Naki Özkan'ın "Postmodernizm, içerik değil görüntü mü?" sorusuna sosyolog Prof. Dr. Ali Akay "Evet" yanıtını veriyor.
Affedersiniz, o zaman bizim demokrasimiz de, demokratlığımız da postmodern. Bağımsızlık, tarafsızlık, çokseslilik, katılımcılık, özerklik, hak hukuk vs. hepsi içerikten yoksun birer görüntüden başka bir şey değil. Gerçek olan kafamızın içindeki dediğim dediklik ya da despotluk.
Alın size son haftanın olaylarından dört örnek!
* Birincisi, Anadolu Ajansı'nın başına gelenler. Tarafsız habercilik yapmaya çalışan, son zamanlarda bunun başarılı örneklerini veren AA'nın genç gazeteci kadrosu, bir dizi meşhur operasyonlarla ilgili soruşturmalar hakkında benzeri haberler yayımladı. Hükümet erkanından kimsenin sesi çıkmadı. Vakta ki, bu haberlerden birinin ucu bir bakana ve daha da üsttekilere dokunacak oldu, o zaman gocunan iktidar sahipleri AA'nın üzerine yürümeye kalktı. Bereket ki, Başbakan Ecevit, tepkiler üzerine gazeteciliğini anımsayıp soruşturmayı durdurdu.
* İkinci örnek, İstanbul Barosu'nun kapısına dayanan "Adalet" (Bakanlığı). F tipi cezaevi uygulamasını, yani infaz anlayışını eleştiren Baro yönetim kurulunu görevden almak üzere, Bakanlığın talimatıyla Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçiyor.
Baro'nun suçu Avukatlık Kanunu'nda belirtilen amaca aykırı davranmakmış. A kardeşim, bu avukatların işi müvekkillerinin haklarını korumak değil mi? O cezaevlerine konulanların vekilleri bu avukatlar değil mi? O infaz uygulamasına karşı müvekkillerinin haklarını savunmak bunların işi değil mi?
* Üçüncü örnek spordan: Bakanlar Kurulu'nun onayından geçen "Yüksek Spor Konseyi ve Spor Genel Müdürlüğü'nün Kurulması" hakkındaki yasa tasarısıyla, Futbol Federasyonu'nun özerkliği haşat ediliyor. Tasarı yasalaşırsa, Futbol Federasyonu Genel Sekreteri'ni bile kendi atayamayacak, başkan da gerektiğinde seçimle değil, atamayla gelecek.
Bu benmerkezcilik, bu sulta, bu despotluk merakı devlet gücünü elinde tutanlardan gelmiyor yalnızca. Bu tutku, sivil ve de bürokrat, tüzel ya da özel toplumun hemen bütün katmanlarının kafasının içine çöreklenmiş.
* Alın size dördüncü örnek, hem de özelden. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, tüzüğünü değiştirmeye hazırlanıyor. Pazar günü yapılacak kongrede yönetimin hazırladığı tüzükle, Divan Kurulu'nun "karar" ve "onay" yetkileri "uyarı" ve "görüş bildirme"ye dönüştürülüyor. Kısacası, katılımcı yönetimden benmerkezci yönetime...
Bir şiir
Hukukla edebiyatı birlikte götüren bir Yüksek Mahkeme Başkanı M. Naci Ünver'in yeni kitabı "Bir Sevda Masalı"ndan nihavend makamında bestelenmiş "Özlüyorum" şiirinden dizelerle kapatalım haftayı: "Özlüyorum bir tanem, / Haydi gidelim deyişini, / O güzel titreyişini, / Özlüyorum. // Biliyor musun bir tanem, / Seni özlemeyi bile / Çok seviyorum."