğru karşılanmadığı"nı söyleyip hak verdi!
Eee sonra?
. . .
Hiç!
Koca bir hiç.
Olaylarda kimin haklı, kimin haksız olduğunu tartışmıyorum.
Ama özeti şudur:
İster doğru irade kullanmaya kalksınlar, ister yanlış... "Demokratik parlamenter sistem"in iki "kuvvet"i, "yürütme" ve "yasama", iradesiz kalmışlardır; bunu tescil etmişlerdir.
Çok mu önemli?
. . .
Maalesef, bu "irade"nin çok sayıda vesileyle zaten kendi arzuları hilafına kullanıldığı kanaatine sahip halk çoğunluğu da, bunu hiç mi hiç umursamamaktadır.
Siyasetin ölümünü, hem yolsuzluklarla, hem bunun işbirlikçiliğiyle, hem halkla bağını yok ederek, hem de siyaset dışına mahkumiyeti kabullenerek hızlandıran siyasetçi, şimdi kendi cenaze törenine davet ediliyor.
Temizlik, milli çıkarlar, milli alışkanlıklar, halkın tercihleri, devletin öncelikleri, demokrasi, özgürlükler, Avrupa Birliği, çok seslilik vesaire...
Bu kavramların, daha doğrusu içeriklerinin, bu topraklarda kolay kolay yan yana gelemeyeceği...
Ancak karikatürleştirilmiş hallerinin veya içi boşaltılmış kabuklarının öylesine bir arada sergilenebileceği...
Ya da, iyice (ve fena halde) ayrıştırılmaları gerektiği, sıkı bir şekilde ve bir kez daha ispatlanacak.
Artık nasıl yerseniz...
İster limonlu...
İster sirkeli.
Not: Bu arada, Sayın Başbakan'ın ANAP'lı bakanın talebine rağmen Anadolu Ajansı'nın "editoryal bağımsızlığı!" üstüne titreyip soruşturma açılmasına izin vermemesi, en azından, uzun günlerin kısa tesellisi oldu.