ANAP teşkilatındaki gücü bilinen Enerji Bakanı Ersümer’i Meclis oylarken, ANAP’ın üst düzey yetkililerinden biri, "Bakanımızı harcarsak, bizimle çalışacak siyasetçi bulamayız" diyor
Enerji ihalelerinin bombası DGM'de patlıyor, ANAP'lı Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, partisiyle yekvücut görüntü vermeye devam ediyor. Peki istifası neden istenmiyor?
Bu satırların yazıldığı saatlerde Meclis'te Ersümer'e gensoru görüşüldü, resmi savunmayı dinledik.
Olay, Türk Ticaret Bankası'na benzeyebilir. ANAP yine bir suç üstü yakalanma olayının kahramanı haline gelebilir. Hatırlayacaksınız, Türk Ticaret Bankası'yla ilgili ortaya çıkan mafya ilişkisinde, dönemin ekonomiden sorumlu Bakanı Güneş Taner gensoru ile düşürüldüğü oylamada çantasını kapıp, Meclis'i anında terk etmişti.
En önemli fark, Meclis bugün yeni bir hükümet kurmaya Taner dönemindeki kadar hazır değil.
Bir diğer önemli faktör de, Ersümer, partideki gücünü teşkilattan alıyor. Taner gibi zirvelere endeksli olmaktan değil.
ANAP denince akla gelen ilk isimlerden biri, adeta kahraman ilan ettikleri Ersümer'e kurumsal yaklaşıyor:
"Devlet kurumlarının hangisinde rüşvet yok, çürüme yok. Tesbit ettiğinde ilgilileri görevden alırsın. Bakanın zaafiyeti var mı? Biz buna bakarız. Birlikte yola çıktığımız insanları harcamayız. Aksi halde siyaset yapacak insan bulamayız."
Sancılı süreç
İlginç tablo ortada. DSP - MHP - ANAP koalisyon hükümeti birbiri ardına operasyonlar düzenliyor. Kimileri bunun dış kaynaklı bir itme olduğunu söylüyorsa da, sürücü koltuğunda ANAP'ın İçişleri Bakanı Sadettin Tantan oturuyor. Ancak yolsuzlukların faturası ANAP'a çıkıyor.
Hem temizlik hareketi içinde olacaksın, hem de yolsuzlukların kahramanı gözükeceksin. Bu çelişkili durumu yine aynı kadro şöyle yorumluyor:
"Türkiye'nin varlıklarını satıyoruz. Yolsuzluk düzenini kaldırmak, sistemi değiştirmek istiyoruz. Bu sancılı bir iş. Misyonumuzun doğru olduğunu biliyoruz. Ancak kendimizi yeterince anlatamıyoruz."
Birisi iyi anlıyor. TÜSİAD'ın geçtiğimiz günlerde yapılan Genel Kurul'unda karşılaştığım Özelleştirme İdaresi eski başkanlarından Tezcan Yaramancı, etrafımızdaki umutsuz işadamlarının aksine, "İyi yoldayız" diyordu.
Toplantı salonunda 'sivrisinekler, sülükler" sesleri yükselirken, koridorda Yaramancı, "Yasaları hazırlarken, yabancı sermayenin tanınmasına odaklanmıştık. Bu sorun aşıldı. Sonra siyasetin önemini gördük. Türkbank gibi bakan deviren ihaleler yaşandı. Şimdi siyasetten ayıklanma sürecine geçildi. Kurumların ayrı özelleştirme yasaları çıkıyor. THY, Telekom yasaları gibi... Özelleştirmede şimdi üçüncü devre yaşanıyor" diyor.
ANAP devletin küçülmesi olarak tanımladığı misyonunu, Ersümer’e sahip çıkarak da sergileme peşinde.
Turgut Yılmaz & Erol Yücel
Deniz Ticaret Odası Başkanı Yücel, bir sektör kurtarıyor, bundan komşusunun haberi yok
Başlıktaki iki ismi geçtiğimiz günlerde bu sütunlarda gündeme getirdim. Denizcilik sektöründeki Emlak Bankası kredilerinde hortumlama olduğunu, sektörü temsil eden Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Erol Yücel'in iflas etmiş bir işadamı olarak kurumda 15 yıl önce sağladığı koltuğu koruduğunu ve komşusunun da ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz olduğunu belirttim.
Yücel, 10 yıllık komşusu Turgut Yılmaz için "Arkadaşlığını paylaşmak benim için şereftir" diye söze başlayan açıklamasında şunlara değiniyor:
İhtiyaç yok
"Türk deniz ticaret filosunun yok olmasını önlemeye yönelik çalışmaların bir parçası olarak Emlakbank'taki sektör kredilerinin yeni bir vadeye yayılmasına yönelik çalışmalar yapan Oda'mız yönetim kurulu üyeleri ile birlikte, içerisinde bizzat bulunduğum, Bakanlar Kurulunca belirlenen bakanlar heyetine, görevim icabı bilgi arzettiğim doğrudur. Sayın Turgut Yılmaz'ın bir ilişkisi, en ufak bilgisi yoktur. Ayrıca, buna ihtiyaç da yoktur. Sayın Başbakanımız; Sayın Başbakan Yardımıcımız Hüsamettin Özkan'ın başkanlığında altı - yedi bakandan oluşan komite kurmuşlardır. Bu komite; seramik, tekstil, denizcilik sektörünün sorunları için çalışmalar başlatmıştır."
Erol Yücel'in anlattıklarını ben de biliyorum, ilgili okuyucu da. Denizcilik sektörü, hükümetin altında imzası olan kararlarla Emlak Bankası'na havale edildi. Vurguladığım konu krediler sektöre değil, üç - beş kişiye gidiyor. Turgut Yılmaz'ın hiç bilgisi olmaması meselesine gelince. Aralarındaki diyaloğu bilemem. Bildiğim yakın komşular dertlerini birbirine anlatır. Bu kadar da sır saklanmaz ki. Bakanlarla oturup, sektörü kurtarmaya çalışacaksın, en yakın komşuna dert yanmayacaksın.
Açıklamalarınızı yaparken, sığınacağınız limanı iyi seçmiyorsunuz Sayın Yücel.
Turgut Yılmaz ile ilgili bir dip not da düşeyim. Pazar günü yayınlanan röportajımda gözaltında tutulan Karadeniz Enerji şirketinin sahibi Doğan Karadeniz ile akrabalık ilişkilerini sorduğumda, "Onları tanımam. Kuzenlerim Erol Akçal ve Mehmet Kutman ihaleden sonra finansör olarak yüzde 35 hisse almışlar. İhalede sisteme uygun olarak verilmiş" açıklamasını yapmıştı. Kimi çevreler Kutman-Akçal-Karadeniz akrabalığını da öne sürdü. Yılmaz "Külliyen yalan" diyor.