
|


Şunlu bunlu meyhanelerde sahneye çıkmış olabilir, beş çayına Semra Hanım’a da gidebilir ama...
‘Kadın müşterilerimle yatarım’
Meyhane şarkıcılarının öncüsü Cenk Eren, kendisini yeterli sertlikte buluyor, izleyicilerini de evine götürüyor
Ahmet Tulgar
"Türkiye’de sert erkek şarkıcı tanımıyorum"
Mahsun Kırmızıgül’ü leopar ceketle görmüşsünüzdür. Şimdi bu sert mi yani? Semra Özal’ın gününe gittim. çaya. Ama Semra Hanım "gayfriendly mi", bilemem. Ben Arto, Aydın, Fatih Ürek kategorisinde değilim. Sezen Aksu bence sadece kendi çevresine samimi davranıyor.
Cenk Eren, "Etiler Meyhaneler Cumhuriyeti"nin öncüsüydü. Yani bir çeşit "burricador novi tempi"; dedikodulu, keyifli, televoleli, kağıt peçeteli "yeni zamanların habercisi." Her devrim gibi "meyhane devrimi" de yozlaşıp, "masanın üstüne çıkma sektörü"ne dönüşünce Eren gece kulüplerine sürgüne gitti.
Sürgündeki Cenk Eren’le söyleşimiz zaman zaman buluşmalar, zaman zaman kaçışmalar şeklinde sürdü. Üzerine konuşamayacağınız şeylerin "üzerine susmalısınızdır." O zaman o suskunluk bile çok şey ifade eder. Ben susamadım. Sordum. O ise hiç beklemediğim cevaplar verdi. Ama cevaplarının çoğu gürültülü bir suskunluktu.
Siz şunlu bunlu meyhaneler ekolünün öncüsüydünüz. Neden bıraktınız? Meyhanelerde dejenere bir eğlence tarzı başladı. Masaların üstüne çıkmalar falan, o da beni rahatsız etti. Şimdi gece kulübü demeyelim ama iyi yemek olan, herkesin ne ödeyeceğini bildiği, masanın üstüne çıkmanın yasak, ciddi boyutta yasak olduğu yerlerde çalışıyorum.
Neden masanın üstüne çıkmak yasak? O kesinlikle yasak.
Bodyguardlar mı koşup indiriyor biri çıkarsa? Hayır. Ben bir-iki kelime ediyorum sahneden. Bu masanın üstüne çıkma olayı benim zamanımda başladı ama sonra bunu sektör haline getirdiler.
"Masa üstüne çıkma" bir sektör oldu yani... O masanın üstüne bir örtü serili. O insanlar orada yemek yiyorlar. Ve o insanlar tuvalete gidip geliyorlar. Sonra da masanın üstüne çıkıyorlar.
Anladım. Hijyenist bir tavır sizinki. Ayrıca kaza geçirebilirler düşüp. Masanın üzerindeki çatal bıçak kalbine saplanabilir. Hadi buyurun, cinayete sebep verirsiniz.
Normalde bir şarkıcı sahneden müşteri trafiğine karışmaz ama. Benim öyle misyonlarım var. Kontrol ediyorum. Mesela Sezen Aksu İstanbul’da Oba’da ya da Ankara’da içkili yerlerde öyle bir müdahale ediyordu ki, garsonlar sürünerek servis yapıyordu. Bu benim tasvip edeceğim bir şey değil. Konserde şarkıcıyı sessizce dinlemek doğru ama madem içkili bir yerde çalışıyorsunuz, garson tabii ki servis yapacak. Ya da orada çıkmayacaksın sahneye.
Arto, bana bir kere "Ben şarkıcı değil, animatörüm" demişti. Siz kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? İyi şarkı söylediğimi düşünüyorum. Ama iyi bir sanatçı olduğumu söyleyemem. Ben insanları eğlendirmesini bilen şarkıcıyım. Kenan Doğulu, Serdar Ortaç, Fedon, Hayko gibi hem iyi şarkı söyleyen hem de eğlendiren erkekler içine katarım kendimi.
Albüm de yaptınız, değil mi? Niye yaptık biz albümü? Büyük şehirlerde gecelerden tanıyorlardı beni. Ama Samsun’daki bir kişi veya Yozgat’taki Ayşe Hanım veya Balıkesir’deki Fatma Hanım beni bilmiyordu. İstedik ki tanısınlar.
Neden klibinizde Nükhet Duru’yla oynadınız? O tamamıyla benim gidip arsız bir şekilde Nükhet Duru’nun üzerinde yaşamamla olmuş bir şey. Nükhet Duru’nun yorumuna hayranım. Bir de onun samimi olduğuna inanıyorum. Hem şarkı söylerken hem normal hayatında.
Samimiyetsizliği hemen farkediyorsunuz yani. Çok çabuk farkediyorum.
Sezen Aksu samimi değil mi mesela? Çevresine samimidir diyebiliriz.
Belden aşağı şaka pek yapmıyorsunuz sahnede. Ama Arto, Aydın, Fatih Ürek bu şekilde eğlendiriyorlar seyirciyi. Seyirci de hoşlanıyor. Ben de sayayım örnekleri. Kenan, Serdar, İzel, Hayko, ben. Bir kategoriye sokacaksam kendimi, bu kategoriye sokuyorum. Seviyeli şov yapanlar kategorisine. Çünkü ben şarkı söyleyebiliyorum.
Gece hayatında çok para harcanıyor. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? İşte bunları Zekeriya Temizel’e sormak lazım. Onlar o banka hortumlayanlar işte. Ben de onları bizim mekanlarımızda müşteri olarak gördüm. Rahat kazandıkları için rahat harcıyorlardı. Ben mesela çok dikkatli harcıyorum. Ben servet düşmanlığı yapmam, yapanı da yadırgarım. Türkiye’de hakkıyla para kazanan insanlar vardır ama parayı hakkıyla kazanmayanlar da çok fazladır.
Dikkatli para harcadığınıza göre gelecek korkunuz olmalı. Bizim yaptığımız işler çok gelip geçici. Bu yüzden yatırımlar yapmaya çalışıyorum. Araba, ev.
Evcimen misinizdir? Evden çıkmayan bir adamım. Evin dekorasyonuyla ilgilenirim. Yemek yapmayı severim. Şamdanda mum yakar, ayaklı kadehimi koyar, şarabımı açar, tek başıma da bu şekilde yemek yerim.
Çok sık yalnız kalır mısınız? Hep yalnızım.
Semra Özal gelmez mi çaya, kahveye? Hayır. Semra Hanım beni sever, ben de Semra Hanım’ı çok severim ama sadece benim çalıştığım yerlere gelir. Ama ben Semra Hanım’ın evine gittim.
Gece daveti? Hayır, gündüz, çaya.
Güne gittiniz yani. Şehrazat vardı, Müge Çam vardı, Semra Hanım’ın bir dostu, İzzet Çapa, ben.
Semra Hanım, Amerikalılar’ın tabiriyle "gay friendly", eşcinsel dostu galiba. Ona sormak lazım bunu.
Yani Fatih Ürek, Arto, hepsi arkadaşı. Semra Hanım, Candan Erçetin’i de çok sever.
Şarkıcılar seyirciye cinsel işaretler gönderirler. Şarkıcı bir arzu nesnesidir. Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses bile seksi olmak zorundadır . Onlar abartılı bir erkeklik imgesi sunarlar. Siz nasıl bir cinsel imge sunuyorsunuz? Kadınlar sahnedeki erkeği hoş, yakışıklı görmek isterler.
Kadınlar sizi parçalamak istiyorlarmış mesela. Kadınlardan çok fazla...
Ama siz Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses gibi "tough guy" yani sert erkek değilsiniz. "Softie" diyebiliriz size, hadi zarif diyelim. Sizi parçalamak isteyen kadınlar farklı bir duyarlılıkta olmalılar. Sanmıyorum. Mahsun Kırmızıgül’ü leopar ceketle görmüşsünüzdür herhalde. Bu sert mi? İbrahim Bey’in çok şık, Versace ceketlerini biliriz. Ceketindeki payetleri. Ya da eskilere gidelim, Erol Evgin’in, Erol Büyükburç’u ceketlerini. Çok maço şarkıcı yok. Tarkan’la Mahsun Kırmızıgül arasında çok bir fark görmem.
Sahnede sizi parçalamak isteyen kadınlardan beraber olma teklifi geliyor mu? Tabii.
Evinize götürüyor musunuz? Tabii. O elektriklenmedir. İki tarafın da şartları uygunsa, ben de "Gel" derim.
Ben bu soruyu Mahsun Kırmızıgül’e sordum, İzzet Yıldızhan’a sordum. Bütün maço şarkıcılara sordum. Hepsi... "Olur mu öyle şey, onlar bizim müşterimiz" demişlerdir.
Evet. Peki, evde o sizi parçalamak isteyen kadınlar emellerine nail oluyorlar mı? Müsaade edersem. O benim kendi fantezime kalmış bir şey. Veya ben parçalarım.
Ben halbuki sizi gay sanıyordum. Yaaa. Genelde bana bunu pek söylemezler.
PAZAR


Karl Marx yine ‘in’ mi oldu?
KİM NE OKUYOR?..
‘İstenmeyen adamım’
‘Pis moruk’tan şiirler...
VİTRİN
‘İstanbul, benim anılarım’
Pabuç Asya’ya atıldı
Hırlısı yok hırsızı çok
‘Postmoderen Türkiye’
‘Kadın müşterilerimle yatarım’

The Right Stuff
Güzel kadınlar da mutsuzdur!
Müzik dinlesinler ki edebiyat konuşalım
Napoli’nin melodileri, yeryüzünün sesleri
O’nun sesiyle dönüyor dünya
Leonardo’nun şefi Selahattin Erdem
Dişi bekçi köpekleri ya da yeni feministler
Tül perde gerisinden bakış
Nazım Hikmet tartışması
F.Ö. / F.S. (Fatih’ten önce... Fatih’ten sonra)
"Salaklık Üstüne Deneme"
Elleriyle düşünen kadın
SAYFA BAŞI

|
|

|