Tatillerden fırsat bulundukça eğitim yapılan ülkemizde, öğrenciler yine uzunca bir tatile giriyor. Daha on günlük yılbaşı tatilinin mahmurluğunu üzerlerinden atmadan yapacakları 15 günlük yarı yıl tatilinden hemen sonra da yine on günlük bir Kurban Bayramı tatili var...
Tatil olmasın mı, elbette olacak. Ama bu kadarı, öğrenciyi bile çileden çıkartıyor. Şimdi bir de tatillerde ödev verilsin mi, verilmesin mi tartışması yaşanıyor. Bol tatilden yana olanlar, bu kez de tatillerde ödev verlimemesini istiyorlar. Gerekçe de hazır: Adı üstünde tatil. Ödev yapılsın diye değil, dinlenilsin diye veriliyor...
Eğer Türkiye'de değil de, Almanya, Japonya ya da Amerika'da yaşıyor olsaydık tamam. Yılda 240 iş günü eğitim yapılıyor. Hem de tam gün. Üstelik ağır bir eğitim söz konusu. Yıl içinde zaten bol bol ödev veriliyor. Hiç olmazsa çocukları tatillerde serbet bırakalım diyebiliriz. Ama burası Türkiye. Okullar neredeyse yılın 200 günü kapalı. Üstelik yarım gün eğitim yapıldığı için zaten pek fazla yorulmuyorlar. Eh bir de boş geçen dersleri hesaba katarsak, ne zaman birşeyler öğrenecekler?..
Öğrenciyi, veliyi canından bezdirircesine verilen angarya ödevlere elbette hayır. Aslında ödev verilsin mi, verilmesin mi yerine, ödevin dozu ve şekli nasıl olmalı diye tartışılsa çok daha yararlı olur.
Öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesi, derse motive olunmuş bir şekilde gelinmesi, araştırmaya yönelinmesi ve sorumluluk duygusunun gelişmesi için ödev mutlaka gereklidir. Popilizm, belki her konuda olabilir ama eğitimde asla. Ödevsiz eğitim isteyenlerin, tatillere alkış tutanların, çocuklarımız neden iyi yetişmiyor diye yakınmaya da hakları yoktur.
Ödev istemeyenlerin en başında Eğitim - Sen'in gelmesi de enteresan. Üstelik tatiller, dinlencenin yanısıra eksiklerin giderilmesi amacını da güdüyor. Yıl içerisinde ipin ucunu kaçıranlar için büyük fırsat...
Bizim çocukların okulunda hiç ödev yok. Herşey okulda bitiyor. Evde de ya televizyonun başındalar ya da bilgisayarın. Sonunda öğretmenlerine yalvarır hale geldik. Ne olur ilgilenecekleri bir şeyler verin diye. Öğretmenleri söylemezse gazete bile okumuyorlar. Vazgeçtik ödevden, kendi seçtikleri bir kitabı okumalarına bile razıyız. Ödevsiz eğitimin iyi mi, yoksa kötü mü olduğunu zamanla göreceğiz. Bir veli olarak değerlendirmem: Ödevin fazlası okuldan, derslerden soğutuyor, azı ya da hiç olmayanı da sorumluluk duygusunu köreltiyor...
Hangi okullar daha başarılı
ÖSYM'nin 2000 ÖSS'de liselerin başarı durumunu gösteren kitabı yayımlandı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da okullar, listeleri istedikleri açıdan yorumlayıp kendilerini başarılı ilan etmeye devam ediyorlar. İşin doğrusu: hangi lisenin kaç öğrenciyi üniversiteye yerleştirdiği değil, hangi üniversiteye yerleştirdiğidir...
Sınavla ilgili değerlendirmeler, meslek liseleri için üniversite hayalinin bittiğini de resmen ortaya koyuyor. Hiçbir öğrencisi üniversiteyi kazanamayan 244 okuldan çoğu meslek lisesi. Bir başka ilginç nokta ise okulların başarı oranlarını yükseltmek için çok farklı manipülasyona girmeleri. Kimi aynı çatı altında 3, 4 okul kurmuş, kimi de kazanan öğrenci sayısını artırmak için öğrencilerini harcamış...
Bu konuyu yarın ayrıntılarıyla ele alacağız.