1 Şubat... Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün... 22 yıl önceydi...
22 yıldır sorular yanıtsız... Yanıtsız kalan sorularla, benim için her 1 Şubat’ta Abdi İpekçi yeniden öldürülüyor!
Birkaç gün önce Abdi İpekçi suikastıyla ilgili açılan yeni davadan bir şey çıkacağına siz inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. "Adam öldürme" suçuyla açılan bu davadaki sanık adları yıllardır ortalıkta dolanan adlar. Ağca’ya - medyamızın katkılarıyla - biraz daha "show" yapma olanağı sağlandıktan sonra bu da kapatılır.
Ve benim içimde 22 yıldır süregelen sorular büyür de büyür!
Onu öldürme, ortadan kaldırma kararını kim ya da kimler almıştı?
Kimler ve hangi amaçla?
Türkiye’nin dengesini bozmak, ölçüyü kaçırmasına yol açmak için mi?
Kimi birimler arasındaki hesaplaşmaya, güç kavgasına, iktidar çekişmesine ivme kazandırmak için mi?
Tarafları birbirine kırdırmak için mi?
Susurluk olayından sonra sık sık duyduğumuz deyişle "Vatan için mi?" Türkiye, kahraman katilleriyle gurur duyabilsin diye mi?
Yoksa bu ya da benzeri soruların yanıtları "devlet sırrı" mı?
Faili meçhul olmayıp da, "faili meçhul" diye adlandırılan daha nice cinayet için de çoğaltıyorum sorularımı. Benimkilerin arasına Abdi Bey’in kızı Nükhet’in soruları karışıyor. Onun sesini duyuyorum:
- Sizce kaç kuşak bizim cevapsız sorularımızla kalacak?
- "Devlet hukuku" dendiğinde, bizim çocuklarımızın tepkileri ne olacak? Değer yargılarını neye göre oluşturacaklar?
- Biz cinayetlerin cezasızlaştırılması için, canilerin buharlaşıp görülmez olabileceklerini, bir ahlak kuralına ya da bir kimya kuralına sığdırabilecek miyiz?
- Kendi evlatlarını parçalayan bu vatanın korunması, bu devletin üstünlüğünün korunması gerektiğini çocuklarımıza nasıl öğreteceğiz?
- Bir vatandaş olarak, benim bu vatana karşı görevim ne olabilir?
Hepiniz içinizde bu ya da benzeri soruları çoğaltabilirsiniz.
Toplumsal belleği zayıf bir ülke olduğumuz ortada. Ama gelecekte var olabilmenin yolu, geçmişle hesaplaşmaktan geçiyor.
Bunu unutmamakta yarar var.